E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Adnan Küçük

31 MART SEÇİMLERİ: DERSLER, MESAJLAR, TEPKİLER, RUH KAYBI (4)
10 Mayıs 2024 Cuma

Kibir Hastalığı

Kibir, genellikle “kişinin kendisinde mevcut olmayan bir üstünlüğü, kemâlâtı, varmış gibi göstererek kendisini başkalarından üstün tutmaya çabalaması” şeklinde tanımlanır.

Kur’an’da insanın kibirlenmesi şiddetle kınanmıştır. İnsanın kemâlâtı; olgunlaşması yolunda önüne çıkan ahlâkî engellerden biri, hatta en tehlikelisi kibirdir.

Kibir, her ne kadar insanın iç dünyasında meydana gelen bir problem gibi görülebilse de, modern psikolojinin de kabul ederek üzerinde vurgulu şekilde durduğu, bazı kereler yıkıcı, acımasız bir karakter hali şeklinde tezahür edebilmektedir.

Modern psikolojide kişilik bozukluğu olarak görülen kibirlilik haline sahip kişi, tevazudan uzaktır, kendini mükemmel kişilik olarak görür, bu sebeple de her türlü eleştiriye kapalıdır. Sürekli sahip olduğunu düşündüğü yeteneklerini ve başarılarını abartan, hasetçilik ve gururluluk halleri ile bütünleşen kibirli kişi, sürekli başarı, güç, güzellik, zekâ vb. ile ilgili fanteziler kurarak, insanların dikkatlerinin ve beğenisinin kendi üzerinde olmasını arzu eder.

Toplumsal, manevi, ahlâkî ve kültürel dünyamızda, kibir şeytani bir vasıf olarak görülür ve şiddetle nefret edilir. Kişiler, kibirle anılmak istemezler. Kibirlilik, toplumda, kendisinden nefret edilen, uzak durulan, lanetli bir haldir. Kibir, kalpleri ve kalpten kalbe kurulan gönül köprülerini yıkan, tahrip eden bir insan halidir.

Kibrin karşıtı, tevâzu’ ve alçak gönüllülüktür. Mevlana, tevâzu’ ve mahviyette toprak gibi ol!” der. Mevlana’ya göre, “Bahar mevsiminde bir taş yeşerir mi? Toprak gibi mütevâzi ol ki senden renk renk güller ve çiçekler yetişsin!”.

Tevâzu’, sahibini iyilikte, fazîlette zirveye çıkarır, insanın ahlâkına kıvam verir. Mütevâzi insan, cömerttir, merhametlidir, diğer insanlara yukarıdan bakmaz, onların hali ile hallenir, sıkıntılarını paylaşır, onlarla güçlü manevi gönül köprüleri kurar. İnsanlar, tevâzu’ sahibi kişileri gönülden severlerken, kibirli kişilerden nefret ederler. Toplumda en çok nefret edilen kişilerden bir kısmı da, kibirlerini, tevâzu’ sahibi görünerek gizleyen kişilerdir.

AK Partinin en belirgin kurucu değerlerinin başında tevâzu’; alçak gönüllülük gelmekte idi. Partili yöneticiler, halkla gönülden samimi kucaklaşmalar yaparlardı. Kibir, gurur, tenezzül etmeme gibi tevâzu’ ve alçak gönüllülükle bağdaşmayan marazî haller AK Parti kapısından içeri giremezdi. Bu hasletlerle sahici bir şekilde bütünleşen AK Parti, uzunca süre halkın büyük ekseriyetinin gönlünde taht kurarak, sarsılmaz gönül köprüleri inşa ederek, güçlü taban desteği ile hem seçimden seçime başarılara imza attı, hem de ülkemize ve milletimize çok büyük hizmetler, kalıcı, büyük eserler kazandırdı.

Güç, maalesef çoğu insanlarda kibir, gurur, enaniyet, bencillik, vd. kötü alışkanlıkların insanlara arız olmasına sebep olabilmektedir. Güçlenen, kavak gibi başı yukarılara doğru uzayan insanlar, tevâzu’dan uzaklaştıkça, bu kişiler partili ise ait oldukları partili yöneticilerde geniş halk tabanından kopmalar yaşanmaya başlar.

Partiler, sadece üyeleri ile değil, parti iktidarının atadığı bürokratlar ve onların tavırları ile de bütünleşirler. Her bir bürokratın olumlu ya da olumsuz tavrı, bu tavra muhatap olan toplumsal kesimler tarafından iktidar partisine mal edilir; onun tavrı olarak değerlendirilir.

Güç yoğunlaşmasının yaşandığı AK Parti’de, 22 yıllık iktidar süresince ülke yönetimine hükmetmek, sürekli kazanmak, bazı partili yöneticilerle üst düzey bürokratlarda, kibir, gurur vb. halktan uzaklaşmaya, halka yukarıdan bakmaya sebep olan haller tezahür etti.

