E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Adnan Küçük

II. ABDÜLHAMİD: MUTLAK İSTİBDADÇI, KIZIL SULTAN MI?
2 Haziran 2022 Perşembe

 

 

Geçenlerde İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Sultan II. Abdülhamid Han ile Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan arasında bir benzetme yaparak, Sultan II. Abdülhamid’in müstebid (istibdadçı, baskıcı, diktatör) bir padişah olduğunu söyledi. Bu beyanıyla Akşener, her ikisinin müşterek noktasının “İSTİBDAD” olduğunu belirtti.

Osmanlı Padişahlarının Tartışılan Yönleri

Osmanlı Devletinde takriben 600 yıllık dönemde 36 padişah görev yaptı.

Bunlardan çok karizmatik kişiliğe sahip olan padişahlar olduğu gibi, adı şanı pek fazla hatırlanmayan padişahlar da mevcuttur.

Bazı padişahlar, bazı münferid uygulamaları sebebiyle eleştiri konusu olmuş ise de, bütün saltanat dönemleri tartışmalara konu olmamıştır.

Mesela Cenab-ı Hakk’ın İstanbul’un fethini kendisine nasip ettiği, Fetih ile bir çağı kapatıp yeni bir çağı açan Fatih Sultan Mehmed Han, bu büyük muzafferiyeti yanında, kardeş katlini öngören kanunnameyi çıkarmış olması sebebi ile eleştirilere konu olmuştur.

Adı şanı çok bilinmeyen, fetihleri ya da daha başka belirgin icraatları görünür şekilde tanınmayan III. Mehmet (1595-1603), içlerinde kundakta olan çocukların da olduğu bazı kardeşlerini tahta çıktığı günün gecesi öldürttüğü için yoğun eleştiriler almıştır.

Ama bu eleştirilerde, onların saltanatının bütününü ihtiva edecek şekilde “KIZIL SULTAN”,MÜSTEBİD” (İSTİBDADCI) PADİŞAH” nitelemeleri yapılmamıştır.

Tüm Saltanat Hayatı Tartışılan Padişah: II. Abdülhamid

Osmanlı padişahları içinde tüm saltanat hayatı yoğun tartışmalara, eleştirilere konu olan, hatta Kızıl Sultan, mutlak mütebid olarak anılan tek padişah Sultan II. Abdülhamid’dir.

II. Abdülhamid, Osmanlı Devletinin yıkılış sürecinde en zor dönemde görev yapmıştır.

II. Abdülhamid, Emperyal ülkelerin Osmanlı Devletini yıkıp parçalamak için her türlü entrikaları çevirdiği, bu güçlerin içeride destekleyici ve yardım edicileri de bulduğu, 1789 Fransız İhtilali ile bütün dünyaya yayılan ayrılıkçı milliyetçi akımların da meydana getirdiği etkilemelere bağlı olarak çok hadiselerin yaşandığı dönemde, Osmanlı Devletini idare etti.

Kısaca, II. Abdülhamid Han, Batılı Leş Kargalarının, Osmanlıyı DAĞITMA MASASI kurdukları ve planlarını icra safhasına koydukları bir dönemde padişahlık görevini icra etti.

Yani Osmanlı Devleti ya Batılı Emperyal Güçler tarafından tarumar edilecek, bölünüp darmadağın edilecek ya da ne pahasına olursa olsun Devletin varlığı muhafaza edilecekti.

Biz bu döneme, Anayasa Hukuku lisanıyla “Olağanüstü Hal” şartları diyoruz.

Malum, Olağanüstü Hal şartlarında, olağan dönemlerdeki uygulamalar söz konusu olmaz. Olağan dönemlere kıyasla haklar değişen ölçülerde geriler, kısıtlamalar öne çıkar.

Bu, sadece Osmanlı Devletine mahsus değildir; demokratik memleketlerde de aynı durum söz konusudur.

II. Abdülhamid, Osmanlı Devletinin yıkılışını önlemek için, bazı kereler baskıcı uygulamalar yapmış, bazı kişiler mahkûm edilmiş, bazı muhalifler sürgüne gönderilmiştir.

Mecburi bir kısıtlama hali söz konusudur. Buna “mecburi istibdad” diyenler de var.

