20 Mayıs 2013’te Pluto/Uranüs 3.kare etkisine girdik. Bizim ülkemizi her açıdan tetikleyen ciddi bir gökyüzü görünümü vardı. 25 Nisan’da Akrep Burcunda Güneş’imiz üzerinde cereyan eden, etkisi 6 ayı kapsayacak olan AY TUTULMASI “25 Nisan Akrep Burcu Ay Tutulması- Zor Yıllar Yorgun Kuşaklar” son yılların en insani, en mizahi, en tirajı-komik ve de en çarpıcı halk hareketiyle gündemi belirledi. Halkımı seviyorum, ne Libya-Mısır gibi Cinsel Devrim derdinde, ne de zenginlik, petrol, toprak şu bu derdiyle ayaklanan halk değiliz, bizi aç bırakın sorun değil, halk açsa hükümettekiler açlığı paylaşıyorsa amenna, ama gözümüze soka soka adaletsiz işleyen pek çok iş varsa cana batar. Karanlık güçler sadece halkı değil hükümetleri de yönetir, manipülasyona tabii tutar, 10 sene önce getirenler,10 sene sonra işleri bitince, bir sebep oluşturulur ve ülke kaosa gider ardından kaostan gelen yeni düzen inşa olur, Biz artık bunları istemiyoruz. 2025 yılına kadar ülkemiz göksel tesirlerin oldukça fazla etkisinde bu akrep-yılan-kartal dönüşümünde, kuyruğu kopmuş bir kertenkele olmak istemiyoruz. Ki hoş, buna yürekten inanıyorum İnsanlığın meşalesidir benim ülkem benim halkım. A dan Z’ ye görüşü, yaşam tarzı, felsefesi ne olursa olsun bu ülkede doğan ve doyanlar her biri Kartal potansiyelinde ve Kartal’dır.
Dönüşen Türkiye Akrep-Yılan-Kartal
İşte herşey bu haritada, potansiyellerin harekete geçmesi. Yaşanılan herşey bahanesi. Gündemi aktarmayacağım, malum gündem işte. Yıldız ilmiyle özet geçeceğim.

Birşeyin olması için öncesinin de olması gerekir, bugünler ve sonrası bangır bangır geliyorum dedi. Pluto/Uranüs karesinin 3.randevusunu yaşıyoruz, Ülkemiz Akrep Tabiatında yöneticisi Mars ve Pluto. Herşeyimizle plutonik bir ülkeyiz, kuruluş anındaki natal Pluto ile öncü T-Kare oluştu. Kuruluş anındaki Pluto ile Transit Pluto karşı karşıya geldi. Uranüs tam tepe noktasında bu karşıtlığın hem aktörü oldu hem de tek başına bu filmin herşeyini üstlendi, dekor, mekân, senaryo ve casting.
Şimdi bu ilme yabancı olanlar için, gezegenlerin politik (mundane) astrolojide büründüğü karakterleri, yönettiği alanları, bu ilimde genel kabul gören özellikleriyle kısaca tanıyalım. (ben değil, kedi söyledi, o kedide bir türlü buraya gelemedi! O kedi buraya gelecek!)
PLUTO: Başkalaşım, rejenerasyon, dönüştürme, metamorfoz(hepsi manada bir anlamda), baskı, güç, kontrol altında tutma, hükmetme, kitlesel ölümler, terörizm, sıkışan gazlar, patlamalar, karanlık ve gizli güçler, manipülasyon, casusluk faaliyetleri, şiddet, atıklar, zararlı kimyasallar.
URANÜS: İsyan, siyasi gerginlik, direniş, uyanış, özgürleşme isteği, anarşi, patlama, nihilizm, siyasette sağ kanat-fanatik düşünceler, kargaşa, kaos, yangın, grev, (sigortacılık tertimidir kısaca; G.L.K.H.H. )
NEPTÜN: Sosyalizm, komünizm, sol kanat-fanatik düşünceler, kendiliğinden başlayan dürtüsel taşkınlıklar, ayaklanmalar, gizli planlar, aldatılmak, dolandırıcılar. Doğanın kendi ürettiği zararlı gazlar. Sıvı, petrol vb.