Bu mevzu ile alakalı Gazeteci Ergun Yıldırım’ın tespitlerine yer vermek istiyorum:

“Muhafazakâr sosyoloji, Ak Parti ile ciddi imkânlara sahip elitler ortaya çıkardı. … Kurucu ruhunda adalet, refah, İslâmiyet’le uzlaşan devlet, dini özgürlükler, gayri Müslim hakları, demokrasi gibi ilkeler var. Bu ilkeler ile bunu temsil eden elitler arasında tutarsızlıklar artmaya başladı. İbn Haldun'un lüksleşme ve konforla gelen dejenerasyon diyor buna. Elitizm, ‘kibir’, şımarıklık buradan doğar. Bunlar siyasal elitleri onu yukarıya taşıyan sosyolojiden koparır” (İrtifa Kaybının Kökenleri, Star Gazetesi, 03.04.2024).

Kibrin bürokraside insanlara yönelik tahrip edici bazı tezahür şekillerini test etmek maksadıyla, çoğu kişilere şunu soruyorum:

“Neden, hak mahrumiyetlerini belediye başkanına, valiye, ilgili daire başkanına, genel müdüre, müdüre, partili yöneticilere vd. giderek anlatmıyorsun?

Bu soru karşısında aldığım cevaplar genellikle şu şekilde olmaktadır:

“Ulaşamıyorum, bir şekilde ulaşsam da muhatap alınmıyorum, ilgilenmiyorlar, tamam yapacağız deyip gönderiyorlar, ama hiçbir şey yapmıyorlar, bizleri hakîr, aşağı görüyorlar”.

Bunlar, AK Parti’nin, kurucu değerlerinden uzaklaşarak halktan kopması demektir. Bu siyasî bir marazî haldir. Bu hal devem ettiği takdirde, AK Parti erimeye devam edecektir.

Nitekim Sayın Erdoğan, bu mevzu ile alakalı şu vurgulu belirlemeyi yapmıştır:

“‘Kibir hastalığı’na maruz kaldık. Buradan başlayarak; il, ilçe, belde teşkilatlarına, belediye başkanlarımıza, milletvekillerimize, hatta bürokrasiye uzanan bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Oysa milletin sinesinden doğmuş bir siyasi partinin en büyük düşmanı vatandaşla arasına duvarlar örmesidir. Hangi konumda olursa olsun bu partide hiç kimsenin ‘layüsel’ olmadığını milletimize göstereceğiz”.

Keçiören’li bir seçmenin tepkisine yer vereceğim: “(AK Partililer) kibirliler. Kibir nedir biliyor musunuz? ‘Sen benden değilsin, sen aşağılıksın” diyorlar. “Algı bu şekilde”.

Kanaatimce en temel ve AK Parti camiasında kabulü en zor teşhis bu olsa gerek. AK Parti, bu marazî hal ortadan kaldırılmayarak, kuruluş misyonundan uzaklaştığı ölçüde, hem iktidardan düşer, hem de devamında ANAP benzeri bir âkıbetle karşılaşabilir. Bu çok temel bir konudur. Bu konunun ihmal edilmesi, AK Parti’nin sonunu getirir. AK Parti’nin varlığını ve iktidarını istikrarlı ve kalıcı bir şekilde sürdürebilmesi, bünyesinde tezahür eden kibirlilik halinin mevcudiyetini kabullenerek, bunu kökten izale edecek ıslahata yönelmesine bağlıdır.

AK Parti İktidarı Döneminde Menfaat Şebekelerinin İhya Edildiği İddiaları

Genellikle bütün siyasi iktidarlar döneminde, partili yöneticilerle bürokratlar hakkında en yaygın yapılan ithamlar, bunların haksız menfaat ilişkileri içine girdikleri, daha önceleri mali yönden zayıf oldukları halde, belli makamlara geldikten sonra, haksız yollarla çok büyük servetlere kavuştukları yönünde iddialar ortaya atılır.

Peki, bütün bu iddialar mutlak ve kesin olarak doğru mudur?

Muhtemelen doğru olanlar vardır. Ama bu yöndeki iddiaların tamamının doğru olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Ayrıca bu ilişkilerin çoğu hileli, hülleli, karşılıklı rıza temelli “al gülüm ver gülüm” tarzında karşılıklı kazanç temelli olduğu için, bunların ispatı da zordur. Bunların çoğu, idari ya da adli soruşturmalara da konu olmamaktadır. Bütün bunların kapsamı ne kadardır; iddiaların ne kadarı asılsız, ne kadarı doğrudur, ne kadarı iftira, karalama, ne kadarı gerçek bilgiyi yansıtmaktadır? Bunların peşin olarak bilinebilmesi pek mümkün değildir. Bu vesileyle, bu yöndeki iddialara sürekli ihtiyatla yaklaşırım.