II. Abdülhamid Han, uygulamaları ile bu devleti yıkılmaksızın 33 yıl yönetti. O’nu istibdadla, müstebidlikle, diktatörlükle, tek adamlıkla suçlayıp makamından indirenlerin (İttihat ve Terakki) 10 yıllık iktidarı döneminde Osmanlı Devleti darman duman oldu.

II. Abdülhamid’in indirilmesi sonrasında yaşananlara şahit olanlardan bazıları, “âaaah âaah, Abdülhamid’in cesedi bile saltanatta kalsa idi, Osmanlı Devleti bu hallere gelmezdi” şeklinde yakınmak durumunda kaldılar. Bunların bir kısmı, ona müstebid diyenlerdendi.

Sultan Abdülhamid Han dönemindeki uygulamalarda elbette ki bazı hukuka aykırılıklar olmuştur, mağduriyetler yaşanmıştır. Osmanlı Devleti koca, devasa bir ülke. Bütün hadiseler, Sultan Abdülhamid Han’ın bilgisi ve inisiyatifi altında olmamıştır.

Fakat Sultan Abdülhamid Han’ın asıl hedefi, maksadı, keyfi bir şekilde, adaleti yok edercesine bir istibdad uygulamak değildi. O, Emperyal güçlerin, içeriden ve dışarıdan her türlü entrika ve yıkıcı eylemlerine, politikalarına mani olmak istemiştir.

Yıkılmakta olan bir ülkeyi kurtarma çabaları demek, sert bir çatışma ortamı demektir. Burada, dağdaki PKK ile ya da şehir içindeki terör eylemleri ile yapılan çatışmalardan çok daha zor bir çatışma ortamı söz konusu. Çünkü her ikisinde de çatışmada muhataplar bellidir ve ellerinde silahla devlete saldırıyorlar, devlet de onlara karşılık veriyor.

II. Abdülhamid dönemi, dağdaki PKK ya da şehirdeki terör eylemleri ile mücadele etmekten farklı olarak, günümüzdeki FETÖ ile mücadeleye benziyor. FETÖ ihanet örgütü mensupları, zahiren hukuk içinde gibi göründükleri için, devletin FETÖ’ye yönelik her bir operasyonu, birilerinin “istibdad, baskı, tek adam rejimi” şeklindeki saldırılarına sebep oluyor. 15 Temmuz sonrasında yaşanan hadiseler, bazı istisnaî mahiyetteki mağduriyetler bir yana bırakılacak olursa, bu ihanet örgütünün etkisizleştirilerek çökertilmesine yöneliktir.

Bazı çevreler, 3-5 mağduriyeti şişirerek, devletin FETÖ ile mücadelesini karalama çabasına girişiyorlar. Hatta bazı HADSİZLER o kadar ileri gidiyorlar ki, devletin ve hükümetin FETÖ’ye yönelik bütün faaliyetlerini, haksızlık ve hukuksuzluk olarak niteliyorlar.

Yani içlerinden “Aaaaaah keşke bu 15 Temmuz ihanet kalkışması başarılı olsaydı” diyecekleri geliyor, ama toplumun tepkisinden korktukları için bu sözü aleni olarak söyleyemiyorlar. Ama aslında dolaylı olarak söyledikleri bundan farklı değildir. Benzer tepkiler, PKK ve Gezi eylemleri ve bunlar hakkındaki yargılamalar için de söz konusudur.

II. Abdülhamid döneminde de, hukukî zeminde FETÖ ve Gezi eylemlerine yönelik uygulamalarda yaşanan zorluk ve eleştirilere konu olan uygulamaların benzeri söz konusudur.

Diğer yandan, Sultan Abdülhamid’in indirilmesi sonrasında, O’nu indirenler, Osmanlı Devletini yaklaşık 10 yıl süreyle sıkıyönetimle yönettiler. Ama Osmanlı devletinin yıkılışını engelleyemediler. Belki de, Sultan II. Abdülhamid Han’ın indirilmesini isteyenlerin, ona Kızıl Sultan diyenlerin (bazı basiretsiz, gereksiz yere hamiyet sergileyenler, tecrübesizler istisna tutulacak olursa) asıl amaçları, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıdır. Bunlar, İttihat ve Terakki döneminde Osmanlı Devletinin yıkılışından hiç muzdarip olmamışlardır.