MARS: Muhalefet, çatışma, polis-asker vb. güvenlik güçleri, patlamalar, şiddet, terörizm, yaralanma, kan, yangın, kundaklama, provokatör eylemler, savaş, sanayi -ticaret anlaşmazlıkları.
MERKÜR: Gazeteciler, ülkenin iletişim kurumları, yayıncılar, entelektüel çevre, ticaret anlaşmaları, spekülasyonlar, harekete geçiren, eyleme dönen düşünceler. Spontane gelişen olaylar. Büyükelçiler. Sendikalar.
VENÜS: Sanatçılar, uzlaşıya dayalı anlaşmalar, sosyal-kültürel alanlar, oluşumlar, yapılar, arabulucular
GÜNEŞ: Ülkenin Başbakanı, C.Başkanı, Bakanlar Kurulu, yönetimdeki insanlar, hakimler, yargı kanalı, ülkenin yaşam fonksiyonlarına dair, moral ve moralsizliği.
AY: Sıradan halk,(bizler yani), ülkenin ruhsal sağlık durumu, doğası ve doğal zenginliği, kadınlar, tetikleyenler, iyi-kötü olayları başlayanlar doğuranlar, nüfus, kamuoyunu harekete geçiren konular, kalabalıklar vb.
Karakterlerin sahnelerine bakalım şimdi;
5.EV: Ülkenin eğlence alanları, parklar, kulüpler, sanatçılar, sporcular, popüler kimliğe sahip olanlar, genç nüfusu, moral ve moralsizliği, riskler, spekülasyonlar, ortak amaç için bir araya gelmiş kalabalıklar. Misafir oyuncusuna bakalım, Transit Satürn. Etkisi; baskı kurmak, halkın eğlence tarzına satürnvari yasaklamalar, yeni düzenlemeler, kontrol altında tutmak, halkın moralsizliği. Natal Güneş üzerinde kavuşum ve bu birliktelik 9.EV sahnesinde yer alan Transit Neptün ile üçgen açıda. Etkileri: Gizli kulis arkasında süren çalışmalar, paranormal olaylar, metafizik istihbarat, organize işler. Hem iktidar hem de Halk bizler büyük bir oyunun kurmacanın içindeyiz. Neptün 9.evde, hassas olunan konular, sosyal reformlar, yeni yasalar ve yasaklar, dini konular, maneviyat ilkeleri, basın-yayın-medya kurumları, dış ülkeler, yargı, hukuk sistemi hepsi 2015 senesine kadar oynanan büyük oyunu gösteriyor.
10.EV: İktidar partisi, ülkenin imajı, prestiji. Misafir oyuncusu Uranüs. En tepe noktasında Uranüs, 7.ev ve 1.evde yer alan natal ve transit Pluto ile öncü T-Kare yapmış. Açıklaması Uranüs’ün vasıflarının Pluto ile çarpışıp tezahürü yani şuan şimdi yaşadığımız herşey.
Transit Şiron, Natal Uranüs’le kavuşmuş, eski yaralarımıza benzer yaraların açılması.
Transit Lilith, Venüs, Merkür ve Jüpiter, 12.evde gizli karanlık sularda acı elem denizinde yer alan Halkı, kadınları simgeleyen Ay ile kavuşmuş. Bundan sonra olacak her türden eylem gezi parkı tepkisi gibi samimi olmayacağını gösteriyor.
Harita yukarıda ve olay gününden bugüne hala etkisi devam eden tohumları sarı çizgi ile işaretledim. Bu ilimle haşır neşir olanlar ve hatta alakası olmayanlar bile nette işaretli olanların manasını araştırıp öğrenebilirler. Evet yıldız ilmi diye bir şey yoktur, tüm bunlar tesadüf!!!