Meramımı daha iyi anlatmak için, bir hatıra paylaşmak isterim. Şu anda her ikisi de vefat eden iki kişiden birisinin diğeri hakkında benzer iddiaları olur. Haksız menfaat sağlama ithamına muhatap olan kişi eski bir belde belediye başkanıdır. Aslında belediye başkanlığı yapan ve hacca da gitmiş olan bu kişiye, …hoca diye de hitap edilmektedir. İthamlar genel olarak şu şekildedir: “filan ilde oteli var, filan şehirde onlarca dairesi var, başkan olduktan sonra saray yavrusu bir ev yaptırdı, satın aldığı arazilerin miktarı bile bilinmiyor vs”.

Yıllar sonra, bu iki kişi aynı siyasi partide buluştular ve Ankara’ya bir iş için beraber geldiler. İşlerini hallettikten sonra, bu iki kişiden birisi ile karşılaştım; bana dediği şu oldu:

“Hocam, biz eski belediye başkanı …hocanın günahını almışız. Ankara’ya beraber geldiğimiz bu kişinin üzerindeki takım elbise en az on yıllıktı. Hakkında söylediklerimiz doğru olsaydı, bu kişi Ankara’ya bu kıyafetle gelmezdi”.

Şimdi, muhtemelen siyasilerle ve bürokratlarla alakalı söylenen haksız kazanç iddialarının birçoğu bu mahiyettedir. Bu sebeple, hukuki yollarla ispatlanmayan, kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilmeyen hiçbir iddianın doğruluğuna inanmam. Bu vesileyle de bu tür itham ve suçlamalardan sürekli uzak durdum. Masumiyet karinesi de bunu gerektirir.

Fakat her ne kadar gerçeklik bu yönde ise de, insanların ağızları kapatılamıyor. Ağzı olan konuşuyor.

Bir gün birisi bana dedi ki, “filan siyasetçinin siyasi yollardan elde ettiği haksız kazanç miktarı yüz milyar dolar”.

Ona dedim ki, bu söylediğine vicdanen inanıyor musun; bunun mümkinatı var mıdır?

O da dedi ki, “filan haber sitesinde böyle yazıyor”.

Ben de dedim ki, “sen basit birisi değilsin; Prof. düzeyinde bir akademisyensin, her okuduğunun doğru olduğuna inanman, senin bu akademisyenlik kimliğinle bağdaşmıyor. Hem bu bilgiler yanlışsa, ahirette bunun hesabını nasıl vereceksin”?

Maalesef, bütün bu söylenenler, doğru olmasa da, söylemler çoğaldıkça, güçlü algılar oluşuyor. Burada söylenenlerin doğru olup olmadığından ziyade, meydana getirdiği algılar, toplumda etkili oluyor. Unutmayalım ki, siyasete yön veren en etkili unsurlar, bir iddia ve söylemin doğru ya da yanlış olması değil, bu söylemlerin meydana getirdiği “algı”lardır.

Bir de, özellikle her türlü medya araçları genellikle kamplaşmacı şekilde muhtelif gruplara bölündükleri, bu konuda bir ayrışma oluştuğu için, bir tarafın ortaya attığı yalan ve iftiraların, haksız karalayıcı sözlerin aksi, karşı medya cenahında yer almadığı, hatta mahkemelerde ispatlansa da, diğer medya kesimi bunu gündeme getirmedikleri için, takipçilerinin bu bilgilere ulaşmaları da söz konusu olamamaktadır.

Bir gün bir konuda bir kişi belli bir siyasi ile alakalı iftira içerikli bir iddia ortaya attı. Sonra bunun asılsız olduğu sabit oldu ve bu durum belli bir kesim medyada gündeme geldi. Diğer medya grubu bunu dile getirmediği için, bu medya gurubunu takip eden kişi ile aynı konuyu konuştuk. Bu kişi kendi medya grubunda yazılanları bana anlattı. Ben de kendisine bunun böyle olmadığının anlaşıldığını kendisine söyleyince, haberim yoktur, okumadım dedi. Farklı medya gruplarını takip edenler, diğer medya araçlarını takip etmeyince, çoğu yalan yanlış bilgi ve haberlerin doğru olduğu konusunda kesin inanç sahibi olmaktadırlar.

Medyadaki bu kamplaşmacı yapı ve kamplaşmacı okuyucu kitlelerinin söz konusu olmasına bağlı olarak, bir medya grubunda dillendirilen çoğu asılsız iddiaların doğru olduğu yönünde, o iddia mutlak ispatlanmış gibi algılar oluşmaktadır. Bu algılar, siyasetle ilgilenen kişilerin eğilimlerinde belirleyici olmaktadır.

Bütün bu genel belirlemelerden sonra meseleyi AK parti özelinde değerlendireceğim.

Bence ciddiye alınması icap eden ve diğer etkenlerle birlikte tepki kartopunu besleyici mahiyette olan bir etken de, AK Parti teşkilatlarında, belediyelerinde, bürokraside, parti yönetiminde menfaat şebekelerinin yuvalandıkları, bunların, partiyi, teşkilatları, belediyeleri, bürokrasiyi esir aldıkları yönünde çok yaygın söylem ve algıların mevcut olmasıdır.