Bir Kıyaslama.

II. Abdülhamid zamanında, Osmanlı Devleti yıkılma sürecinde idi ve padişah bütün motivasyonu ile bu yıkılışı önlemeye odaklandı. Bu dönemde, diğer bazı ülkelerdeki olağan üstü yönetim dönemlerinde yaşananlara benzer şekilde bazı hukuk dışı uygulamalar yaşandı.

Mukayese için ABD’de 1940’lı ve 1950’li yıllarda McChartizm döneminde yaşanan bazı uygulamalara değineceğim. Bu dönemde, cadı avı başlatılarak, Bakanlıklarda, yerel yönetimlerde, bilim, sanat ve basın hayatında şüphelilerin tespiti yoluna gidildi. Milyonlarca insana yemin ettirilerek “sadakat” ve “güvenilirliği” programları uygulandı. Worhis ve Smith Kanunlarının uygulanması sonucunda, ABD vatandaşlığına geçmeyen 3.600.000 kişi fişlendi, her biri için parmak izlerini de içeren tanıtma kartları çıkarıldı. Bu uygulamalardan yirmi milyon Amerikalı etkilendi, 12 yıllık uygulamadan sonra, çok az sayıda kişi, komünist oldukları için değil, bir şekilde komünistlerle ve komünist teşekküllerle ilgilendikleri ve sevgi besledikleri zannedilerek işlerinden atıldı. Bu süreçte Hükümetin uyguladığı “sadakat ve güvenlik programı” sonunda bir tek casus bile yakalanamadı. Bu dönemde, “soyut tehlike”, “tehlike ihtimali” gibi baskıcı uygulamaları meşrulaştıran ölçütler uygulandığı için, kişilerin düşüncelerini ifade etmelerinden ziyade, düşüncelerinin kendisi cezalandırıldı. Yüksek Mahkeme bazı kararlarıyla, Hükümete, Komünist Partisi ve taraftarlarının bastırılarak yok edilmeleri konusunda yeşil ışık yaktı. Bu uygulamalarda, hürriyetten ziyade devlet korundu, hürriyet-otorite dengesi baskın şekilde otorite lehine çevrildi.

ABD’de McChartizm döneminde, somut hiçbir belirti ve eylem olmadığı halde, hayali olarak ilan edilen düşmanla ilişkili olduğu iddia edilen herkes için hayat cehenneme çevrildi.

Ama medeni olduğu söylenen, ileri demokrasi iddiasında olan hiçbir kişi, bu dönem yöneticileri için, müstebid, tek adam rejimi, dikta yönetimi demedi. Sadece, bu döneme dair değerlendirmeler yapanlar, bu döneme ilişkin basit eleştirilerden öteye gitmediler.

Benzer şekilde, Türkiye’de tek parti yönetimi döneminde, halkın büyük ekseriyetine yönelik olarak gerçekleştirilen en aşırı baskıcı uygulamaları, “dönemin şartları gereği yapılmıştır” diyerek meşru görenler, Osmanlı Devletinin yıkılışı sürecinde yaşananları, sanki olağan bir dönem imiş gibi değerlendirerek II. Abdülhamid için “mutlak müstebid”, “Kızıl Sultan” yaftasını yapıştırmaktan imtina etmemişlerdir.

Benzer şekilde kıyasıya ve acımasızca yapılan eleştirilerin bir kısmı da 1950-1960 arası döneme yöneliktir. Merhum Adnan Menderes diktatör olarak nitelenmiştir. Oysaki tek parti döneminde, Menderes döneminde yaşananların yüz katı baskıcı uygulamalar meydana geldi. Hatta bu dönemde, bir tek muhalif sese bile izin verilmedi, çıkarılan en ufak muhalif sesler bile mutlak bir şekilde cezalandırıldı. Ama muhaliflerin rahatlıkla seslerini yükselttiği Menderes dönemi uygulamalarını diktatörlükle suçlayanlar, tek parti uygulamalarını, dönemin şartları gerekçesi ile meşrulaştırmışlar, basit hatalar mesabesinde değerlendirmişlerdir.

Nihai Değerlendirme

Yapılan hiçbir haksızlık ve hukuksuzluk, hukuk ve adalet ölçütünde meşru görülemez. Hele ki bir hukukçu olarak, bir hukuksuzluğu meşru görebilmem mümkün değildir.

