Her suskunluk bir kabulleniştir denmez! Bazen susmak; anlamsız gürültüye teslim olmamaktır...Fakat herkes konuşurken susmak ne kadar güç ise herkes susmuşken içinden taşan cümleyi tutmak da o kadar yıpratıcıdır...
Bir noktada herkesin sorduğu aynı soruya takılır kalırsın:
“BEN KİMİM GERÇEKTEN?”
Ve cevabını kendi sesinde ararsın...Sorunun cevabı yoktur. Çünkü sen olduğun kişiden çok olman beklenen kişiye dönüşmüşsündür!
İşte tam bu noktada;
"Kapasitesini aştığı konuların müceddidi olmuş!" insanların çoğaldığını fark edersin...
Her şeyi bilen fakat hiçbir şey yaşamamış herkese fikir dağıtan fakat kendisi ile hiç başbaşa kalmamış kalabalıklar!
Onlara karşı konuşmazsın artık çünkü konuşsan da anlatamayacağını bilirsin...
Ve bu da sessizliğin en ağır biçimidir:
"Anlatamama Sessizliği'
İnsanlar arası sessizlik bazı bağların çatırdaması değil çoktan kırılıp yere düşmesidir...
Sadece herkes öylece bakar, eğilip toplayan yoktur!
-Görmezden gelinen duygular en güçlü davranış biçimlerine dönüşür...
-Sevmediğini söyleyemeyen insan gider...
-Üzüldüğünü ifade edemeyen insan sessizce uzaklaşır...
-Ve herkes kendi hikâyesini susarak yazar...
-Bir tek cümle söylenmeden bir roman kadar yorgun düşülür..
Bu yüzden kelimeler yetmez bazı hislere, konuşmaktan çok durmak ister insan...
Aynanın karşısında bir yüz değil bir varoluş görmek ister..
Gözlerinin içine bakıp “İyi misin?” sorusunu kendine bile soramazsan kimden ne duymayı bekliyorsun?"
Kimi zaman yaşamak değil kendinle birlikte yürüyebilmek zor gelir insana...
Çünkü dışarıdaki herkesin beklentisi senin kendi gerçeğini unutman üzerine kuruludur!
Ve unutma:
"Kendi sesini duyduğun anda dünya seni susturmaya çalışacaktır!"
/Kendini başkasının hayatında tanımlama çarpıklığı
-Ve BEN olmanın hakiki bedeli…
_____
Günün "Esra Süntar" Sözü:
“Bir kere bastırdığın iç ses bir daha aynı tonda geri dönmez!
Ve sen; başkasının dilinde kendini ararken belki de çoktan kendini oraya hiç söylememişsindir!”