Bu mevzu ile alakalı çarpıcı bir açıklamaya daha yer vereceğim; o da şudur:

“AK Parti teşkilatları ve belediyelerle ilişkili olan, bu çevrelerle ilişki içinde olan bazı çevreler, kesimler, kişiler de benzer söylemleri dile getiriyorlar”.

Ben bu yöndeki tespitleri, kendim yüzde yüz doğru olduğuna inanarak söylemiyorum. Muhtemelen kısmen doğruluk payı olabilir. Esasen hemen hemen bütün siyasi iktidarlar döneminde benzer ilişkilerin yaşandığı bir vakadır. Bu sadece AK Parti iktidarı ile sınırlı bir tespit değildir. Burada vurgulamak istediğim; bu yöndeki iddiaların, çok ciddi ve AK Partiye ağır zararlar verebilecek düzeylerde algılara sebep olduğunu belirtmek isterim. Burada önemli olan bu tür ilişkilerin mevcut olup olmadığı, az ya da çok olduğu değil, bu yöndeki şaibelerin olduğuna yönelik güçlü algıların mevcut olmasıdır. Bu algılar güçlendiği ölçüde, AK Parti iktidarının gerileme süreci, diğer etkenlerle bütünlük içinde hızlanacaktır.

Keçiören’de bir seçmen niçin CHP’ye oy verdiğini şu cümlelerle ifade etmektedir:

“(CHP’li başkanlar) Dürüsttürler, en azından işçisine, memuruna sahip çıkıyorlar, iyi çalışıyorlar, çalıp çırpmıyorlar, bunun için CHP’li başkanları beğeniyorum”.

Bu, bir algıdır. Bu algı sebebiyle, seçmenler suçlanamaz. Yapılması gerekenler, farklı algıların oluşmasını sağlamaktır. Olguların doğru ya da yanlış olmasının bir önemi yoktur. Seçimlerde genellikle oy eğilimleri, doğru olan olgularla değil algılarla şekillenmektedir.

Unutmayalım, bir partide bir hastalık varsa, her şeyden önce bunun teşhisi ve sonra da tedavi edilmesi gerekir. Teşhis olmadan tedavi olmaz. Şayet, bir hastalık yoksa, yapılması gereken, bu hastalığın olmadığı konusunda geniş kesimlerin ikna edilmesidir. Şayet bir hastalık varsa, önce bunun bütün boyutları ve ciddiyet derecesi ile isabetli olarak teşhisi, sonra da tedavisi gerekir. Aksi halde, gemi su almaya devam eder.

Tekrar söylüyorum, ben doğruluğunu bilmediğim hiçbir soyut iddiaya inanmam. Ama herkes de Adnan Küçük değildir. Bu tür iddiaların doğruluğuna inanacak o kadar çok kişi var ki, bunlar bu iddialardan etkilenmekte, algıları bu iddialarla şekillenmektedir. Bu vesileyle bu algıların yıkılması ya da en azından mümkün mertebe zayıflatılması, azaltılması AK Parti’nin geleceği açısından son derece önem arz etmektedir. Bunun nasıl olacağını belirlemek işi bu partinin yöneticilerinden en alttaki üyelerine, gönül verenlerine aittir.