Ama bir kişi ya da hükümetin icraatları, hem dönemin olağanüstülük şartları, hem de yaşananlar ve neticeler, bütünlük içinde değerlendirilmelidir. Sadece birkaç hadise öne çıkarılarak bütün neticelerin üzerini kara bulutlarla örtmek insafsızlık olur.

Bazı kişi ya da devletlerin uyguladıkları baskıcı politikaları olağanüstü şartların gereği diyerek meşru görmek, çok daha vahim şartlarda uygulanan bazı politikaları da istibdad, diktatörlük, zulüm olarak nitelemek tutarsızlıktır, hatta bazı kişiler yönünden art niyetliliktir.

Özet olarak ifade etmek gerekirse. II. Abdülhamid hakkında yapılan mutlak müstebid ya da Kızıl Sultan nitelemelerini büyük haksızlık ve bühtan olarak kabul ediyorum.

Bu dönemde yapılan bazı hukuksuzlukları, Osmanlı Devleti’nin yıkılışı sürecinde yaşanan olağanüstü şartların, arzu edilmeyen neticeleri olarak değerlendiriyorum.

Bu politikalar neticesinde Osmanlı Devletinin parçalanmaksızın, yıkılmaksızın 33 yıl süreyle yönetilmesini, Osmanlı Devleti hakkında büyük bir olumlu netice olarak görüyorum.

Gerek siyasette gerekse insani ilişkilerde, mutlak iyi ya da mutlak kötü yoktur. Mutlak iyinin aranması, imkânsızın talep edilmesidir. Amerika’dan Almanya’ya, Hindistan’dan bir başka ülkeye kadar, hiçbir ülkedeki politikalar ve yöneticiler mutlak iyi değildir. Günümüz dünyasında ileri demokrasi olarak bilinen Batılı ülkelerin insanlığa verdiği zararlar yanında, Sultan II. Abdülhamid Han’ın hatalarının pek cüz’i olduğu kanaatindeyim.

Amerika’nın Afganistan’da, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da doğrudan gerçekleştirdiği işgallerle öldürdükleri, ölümlerine sebep oldukları kişilerin sayısı milyonlarca. Bu ülknin, bir yandan demokrasi, insan hakları, hukuk devleti deyip, diğer yandan da insanlık suçu teşkil eden terör eylemleri yoluyla öldürdükleri insanların sayısı çok daha fazladır.

Sadece Amerika’nın dünya ölçeğinde gerçekleştirdiği katliamlarla, II. Abdülhamid’in hataları kıyaslandığında, II. Abdülhamid’inki, Amerika’nınkine kıyasla Devenin kuyruğunun ucu mesabesinde kalır. Amerika’ya diğer emperyal güçler de eklenmelidir.

Bütün bunlara rağmen, Batılı emperyal güçleri, yeryüzü melekleri, insani değerlerin baş koruyucusu, savunucusu, icracısı gösterip, II. Abdülhamid için mutlak müstebid, diktatör demek, bütün insanî ve ahlâkî değerlerin ters yüz edilmesidir.

Diğer yandan, II. Abdülhamid’in tasfiye ve mağdur ettikleri, toplumun belki de %1’i mesabesindedir. Oysa ülkemizde tek parti döneminde mağdur edilenlerin oranı toplumun çok büyük ekseriyetidir. Toplumun büyük ekseriyetinin sesini çıkaramaz hale getiren, muhalefetin tamamını susturan bir uygulamayı görmeyip, II. Abdülhamid için müstebid, diktatör, Kızıl Sultan denilmesi, beyazın siyah, siyahın da beyaz gösterilmesi kadar çelişik bir durumdur.

II. Abdülhamid’in, bazı hatalı ve kusurlu politikalarına rağmen, ülkemizdeki ve diğer ülkelerdeki bazı emsal uygulamalarla kıyaslandığında ve kendi yaptıkları bütünlük içinde değerlendirildiğinde, olumlu politikaları daha fazladır. Bu olumlu politikaları hazmetme sorunu olanların, II. Abdülhamid sonrasında yaşananları görmeksizin, bu Hakanı suçlamaları, mutlak müstebid demeleri manidardır. Bu yöndeki katı suçlamalar, II. Abdülhamid sonrası yıkılışı amaçlayanların ekmeğine yağ sürmek, onların habis duygularını paylaşmaktır.

