|
Talat Atilla Akşener ve Dervişoğlu'nun sessiz barışı! Emel Sayın'a VİP mesaj! İsveç Çakısı... |
|
Cengiz Altınsoy Aile bir nota gibidir |
|
Adnan Küçük GAZZE’DE ATEŞKES: SOYKIRIMCILARA ZULÜMLERİNİN HESABI SORULMAYACAK MI? |
|
Melike Topuk Canın Bütündeki Parçadır |
|
Zahide Guliyeva KISKANAMAZSINIZ! |
|
Derya Çöl “Gerçeğin Üstünü Örten Gürültü: Fanatizm, Mahremiyet ve Sorgulamanın Kaybı” |
|
Tuğrul Sarıtaş Yeter artık: Türk Sineması sahipsiz değil? |
|
Seyhan Korkmaz 2026! NE OLUR GİRİŞ–ÇIKIŞ DENGEM DÜZGÜN OLSUN |
|
Kıvılcım Kalay Bazen kadın olmak |
|
Canan Sezgin GÖKYÜZÜNDE VE YERYÜZÜNDE YÜZLEŞME ZAMANI |
|
Tekin Öget KİNKAPISI: FENER'İN HAFIZASI |
|
Esra Süntar TRENDE IŞIK HIZI ŞOKU |
|
Ersan Yıldız Sedat Peker |
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kürt sorunu yoktur.” sözleri tepeden tırnağa doğru bir sözdür.
Bu sözler; büyük bir istismarın, bizzat Devlet Başkanı tarafından bitirilmesidir.
Her şeyi polemik konusu yapan anlayış, elbette bu sözleri de değersizleştirmek için harekete geçti.
Sözde temel dayandıkları argüman şu;
“Madem Kürt sorunu yok. Neyi tartışıyoruz? Neyi çözmeye çalışıyoruz?”
Bu soru aslında yok hükmündedir ama cenaze ortada kalmasın, kaldıralım!
Evet, bir vakitler başka etnik unsurların da olduğu gibi Kürt kardeşlerimizin de sorunları vardı.
Özgür Kürtçe konuşmadan, devletin tahsis ettiği kanala kadar onlarca tarihi açılım yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kürt sorunu yoktur.” kelimesi, “Artık Kürt sorunu yoktur.” olarak sosyolojik gerçekliği tam olan belgeli bir sözdür.
HDP’nin medya içine gizlenmiş lobisi, barajı şimdiden geçirdiği (!) HDP için neredeyse kahramanlık ağıtları yakıyor.
HDP, şu anda Cumhuriyet tarihi boyunca başta medya olmak üzere etkili lobilerden hiç bu kadar büyük destek almadı.
Sözde anlı şanlı yazarlardan, sanatçılara…
Sivil toplum örgütlerinden, medyaya kadar…
Ve elbette arkalarına PKK’nın silah ve korkutma gücünü de alarak…
Türk solunun bir bölümü ne yazık ki, sol kelimesinin etimolojik tarihine ihanet etme pahasına ırkçı bir yaklaşıma destek veriyor.
HDP’ye verilen desteğin, iktidarı devirmek için yapılması, yapılan eylemin suçunu hafifletmediği gibi, ağırlaştırıcı bir neden olarak karşımızda duruyor.
Ne yani?
Bir başka yapıyı devirmek için, inandığın değerleri çöp kutusuna atmanın yüceltilecek bir yanı olabilir mi?
Üstelik, “Benim ırkım üstündür” mealinde siyaset yapan bir parti için…
Türkiye’de sol düşüncenin, yükselen dalga meydana getirememesinin en önemli belgelerinden birisi tam karşımızda duruyor!
Talat Atilla/Güneş
E-posta
Facebook
Twitter
Yazdır
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
| Bu yazı 25982 defa okunmuştur. |
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
|
|||||
|
|
|||||
|
|
|||||
|
|
|||||
|
|
|||||
|

55
49