Bir hususu daha belirtmek isterim. Bu yöndeki iddialar, sadece AK Parti’ye yönelik değildir. Geçmiş yıllarda iktidara gelen, CHP, ANAP, Doğruyol Partisi, vd. partiler hakkında da benzer iddialar yapılmıştır. Hatta şu anda, CHP’li belediye başkanlıkları, partili yöneticiler hakkında da benzer iddialar söz konusudur. Bu vesileyle, bu iddiaların muhatabı sadece AK Parti değildir. Fakat AK Parti’nin isminde yer alan “ADALET” kelimesi ve bu partinin kurucu ilkeleri bu iddialarla uyumlu olmadığı için, bu algılar AK Partiye zarar vermektedir.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 18185 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
31 MART SEÇİMLERİ: DERSLER, MESAJLAR, TEPKİLER, RUH KAYBI (3)
4/30/2024
31 MART SEÇİMLERİ: DERSLER, MESAJLAR, TEPKİLER, RUH KAYBI (2)
4/20/2024
31 MART SEÇİMLERİ: DERSLER, MESAJLAR, TEPKİLER, RUH KAYBI(1)
4/9/2024
“ZİBİDİ”LİK İTHAMINI SAHİBİNE AYNEN İADE EDİYORUM!
3/29/2024
31 MART SEÇİMLERİ DEM’LENEN CHP İÇİN HÜSRANLA SONUÇLANABİLİR
3/21/2024
6 ŞUBAT 2023: UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ (3)
3/7/2024
6 ŞUBAT 2023: UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ (2)
2/20/2024
6 ŞUBAT 2023: UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ (1)
2/6/2024
TERÖR ÖRGÜLERİ İÇİN ÖNEMLİ OLAN İDEOLOJİ DEĞİL KULLANILIR APARAT OLMALARIDIR
1/22/2024
İŞGALE MEŞRU MÜDAFAA, HAKLI DİRENİŞE DE TERÖRİZM DENİYOR
1/10/2024
CUMHURİYET HALK PARTİSİ İSMİNİ KORUMA KANUNU ÇIKARILMALI
12/25/2023
CAN ATALAY VAKASINDA NİHAÎ ÇÖZÜM TBMM’NİN DEVREYE GİRMESİDİR
12/14/2023
GAZZE’DE MÜSTEMLEKE GÜÇLERİN GERÇEK KİMLİĞİ PAZARA SERİLDİ
11/27/2023
EĞİTİMİMİZİN TEMEL SORUNLARI: DİN EĞİTİMİ VE ÖĞRETİMİ (3)
11/13/2023
EĞİTİMİMİZİN TEMEL SORUNLARI: DİN EĞİTİMİ VE ÖĞRETİMİ (2)
10/22/2023
EĞİTİM SİSTEMİMİZLE ALAKALI DEĞERLENDİRMELER: MEB’İN ÜCRETSİZ KİTAP DAĞITMASI (1)
9/22/2023
OTORİTER MİLİTAN LAİKÇİ KİMLİKLE BÜTÜNLEŞTİRİLEN KARMA EĞİTİMİN ÇOĞULCULAŞTIRILMASI
8/8/2023
15 TEMMUZ RUHU GÜCÜNÜ NE ÖLÇÜDE KORUYOR?
7/15/2023
DEPREM BÖLGESİ HATAY’DA BAYRAM VE HÜZÜN BİR ARADA
6/30/2023
CHP İktidar Olabilir mi?
6/20/2023
14 VE 28 MAYIS SEÇİMLERİ: “SAHTE” VE ÇELİŞKİLİ SİYASETİN YENİLGİSİ
6/6/2023
KILIÇDAROĞLU’NUN SEÇİM STRATEJİSİ: “KİMLİKSİZLİK VE OMURGASIZLIK”
5/23/2023
14 MAYIS SEÇİMLERİNDE REHAVETE KAPILAN KAYBEDER
5/9/2023
CHP VE HDP’NİN ÖZERKLİK VAADİ: TÜRKİYE’NİN PARÇALANMASININ ÖN AŞAMASI MI?
4/26/2023
MİLLET İTTİFAKININ PKK GÜDÜMLÜ HDP’YE MAHKÛMİYETİ
4/13/2023
14 MAYIS SEÇİMLERİ: İYİCE PRESLENEN İYİ PARTİ İLE HDP İTTİFAKI
4/1/2023
KAHRAMANMARAŞ DEPREMİ: BİRİNDEN NUR AKAR, BİRİNDEN KİR (3)
3/15/2023
KAHRAMANMARAŞ DEPREMİ: BİRİNDEN NUR AKAR, BİRİNDEN KİR (2)
3/4/2023
KAHRAMANMARAŞ DEPREMİ: BİRİNDEN NUR AKAR, BİRİNDEN KİR (1)
2/21/2023
VAKİT, KİN VE HUSUMET DEĞİL, DUA VE VEFA VAKTİDİR
2/10/2023
BAŞÖRTÜSÜNE ANAYASAL GÜVENCE SAĞLANMASINA GEREK VARMI?
1/27/2023