Şayet, ülkesinin yok olmaması için çaba sarf eden II. Abdülhamid, Osmanlı sınırları içinde mutlak müstebid ve Kızıl Sultan ise, demokrasi olduğu söylenen ve bütün insani değerlere sahip olduğu ifade edilen başta Amerika olmak üzere bütün Batılı ülkeler, insanlık tarihinin en zalim, canavar, katil, işgalci müstebidleri, dünya ölçekli diktatörlükleridirler.

Ama maalesef, günümüzde, sosyal Darwinizm gereği, güçlü olanlar haklı görüldüğü, büyüklerin ve güçlülerin menfaatleri için feda edilemeyecek hiçbir insani değer olmadığı için, bunların küresel ve bölgesel ölçekli katliamlarını, insanlık harici politika ve uygulamalarını görmemek, medeniyetin gereği olarak görülüyor. Bu, zulmü kutsayan, haklılık için gücü ve güçlülüğü ölçüt olarak gören bir medeniyet olduğu için, adalet ölçeğinde makbuliyeti yoktur.

II. Abdülhamid hakkında yapılan aşırı kötüleyici nitelemeleri kabul etmiyorum. O, Osmanlının çöküşünü engellemek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. II. Abdülhamid’in politikalarının terk edilmesi neticesinde Osmanlı Devletinin 10 yıl içinde yok olması, II. Abdülhamid’in politikalarının, bazı acıtıcı yönlerine rağmen haklılığını gösteriyor.