Bundan sonraki günlerde, Hükümetin demeçlerine, en yakınlarında olanlara, dış ülkelerden gelen istihbaratlara karşı oldukça fazla uyanık olması gerekiyor. Halka karşı özür borçları var bunu telafi etmeleri gerekiyor, dürüst olmaları ve şu gereksiz halkı galeyana getirecek yatak odalarımıza kadar karışan tutumundan vazgeçmesi gerekiyor. Ankara’da mikser büyükelçi konusunda defalarca yazı kaleme alındı, Kendisine özel dikkat etmeleri gerek. Bizlerin HALKIN samimiyeti, insani istekleri, eylemleri oldukça kolay yönlendirilebilir, istenmeyen sonuçları doğurabilir, masum Halkın üzerine kalabilir. Bu ilim potansiyelleri gösterir, etkileri anlatır, şunu yaparsan bu, bu yoldan gidersen buraya ulaşma olasılığın yüksek der. Önünde gelen şu etki var, şimdiden tedbirini alırsan alırsın almaz isen o etki gelince, elinle işlediklerinle yüzleştirir, mizan terazisi olur, hafif kalmışsan savurur, ağırlığını korumuşsan değerini artırır. Huzurunu sağlar der. Halk olarak bizimde uyanık olmamız gerekiyor, 22 ülkenin yönetimi, sınırları değişecek denilmiş, son ülkelerden birisiyiz planlar gayet ciddi bir şekilde işlemekte sona yaklaşılmakta, biz Türkiye’yiz. Hükümetten saygı olursa, gücün sarhoşluğundan ayıkılır ve mütevazılık yeniden desturunuz olur ise, Halk bizler zaten bu ülke için canını verircesine çalışan bir şekilde herkes kendine düşenle birbirine hizmet eden bir halkız, biz zaten edepliyiz. Beklenilen SAYGI ve KAPİTALİZM CANAVARLARININ ıslahı. Binalar çoğalmışsa dindar bir nesil bekleyemeyiz, (ki bu açıklamada oldukça talihsiz bir açıklamadır, Yunus suresi-99)şeytanın dini kapitalizm ayetleri hemen hemen herkesi esir almaya başlamışken, adalet, hakkaniyet, maneviyat bekleyemeyiz. Ülkemizde ekonomik kriz yok diyorsunuz, kim nasıl neyle yaşıyor, kimin ağzında kaç dişi kaldı sıka sıka, kimler hangi uçurumlardan uça uça karnını doyurmakta bunlardan habersiz olunca, halk edebiyle yaşamaya çalışıyorsa, bundandır o pespembe tablo.
Halkı borç batağına sürükleyecek, aramızdaki gelir dağılımındaki uçurumu artıracak, bizleri sınıflara ayıracak, yeni yetişen nesillerin tüketici nesli olmasını sağlayacak, çıldırmış gibi AVM. lere ihtiyacımız yok. En azından benim ihtiyacım yok, mahallemin bakkalı var, mahallemin tuhafiyecisi var, mahallemin, kasabı, terzisi, ayakkabıcısı var. Haddinden fazla Kapitalizm mabetlerine ihtiyacımız yok. Ruhsal bunalımlara sürükleyen plaza tarzı yaşamlara ihtiyacımız yok, plazalardan çıkıp onu al bunu al şunu da al, nakit yoksa kredi kartınla al, al al al hepsini al zaten meyilli olan insanın önüne bu tür mekânların dikilmesine ihtiyacımız yok. Bunlar hizmet değil! Türkiye sadece İstanbul’dan ibaret değil, Dışı süslü arşı delercesine yükselmiş sütunlar zenginlik değil. Ruhsuz bir kent ve ruhsuz bir halk olmak istemiyoruz! İhalelerin açık yapılmasını istiyoruz, hükümetle akrabalık bağı olanların ticaretle uğraşsa dahi ve ihalelere girme hakkı olsa dahi biz madem çoğunluğu Müslüman bir ülkeyiz, devletin yönetiminde olanların bir evlilik ve bir de oturacak ev hakkı dışında devletin imkânlarını, elin emeği alnının teri dışında farklı yollardan kullanmasını istemiyoruz. Maaşlarıyla ne yapacaklarsa yapsınlar ve asgari ücret sadece bir ev kirasına o da kentlerin dışında kötü şartlarda evlerde oturmaya yeterken, devlet yönetiminde olanların aldıkları maaş ve tanınan imkânlarının bu denli uçurum açmasını istemiyoruz. Babamın maaşından kesilen, babamın abimin ödediği vergilerin sosyal devlet anlayışıyla bize olan katkısını somut görmek istiyoruz. Derdimizi anlatmak için kapı kapı sürünmek dolaşmak istemiyoruz, her türlü istihbarata ulaşma şansınız var, kim nasıl ne şekilde yaşamaya çalışıyor kafalarınızı birazda bunlara yorun, huzurunuz kaçsın, rahatınız bozulsun biraz da bunu istiyoruz. Babil geleneği gibi, bina yarışına değil, bu ülkede zorda olan kim var onu bulalım yarışına girin istiyoruz. Belli bir zümrenin, işadamlarının kısacası sizin iktidarınızdan güç alıp, halkı ezen, azarlayan, kibrinden kurum kurum kurulan, sümme haşa kendisini ilah zannedenleri istemiyoruz. Bu olayın neticesinde hükümetin kendisine ince ayar çekmesini umut ediyor, dua ediyor, bekliyor ve istiyoruz.