6’LI MASANIN 6+1 FORMÜLÜ YÖNETİMDE NE KADAR İŞLEVSEL OLABİLİR?
1/12/2023
İMAMOĞLU, MENDERES VE ERDOĞAN’IN MAHKÛMİYETLERİ: HANGİSİ MAĞDUR?
12/25/2022
CHP GAYRI MİLLÎ BİR PARTİ MİDİR?
12/12/2022
SAHİPSİZ KÖPEKLERE BARINAK YAPMAYAN BELEDİYE BAŞKANLARININ GÖREVLERİNE SON VERİLMELİ
11/28/2022
PKK DİYE MÜSTAKİL BİR TERÖR ÖRGÜTÜ YOKTUR: “NOKTA”
11/17/2022
AB ÜYESİ ÜLKELERİN POLİTİKA ÜRETME YETERSİZLİĞİNİN AĞIR BEDELLERİ
11/8/2022
AİLENİN SAPKINLIK VE SALDIRILARA KARŞI KORUNMASI: 30 EKİM YÜRÜYÜŞÜ
10/28/2022
AVRUPA ADALET DİVANI: SEVSİNLER SİZİN ÇOĞULCULUK ANLAYIŞINIZI
10/16/2022
CHP’NİN KİMLİĞİNİ BİLEN VAR MI? (6)
10/5/2022
CHP’NİN KİMLİĞİNİ BİLEN VAR MI? (5)
9/25/2022
CHP’NİN KİMLİĞİNİ BİLEN VAR MI? (4)
9/14/2022
CHP’NİN KİMLİĞİNİ BİLEN VAR MI? (3)
9/4/2022
CHP’NİN KİMLİĞİNİ BİLEN VAR MI? (2)
8/24/2022
CHP’NİN KİMLİĞİNİ BİLEN VAR MI? (1)
8/13/2022
NATO’NUN KURULUŞ AMACI VE TERÖRİZMLE İMTİHANI (5)
8/2/2022
NATO’NUN KURULUŞ AMACI VE TERÖRİZMLE İMTİHANI (4)
7/23/2022
NATO’NUN KURULUŞ AMACI VE TERÖRİZMLE İMTİHANI (3)
7/13/2022
NATO’NUN KURULUŞ AMACI VE TERÖRLE İMTİHANI (2)
7/3/2022
NATO’NUN KURULUŞ AMACI VE TERÖRLE İMTİHANI (1)
6/22/2022
AMERİKADA BİR CİNSEL SAPIK DAHA “VAHŞİCE” İDAM EDİLDİ(!?!?)
6/10/2022
II. ABDÜLHAMİD: MUTLAK İSTİBDADÇI, KIZIL SULTAN MI?
6/2/2022
EVLADLARINI BU VATAN UĞRUNA ŞEHİD VERENLER İÇİN EN ACI OLAN…
5/26/2022
DEMOKRATİK YOLLARLA DEMOKRASİYE GEÇİŞ: 14 MAYIS 1950
5/17/2022
İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN FESHİ KARARININ İPTALİ: YENİ BİR 367 VAKASI OLUR
5/7/2022
VAAAYYY BEEEE OSMAN KAVALA MELEKMİŞ(!?!?)
4/27/2022
PAÇALARI KANLA KİRLİ BİR ÜLKE “TÜRKİYENİN SİCİLİ BOZUK” DEMİŞ
4/20/2022
MANSUR SAVAŞ’IN CUMHURBAŞKANLIĞINA ADAY OLABİLME İHTİMALİ VAR MI?
4/12/2022
PAKİSTAN’DA NELER OLUYOR?
4/5/2022
GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM: SİSTEMİN “FİŞ”LE CİHAZA BAĞLANMASI
3/27/2022
AYM’NİN MEVCUT HÜKÜMET SİSTEMİNİ KİTLEYEN KARARI
3/19/2022
UKRAYNA: BÜYÜKLER TEPİŞİR, OLAN KÜÇÜKLERE OLUR!
3/11/2022
GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM AÇIKLAMASI: BOOOOM
3/4/2022
TÜRKİYE’DE MUHALEFET NEDEN İKTİDAR OLAMIYOR?
2/25/2022
HDP AYM TARAFINDAN KAPATILMAZSA NE OLUR?
2/17/2022
İNSAN HAKLARI AVRUPA SINIRLARINDAN İÇERİ GİREMİYOR!!!
2/9/2022
DEMOKRASİ NEREDEN GEÇER; DİYARBAKIRDAN MI YOKSA…?
2/2/2022
İNANANLARIN İNANCINI YARALAYAN SERÇE (!?!?)
1/26/2022
ENES KARA İNTİHAR ETTİ, CEMAAT VE TARİKAT DÜŞMANLIĞI DEPREŞTİ
1/19/2022
TÜRKİYE’DE BAŞKANLIK (CUMHURBAŞKANLIĞI) SİSTEMİ NEDEN YERLEŞEMEDİ?
1/12/2022
CHP, HALA DİNDARLAR İÇİN KORKUTUCU VE ÜRKÜTÜCÜ
1/5/2022
CHP’NİN “FETÖCÜLERLE DE HELALLEŞMEK” POLİTİKASI
12/29/2021
TÜRKİYE’DE İTTİFAKLAR VE MİLLET İTTİFAKI-HDP İLİŞKİSİ
12/22/2021
QUEBEC’DE BAŞÖRTÜSÜ TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜ VE İSLAMA YÖNELİK FARKLI UYGULAMALAR
12/15/2021
OKUL ÖNCESİ ÖĞRETİMDE DİN EĞİTİMİ VE LAİKLİK TARTIŞMALARI
12/8/2021