II. Abdülhamid için mutlak müstebid, Kızıl Sultan denilmesinin asıl sebebi, emperyal güçlerin Osmanlıyı yıkma projesine mani olmasıdır; ileri sürülen deliller tamamen abartıdır.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 26798 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
EVLADLARINI BU VATAN UĞRUNA ŞEHİD VERENLER İÇİN EN ACI OLAN…
5/26/2022
DEMOKRATİK YOLLARLA DEMOKRASİYE GEÇİŞ: 14 MAYIS 1950
5/17/2022
İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN FESHİ KARARININ İPTALİ: YENİ BİR 367 VAKASI OLUR
5/7/2022
VAAAYYY BEEEE OSMAN KAVALA MELEKMİŞ(!?!?)
4/27/2022
PAÇALARI KANLA KİRLİ BİR ÜLKE “TÜRKİYENİN SİCİLİ BOZUK” DEMİŞ
4/20/2022
MANSUR SAVAŞ’IN CUMHURBAŞKANLIĞINA ADAY OLABİLME İHTİMALİ VAR MI?
4/12/2022
PAKİSTAN’DA NELER OLUYOR?
4/5/2022
GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM: SİSTEMİN “FİŞ”LE CİHAZA BAĞLANMASI
3/27/2022
AYM’NİN MEVCUT HÜKÜMET SİSTEMİNİ KİTLEYEN KARARI
3/19/2022
UKRAYNA: BÜYÜKLER TEPİŞİR, OLAN KÜÇÜKLERE OLUR!
3/11/2022
GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM AÇIKLAMASI: BOOOOM
3/4/2022
TÜRKİYE’DE MUHALEFET NEDEN İKTİDAR OLAMIYOR?
2/25/2022
HDP AYM TARAFINDAN KAPATILMAZSA NE OLUR?
2/17/2022
İNSAN HAKLARI AVRUPA SINIRLARINDAN İÇERİ GİREMİYOR!!!
2/9/2022
DEMOKRASİ NEREDEN GEÇER; DİYARBAKIRDAN MI YOKSA…?
2/2/2022
İNANANLARIN İNANCINI YARALAYAN SERÇE (!?!?)
1/26/2022
ENES KARA İNTİHAR ETTİ, CEMAAT VE TARİKAT DÜŞMANLIĞI DEPREŞTİ
1/19/2022
TÜRKİYE’DE BAŞKANLIK (CUMHURBAŞKANLIĞI) SİSTEMİ NEDEN YERLEŞEMEDİ?
1/12/2022
CHP, HALA DİNDARLAR İÇİN KORKUTUCU VE ÜRKÜTÜCÜ
1/5/2022
CHP’NİN “FETÖCÜLERLE DE HELALLEŞMEK” POLİTİKASI
12/29/2021
TÜRKİYE’DE İTTİFAKLAR VE MİLLET İTTİFAKI-HDP İLİŞKİSİ
12/22/2021
QUEBEC’DE BAŞÖRTÜSÜ TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜ VE İSLAMA YÖNELİK FARKLI UYGULAMALAR
12/15/2021
OKUL ÖNCESİ ÖĞRETİMDE DİN EĞİTİMİ VE LAİKLİK TARTIŞMALARI
12/8/2021
28 ŞUBAT ZİHNİYETİ “CELLADINA ÂŞIK” BAZI MAĞDURLARINDA DEVAM EDİYOR
12/1/2021
CHP’DEN HDP’YE “PKK İLE İLİŞKİLERİNİ MİNİMİZE ETME” ÖNERİSİ
11/24/2021
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNDE %50+1 ÇOĞUNLUK DEĞİŞMELİ Mİ?
11/17/2021
İYİ PARTİNİN KİMLİĞİNİ BİLEN VAR MI?
11/10/2021
ANAYASADAKİ DEĞİŞTİRİLMESİ YASAK HÜKÜMLERİN VESAYETÇİ TEMELİ
11/3/2021
İŞKENCE YAPMAK, DEMOKRATİK(!?) ABD İÇİN MEŞRU, TÜRKİYE İÇİN SUÇ!
10/27/2021
ÇAĞDAŞ UYGARLIK KAVRAMININ ANAYASADA NE İŞİ OLABİLİR Kİ?
10/20/2021
“YÜCE DEVLET”TEN GÜÇLÜ DEVLETE
10/13/2021
1982 ANAYASASININ İLK DÖRT MADDESİ DEĞİŞMELİ MİDİR?
10/7/2021
KASETÇİ DÜKKÂNININ ÜSTÜNDEKİ MAHKEMELERDEN YENİ YARGITAY BİNASINA
9/28/2021
YENİ BİR 367 ÖZLEMİ: RECEP TAYYİP ERDOĞAN 2023’DE ADAY OLAMAZ
9/19/2021
YENİ YARGITAY BİNASINDA DUA EDİLDİ, LAİKLİK ELDEN GİTTİ(!!!)
9/10/2021
YÜZDE ON MİLLİ SEÇİM BARAJI NE OLMALI?
9/1/2021
28 ŞUBATIN KUDRETLİ(!) PAŞALARI LAYIK OLDUKLARI YERE MARŞ MARŞ
8/23/2021
FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI HANGİ PARTİLER ACABA?
8/9/2021
TUNUS’TA CUMHURBAŞKANLIĞI DARBESİ
7/29/2021
ÇANAKKALE’DEN 15 TEMMUZA: KAHRAMAN HALKIMIZIN VATAN SAVUNMASI
7/15/2021
TÜRKİYE’DE YAKIN GELECEKTE ERKEN SEÇİM OLABİLİR Mİ?
7/8/2021
BİZ DE BAŞÖRTÜSÜ HUSUMETİ BİTTİ ZANNEDİYORDUK; MEĞERSE…
6/28/2021
BAŞKANLIK SİSTEMİ ŞAHANE, “TROLLÜK” YAFTALARI GERİ İADE!
6/19/2021
HDP, KAPATILMALI MI; KAPATILABİLİR Mİ?
6/8/2021
KORSAN İSRAİL DEVLETİNİN ZULMÜNE UĞRAYAN MAZLUM FİLİSTİN HALKI
5/23/2021
TÜRKİYE’DE PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI: ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY Mİ?
5/10/2021
DÜNYANIN EN BÜYÜK KORSAN DEVLETİN BAŞI: ERMENİ SOYKIRIMI DEDİ
4/30/2021
RECEP TAYYİP ERDOĞAN: FİKRÎ İKTİDARIMIZI HÂLÂ TESİS EDEMEDİK
4/21/2021
VESAYETÇİLERLE DEMOKRASİ YANLILARI İÇİN TURNUSOL KÂĞIDI: 104 AMİRALİN E-BİLDİRİSİ
4/11/2021