1.Dünya savaşından sonra pek çok ülkenin yönetimine gelenler, halk seçti görünümü altında, çeşitli oyunlarla halka seçtirilen ve işi bitince de acı senaryolarla yine halk tarafından indirilme, darbe yapma şeklinde oyunlarla giden hükümetlerdir. Ülkemizin yakın siyasi tarihini Menderes dönemiyle bir düşünün ve şuana kadar gelin. İşi bitmişse hükümetin emin olabilirsiniz, ufacık bir kıvılcımın yangına dönüşmesiyle, çeşitli haklı gerekçelerin bilinçaltı oyunlarıyla halkı şahlandırmasıyla, halk ya da başka ellerle giderler, henüz hükümetle işleri bitmedi ön prova idi, bundan sonrasında hükümetin tutumu ya uyanmak ya da uykuya devam etmek. Halkı da kendisini de yormak, üzmek… Bugün seçim olsa yine tek başına iktidardır hükümet. Zira hükümetleri seçen halk görünse de, bu ülke adına kararları verenler, asıl seçenlerin inisiyatifindedir. Hükümetle işleri henüz bitmedi, bu ülke ve halkıyla henüz işleri bitmedi. Hepimizi uyanık olmaya davet ediyorum.
Aşağıda verdiğim tarihlerdeki, yıldızlardan gelen etkilerden daha üstün olan insan iradesiyle yapılacak fiillerin neticesi yepyeni gündemlere merhaba diyeceğiz. Hayr ve şer öyle içiçe geçmiş ki, bu ülkenin sınavı bu olsa gerek, hepimizin kendisine bir ayar çekmesi gerekecek. Aslına rücu zamanı 2025’ e kadar son sürat devam ediyor.
4.Randevu 1 Kasım 2013
5.Randevu 21 Nisan 2014
6.Randevu 14 Aralık 2014
7.Randevu 16 Mart 2015 ‘ ten sonra Şironik yaralarımızı saracağız. Varsa ömür sararız.
Son olay halkın, kudret eliyle meydana getirdiği şefkat tokadı idi, şusu busu hepsi bahanesi, gayretullaha hem halk hem de hükümet olarak dokunmaya devam edersek, iş çığırından çıkar, provokasyonlarda olur, manipülatörler de, marjinal gruplarda, samimi halkı maşa edecek pek çok aktörün devreye girmesiyle, tüm bunlar da bahaneye eklenerek, zecr tokadı da yiyebiliriz. Benim adım ELİF, aklımın aldığı ve korku asla değil, saygımdan ötürü aktarabildiklerim bu kadar! Boğazından haram lokma geçmemiş, ömrü boyunca faizle işi olmamış, kredi dahi kullanmamış, parası erirse erisin bankaya dahi yatırmamış, sahip olduklarını 57 yaşında ve şeker hastası olduğu halde hala çalışarak helal kazanmış babasının kızı. Faize savaş açın samimi inananlar iseniz, bizleri Allah’ımızla aldatmayın yeter.
“Bir yol buldunuz da diğer tarafa götürecek, bize mi söylemiyorsunuz.” Tayfun Talipoğlu