28 ŞUBAT ZİHNİYETİ “CELLADINA ÂŞIK” BAZI MAĞDURLARINDA DEVAM EDİYOR
12/1/2021
CHP’DEN HDP’YE “PKK İLE İLİŞKİLERİNİ MİNİMİZE ETME” ÖNERİSİ
11/24/2021
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNDE %50+1 ÇOĞUNLUK DEĞİŞMELİ Mİ?
11/17/2021
İYİ PARTİNİN KİMLİĞİNİ BİLEN VAR MI?
11/10/2021
ANAYASADAKİ DEĞİŞTİRİLMESİ YASAK HÜKÜMLERİN VESAYETÇİ TEMELİ
11/3/2021
İŞKENCE YAPMAK, DEMOKRATİK(!?) ABD İÇİN MEŞRU, TÜRKİYE İÇİN SUÇ!
10/27/2021
ÇAĞDAŞ UYGARLIK KAVRAMININ ANAYASADA NE İŞİ OLABİLİR Kİ?
10/20/2021
“YÜCE DEVLET”TEN GÜÇLÜ DEVLETE
10/13/2021
1982 ANAYASASININ İLK DÖRT MADDESİ DEĞİŞMELİ MİDİR?
10/7/2021
KASETÇİ DÜKKÂNININ ÜSTÜNDEKİ MAHKEMELERDEN YENİ YARGITAY BİNASINA
9/28/2021
YENİ BİR 367 ÖZLEMİ: RECEP TAYYİP ERDOĞAN 2023’DE ADAY OLAMAZ
9/19/2021
YENİ YARGITAY BİNASINDA DUA EDİLDİ, LAİKLİK ELDEN GİTTİ(!!!)
9/10/2021
YÜZDE ON MİLLİ SEÇİM BARAJI NE OLMALI?
9/1/2021
28 ŞUBATIN KUDRETLİ(!) PAŞALARI LAYIK OLDUKLARI YERE MARŞ MARŞ
8/23/2021
FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI HANGİ PARTİLER ACABA?
8/9/2021
TUNUS’TA CUMHURBAŞKANLIĞI DARBESİ
7/29/2021
ÇANAKKALE’DEN 15 TEMMUZA: KAHRAMAN HALKIMIZIN VATAN SAVUNMASI
7/15/2021
TÜRKİYE’DE YAKIN GELECEKTE ERKEN SEÇİM OLABİLİR Mİ?
7/8/2021
BİZ DE BAŞÖRTÜSÜ HUSUMETİ BİTTİ ZANNEDİYORDUK; MEĞERSE…
6/28/2021
BAŞKANLIK SİSTEMİ ŞAHANE, “TROLLÜK” YAFTALARI GERİ İADE!
6/19/2021
HDP, KAPATILMALI MI; KAPATILABİLİR Mİ?
6/8/2021
KORSAN İSRAİL DEVLETİNİN ZULMÜNE UĞRAYAN MAZLUM FİLİSTİN HALKI
5/23/2021
TÜRKİYE’DE PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI: ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY Mİ?
5/10/2021
DÜNYANIN EN BÜYÜK KORSAN DEVLETİN BAŞI: ERMENİ SOYKIRIMI DEDİ
4/30/2021
RECEP TAYYİP ERDOĞAN: FİKRÎ İKTİDARIMIZI HÂLÂ TESİS EDEMEDİK
4/21/2021
VESAYETÇİLERLE DEMOKRASİ YANLILARI İÇİN TURNUSOL KÂĞIDI: 104 AMİRALİN E-BİLDİRİSİ
4/11/2021
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN FESHEDİLMESİ KARARI İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?
4/2/2021
TÜRKİYE’NİN İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇEKİLMESİNE NİÇİN BU KADAR SERT TEPKİ VERİLİYOR?
3/24/2021
TAKLİTCİ DEĞİL TÜRKİYE’NİN GERÇEKLERİNE UYGUN BİR ANAYASANIN YAPILMASI
3/15/2021
1000 YIL SÜRECEK DENİLEN 28 ŞUBAT’IN TAHRİBATLARI VE TAMİRATLAR
3/6/2021
YENİ ANAYASA: BAŞKANLIK SİSTEMİ Mİ GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM Mİ (2)?
2/25/2021
YENİ ANAYASA: BAŞKANLIK SİSTEMİ Mİ GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM Mİ (1)?
2/16/2021
CUNTA ANAYASASINDAN DEMOKRATİK SİVİL ANAYASAYA: TAŞLI YOLLAR
2/7/2021
YARATILIŞ MODELİ KONGRESİ EVRİMCİLERİ NİÇİN RAHATSIZ ETTİ?
1/29/2021
VESAYETÇİ ZİHNİYETE GÖRE ÖZDE CUMHURBAŞKANI(!?) NASIL SEÇİLİR?
1/20/2021
BAŞÖRTÜLÜ HÂKİMLER Mİ BAŞI AÇIK HÂKİMLER Mİ TARAFSIZ KARAR VERİR?
1/11/2021
1876 KÂNÛN-I ESÂSÎ’DE ÇEVİRİ HATALARI: TBMM BAŞKANINA ÇAĞRIMDIR
1/2/2021
HARF DEVRİMİNİN TÜRK DİLİNDE MEYDANA GETİRDİĞİ SONUÇLAR