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN FESHEDİLMESİ KARARI İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?
4/2/2021
TÜRKİYE’NİN İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇEKİLMESİNE NİÇİN BU KADAR SERT TEPKİ VERİLİYOR?
3/24/2021
TAKLİTCİ DEĞİL TÜRKİYE’NİN GERÇEKLERİNE UYGUN BİR ANAYASANIN YAPILMASI
3/15/2021
1000 YIL SÜRECEK DENİLEN 28 ŞUBAT’IN TAHRİBATLARI VE TAMİRATLAR
3/6/2021
YENİ ANAYASA: BAŞKANLIK SİSTEMİ Mİ GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM Mİ (2)?
2/25/2021
YENİ ANAYASA: BAŞKANLIK SİSTEMİ Mİ GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM Mİ (1)?
2/16/2021
CUNTA ANAYASASINDAN DEMOKRATİK SİVİL ANAYASAYA: TAŞLI YOLLAR
2/7/2021
YARATILIŞ MODELİ KONGRESİ EVRİMCİLERİ NİÇİN RAHATSIZ ETTİ?
1/29/2021
VESAYETÇİ ZİHNİYETE GÖRE ÖZDE CUMHURBAŞKANI(!?) NASIL SEÇİLİR?
1/20/2021
BAŞÖRTÜLÜ HÂKİMLER Mİ BAŞI AÇIK HÂKİMLER Mİ TARAFSIZ KARAR VERİR?
1/11/2021
1876 KÂNÛN-I ESÂSÎ’DE ÇEVİRİ HATALARI: TBMM BAŞKANINA ÇAĞRIMDIR
1/2/2021
HARF DEVRİMİNİN TÜRK DİLİNDE MEYDANA GETİRDİĞİ SONUÇLAR
12/23/2020
TÜRKİYE’DE BAŞKANLIK SİSTEMİNİN FİKİR BABASI: PROF. DR. BURHAN KUZU
12/14/2020
FRANSA’DA ÇOĞULCULUK VE HOŞGÖRÜ YERİNİ FAŞİZME Mİ BIRAKIYOR?
12/5/2020
CHP, HDP, SP VE İYİ PARTİ ANAYASASI İNKÂR EDİLDİ, İYİ PARTİ’DE NELER OLUYOR?
11/26/2020
HANGİ CUMHURİYET YAŞASIN?
11/17/2020
ABD’DEKİ SEÇİMLER Mİ, YOKSA VENEZUELA’DAKİ SEÇİMLER Mİ DAHA AZ HİLELİ?
11/8/2020
İZMİR DEPREMİ VE HÜKÜMETE BİR ÖNERİ
10/31/2020
Tarikatlar Atatürk’ün 1924 Anayasası’nda teminat altında idi
10/24/2020
ENİS BERBEROĞLU MİLLETVEKİLLİĞİNE GERİ DÖNEBİLİR Mİ?
10/14/2020
CHP’NİN SÖZÜNÜ ETTİĞİ “GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM” MÜMKÜN MÜDÜR?
10/4/2020
RECEP TAYYİP ERDOĞAN 2023 SEÇİMLERİNDE CUMHURBAŞKANLIĞINA ADAY OLABİLİR Mİ?
9/23/2020
İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE GÖRE, DEVLET KADINA YÖNELİK 'ALKOL TEMELLİ ŞİDDETLE' MÜCADELE ETMEMELİ Mİ?
9/13/2020
TÜRK TOPLUMUNUN TEMELİ OLAN AİLEDE “ALARM ZİLLERİ” ÇALIYOR?
8/27/2020
15 YAŞ ALTI KIZLARLA İMAM NİKÂHI İLE EVLİLİK SUÇ MU, DEĞİL Mİ?
8/16/2020
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ: “BAL”IN İÇİNE ZEHİR KATILARAK SERVİS EDİLMESİ
8/5/2020
ZİNCİRLERİNİ KIRAN AYASOFYA-İ KEBİR CAMİ-İ ŞERİF’İNDE İLK CUMA NAMAZI
7/25/2020
15 TEMMUZ BENZERİ YENİ BİR İHANET KALKIŞMASI YAŞANABİLİR Mİ?
7/15/2020
27 MAYIS ASKERİ DARBESİNİN YASSIADA CİNAYET MAHKEMESİ İLGA EDİLDİ
7/6/2020
FETH-İ MÜBİN’İN SEMBOLÜ AYASOFYA SAN’AT VE İMAJA FEDA EDİLEMEZ
6/20/2020
AYASOFYA’YA DANIŞTAY KARARIYLA CAMİ STATÜSÜ KAZANDIRILMASI
6/9/2020
TÜRKİYE’DE ASKERÎ DARBELERİN ANASI: 27 MAYIS 1960
5/31/2020
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ: AİLE VE KADINLAR KORUNUYOR MU TAHRİP Mİ EDİLİYOR?
5/18/2020
ALİ ERBAŞ’IN ŞAHSINDA HUTBELERE LGBTİ+ AYARI MI ÇEKİLMEK İSTENİYOR?
5/5/2020
CORONA SÜRECİNDE YAŞANAN KÜRESEL EKONOMİK SAVAŞLARIN GALİBİ KİM OLACAK?
4/24/2020
CORONA VİRÜSÜ KÜRESEL OPERASYONA MI DÖNÜŞÜYOR?
4/13/2020
CORONA VİRÜSÜNE KARŞI “DUA İLE MÜCADELE” ÇOK MU SAÇMA?
4/1/2020
CORONA VİRÜSÜNE KARŞI HANGİ ÜLKELER BAŞARILI, HANGİLERİ BAŞARISIZ?
3/21/2020
İDLİB’DE NE İŞİMİZ Mİ VAR? ŞEHİTLİK TEPESİ BOŞ MU KALMALI?
3/10/2020
28 ŞUBAT, RAND CORPORATİON: YENİ BİR DARBE Mİ GELİYOR?
2/29/2020
SORUYORUM: FETÖ İHANET ÖRGÜTÜ’NÜN SİYASİ AYAĞI KİMLER OLABİLİR?
2/18/2020
ANAYASA MAHKEMESİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ÖNLENMESİ ÇABALARINI SABOTE Mİ ETTİ?
2/9/2020
ELAZIĞ VE MALATYA DEPREMİ SONRASI SKANDAL MAÇ ERTELEME KARARI
1/28/2020
HAKİKATEN TÜRK ASKERİ’NİN LİBYA’DA NE İŞİ Mİ VAR?
1/18/2020
İNSANCIL(!) BATIDA FAŞİST BİRİNE VERİLEN NOBEL ÖDÜLÜ
1/8/2020
KANAL İSTANBUL KAMPLAŞMASI: YENİ GEZİ EYLEMLERİ HAZIRLIĞI MI YAPILIYOR?
12/30/2019
YENİ PARTİLERİN TOPLUMDA KARŞILIĞI VAR MIDIR?
12/24/2019
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
ADNAN METİN 4 Haziran 2022 Cumartesi 06:12

