|
Talat Atilla Ortalık yanıyor ama geçen hafta Cuma ihale, Cumartesi canlı yayın yaptı CHP! İşte belgeleri! |
|
Cengiz Altınsoy Kılıç, dar ya da bol fark etmez |
|
Adnan Küçük 15 TEMMUZ BİR TİYATRO MU YOKSA…? |
|
Melike Topuk Sinir Sistemin Alarmda |
|
Zahide GULİYEVA Güneşi İçeri Almak İstiyorsan Perdeleri Açacaksın |
|
Tunacan Tuna KARA TAHTADAN DOĞAN CUMHURİYET: BİR MİLLETİ YENİDEN YAZAN ÖĞRETMENLER |
|
Tuğrul Sarıtaş TÜRK SİNEMASI YARA ALIYOR |
|
Canan Sezgin 2026 TEMMUZ VE RUHUN EVE DÖNÜŞ YOLCULUĞU! |
|
Tekin Öget BARAJ PATLAMADI SİZ PATLADINIZ! |
|
Ersan Yıldız Yedin mi pilavın etli tarafını? |
|
Elif Hece Öztürk Sular Yükselirken |
Siyasette bazen öyle olaylar yaşanır ki, insan duyduğunda önce şaka zanneder.
Tam da bu şekilde dumanı üstünde tüten sıcak bir hadise var.
Buyurun başlıyoruz...
Yer, CHP Genel Merkezi...
Ankara...
Balgat...
Düşünün...
Bir kişi CHP Genel Merkezi'ne geliyor. Kendisine bir oda ayarlıyor. Kapısına el yazısıyla "Halkla İlişkiler Sorumlusu" yazıyor.
Buraya dikkat!
El yazısıyla...
Gelen giden misafirlerini kabul ediyor. Yetmiyor, soranlara da büyük bir özgüvenle, "Beni genel başkanımız Kemal Bey atadı" diyor.
Bu noktadan sonra olay adeta absürt bir tiyatro oyununa dönüşüyor.
Çünkü ortada ne resmi bir görevlendirme var ne de parti yönetiminin bilgisi...
İş büyüyünce CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na soruluyor.
Cevap net:
"Hayır, böyle bir atama yapmadım."
İşte o andan sonra bütün hikâye çöküyor.
Bir anda "atanmış halkla ilişkiler sorumlusu" apar topar genel merkezden çıkarılıyor.
Üstelik kollarından tutularak...
Asıl soru şu:
Bir siyasi partinin genel merkezinde herhangi bir kişi nasıl oluyor da kendisine makam oluşturabiliyor?
Nasıl oluyor da kapıya unvan yazabiliyor?
Nasıl oluyor da günlerce insan kabul edebiliyor?
Ve daha önemlisi, kimse bunu günlerce fark etmiyor ya da fark ettiği halde sorgulamıyor?
Türkiye'nin en büyük muhalefet partisinde yaşanan bu tablo, siyasi rekabetten bağımsız olarak üzerinde düşünülmesi gereken bir krize işaret ediyor. CHP İdari işlerin dikkati olmasa belki aylarca "hayalet halkla ilişkiler sorumlusu" olarak misafirlerini makam odasında kabul edecek bir kişiden söz ediyorum.
Çünkü mesele o kişinin kim olduğu değil.
Mesele, bir kişinin kendisini görevli ilan edip makam sahibi gibi davranabilmesine imkân veren o ortam..
Bir ülkede devlet kurumlarında sahte memur görmek ne kadar vahimse, bir siyasi partinin genel merkezinde sahte yönetici görmek de o kadar vahimdir.
Ortada trajikomik bir hikâye var.
Ama gülüp geçilecek bir hikâye değil.
VELHASIL: bilmediğimi bildiğim için, öteki insanlardan akıllıyım. - Sokrates
E-posta
Facebook
Twitter
Yazdır
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
| Bu yazı 19958 defa okunmuştur. |
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |

0
0