12/23/2020
TÜRKİYE’DE BAŞKANLIK SİSTEMİNİN FİKİR BABASI: PROF. DR. BURHAN KUZU
12/14/2020
FRANSA’DA ÇOĞULCULUK VE HOŞGÖRÜ YERİNİ FAŞİZME Mİ BIRAKIYOR?
12/5/2020
CHP, HDP, SP VE İYİ PARTİ ANAYASASI İNKÂR EDİLDİ, İYİ PARTİ’DE NELER OLUYOR?
11/26/2020
HANGİ CUMHURİYET YAŞASIN?
11/17/2020
ABD’DEKİ SEÇİMLER Mİ, YOKSA VENEZUELA’DAKİ SEÇİMLER Mİ DAHA AZ HİLELİ?
11/8/2020
İZMİR DEPREMİ VE HÜKÜMETE BİR ÖNERİ
10/31/2020
Tarikatlar Atatürk’ün 1924 Anayasası’nda teminat altında idi
10/24/2020
ENİS BERBEROĞLU MİLLETVEKİLLİĞİNE GERİ DÖNEBİLİR Mİ?
10/14/2020
CHP’NİN SÖZÜNÜ ETTİĞİ “GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM” MÜMKÜN MÜDÜR?
10/4/2020
RECEP TAYYİP ERDOĞAN 2023 SEÇİMLERİNDE CUMHURBAŞKANLIĞINA ADAY OLABİLİR Mİ?
9/23/2020
İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE GÖRE, DEVLET KADINA YÖNELİK 'ALKOL TEMELLİ ŞİDDETLE' MÜCADELE ETMEMELİ Mİ?
9/13/2020
TÜRK TOPLUMUNUN TEMELİ OLAN AİLEDE “ALARM ZİLLERİ” ÇALIYOR?
8/27/2020
15 YAŞ ALTI KIZLARLA İMAM NİKÂHI İLE EVLİLİK SUÇ MU, DEĞİL Mİ?
8/16/2020
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ: “BAL”IN İÇİNE ZEHİR KATILARAK SERVİS EDİLMESİ
8/5/2020
ZİNCİRLERİNİ KIRAN AYASOFYA-İ KEBİR CAMİ-İ ŞERİF’İNDE İLK CUMA NAMAZI
7/25/2020
15 TEMMUZ BENZERİ YENİ BİR İHANET KALKIŞMASI YAŞANABİLİR Mİ?
7/15/2020
27 MAYIS ASKERİ DARBESİNİN YASSIADA CİNAYET MAHKEMESİ İLGA EDİLDİ
7/6/2020
FETH-İ MÜBİN’İN SEMBOLÜ AYASOFYA SAN’AT VE İMAJA FEDA EDİLEMEZ
6/20/2020
AYASOFYA’YA DANIŞTAY KARARIYLA CAMİ STATÜSÜ KAZANDIRILMASI
6/9/2020
TÜRKİYE’DE ASKERÎ DARBELERİN ANASI: 27 MAYIS 1960
5/31/2020
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ: AİLE VE KADINLAR KORUNUYOR MU TAHRİP Mİ EDİLİYOR?
5/18/2020
ALİ ERBAŞ’IN ŞAHSINDA HUTBELERE LGBTİ+ AYARI MI ÇEKİLMEK İSTENİYOR?
5/5/2020
CORONA SÜRECİNDE YAŞANAN KÜRESEL EKONOMİK SAVAŞLARIN GALİBİ KİM OLACAK?
4/24/2020
CORONA VİRÜSÜ KÜRESEL OPERASYONA MI DÖNÜŞÜYOR?
4/13/2020
CORONA VİRÜSÜNE KARŞI “DUA İLE MÜCADELE” ÇOK MU SAÇMA?
4/1/2020
CORONA VİRÜSÜNE KARŞI HANGİ ÜLKELER BAŞARILI, HANGİLERİ BAŞARISIZ?
3/21/2020
İDLİB’DE NE İŞİMİZ Mİ VAR? ŞEHİTLİK TEPESİ BOŞ MU KALMALI?
3/10/2020
28 ŞUBAT, RAND CORPORATİON: YENİ BİR DARBE Mİ GELİYOR?
2/29/2020
SORUYORUM: FETÖ İHANET ÖRGÜTÜ’NÜN SİYASİ AYAĞI KİMLER OLABİLİR?
2/18/2020
ANAYASA MAHKEMESİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ÖNLENMESİ ÇABALARINI SABOTE Mİ ETTİ?
2/9/2020
ELAZIĞ VE MALATYA DEPREMİ SONRASI SKANDAL MAÇ ERTELEME KARARI
1/28/2020
HAKİKATEN TÜRK ASKERİ’NİN LİBYA’DA NE İŞİ Mİ VAR?
1/18/2020
İNSANCIL(!) BATIDA FAŞİST BİRİNE VERİLEN NOBEL ÖDÜLÜ
1/8/2020
KANAL İSTANBUL KAMPLAŞMASI: YENİ GEZİ EYLEMLERİ HAZIRLIĞI MI YAPILIYOR?
12/30/2019
YENİ PARTİLERİN TOPLUMDA KARŞILIĞI VAR MIDIR?
12/24/2019
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
yunanistan
Beycan ÜÇKARDEŞ
Necmettin Erbakan
Gürcistan
İthalat
İtalya
Katar
özgecan aslan
ali demir