ÇOK DOĞRU MALESEF TARİHİMİZİ SAPTİRDİLAR AT İZİ İT İZİNE KARIŞTI YÜREĞİNİZE SAĞLIK SAYIN HOCAM BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUZ. SELAMÜNALEYKÜM.

Yorumu oyla      40      41  
ADNAN METİN 4 Haziran 2022 Cumartesi 06:12

ÇOK DOĞRU MALESEF TARİHİMİZİ SAPTİRDİLAR AT İZİ İT İZİNE KARIŞTI YÜREĞİNİZE SAĞLIK SAYIN HOCAM BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUZ. SELAMÜNALEYKÜM.

Yorumu oyla      41      41  
Seydullah şahin 3 Haziran 2022 Cuma 20:31

Hocam yüreginize saglik hişlerime tercüman oldunuz

Yorumu oyla      39      41  
Abdullah 3 Haziran 2022 Cuma 15:35

Tespitleriniz ve yorumlarınız için tebrik ve teşekkür ediyorum. Sultan Abdülhamid e saldirmalarının sebebini yazınızın son cumlesinde açıkça ifade etmişsiniz. Bugün de cumhurbaşkanımıza saldirmalarinin sebebi aynıdır. İstediklerini alsalar ondan iyisi olmazdı. Batılı nın böyle yapması normal de içerideki hainlerden kurtulmak lazım

Yorumu oyla      39      42  
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
abd
döviz
barcelona
Netanyahu
Kobani
Christoph Daum
Almazbek Atambayev
Abdullah Ercan
Endonezya