30 Eylül sabahı, ülkemizi, yani hep birlikte Halk olmuş bizleri, oldukça yakından ilgilendiren bir dolunay enerjisini karşılayacağız. Kartların hepsi açık ve önümüzde. Bu dolunay enerjisi ile yeni bir sayfa açılıyor, mücadele içeren, çabana göre anında mükâfatını alacağın, adil bir sayfa. Ama önce empati yapalım emi, terazi/koç aksı der ki, kendine bir bak başkasının gözüyle, niyetlerine bir bak, ne kadar asil diye, taleplerine bir bak ne kadar layıksın diye ve dön sonra elindekilere bir bak, kaybetmekte var kazanmakta, senin için bu ne kadar önemli diye... Toplum için mi yaşıyorsun terazi kanalıyla, toplumun trendlerine göre bir ikonmusun, yoksa deneyimlediğin dengeye aldığın doğruların için mi yaşıyorsun, neyi sattığını ucuza bir bak ve nelerin seni satın aldığına bir bak ve gör sen kimsin? Arkadaşlarına bak, kimlerle sohbet ettiğine, kimlerin düşüncelerinden etkilendiğine bir bak, nedir doğruların, seni sen yapan nedir, nedir yanlış dediklerin ve aynı yanlışı sen yapar mıydın? Kendinden, nefsinden ne kadar eminsin? Azaltmalı çevreyi, ünlü namlı olup kalabalık bir çevrede, dinden imandan insanlığından olacağına, onların hayatlarına göre kendini kasacağına, az ama öz bir çevrede huzurlu ve samimi ilişkilere yönel. Çözülebilirsin bu iyidir ama, atıkların ardından, dağılma. Eskisinden daha dinç daha huzurlu yeniden toplan. Velhasılıkelam, ya topluma karış şu her yeri kokuşmuş, her yerinden irin akan, insanın başıboş hayvanlar gibi saldırdığı şu doğaya, vahşileş, hiçbir kutsalın, değerin, amacın, gelişme isteğin olmasın, ye-iç-seviş göbeğini şişir, ya da karış topluma bir karınca misali su taşı şu ateşe ama celaliyetle değil, hakkaniyet ve cemalinle...
Toplumun huzuru için o toplumun içinden biri olarak, önce kendi yaşamından, çevrenden başlayıp, bozulduğun, koktuğun, insan yerlerini sızlatan her ne ise acımadan kendine disipline etmeyi dene, mücadeleyse önce kendi nefsinle. Güveniyorsan nefsine, “ ölümüm şehadet, sürgünüm hicret, zindan bana halvet.” demişsen de celaliyetini göster, ister bireysel yakın ilişkilerinde istersen toplumsal alanda, toplumla olan ilişkilerinde. Bülbüllerin zindandan, baykuşların çifte yalılardan çıkışı olsun.
Toplumu oluşturan bizleriz, şuanki dünyadaki tablo, ne siyasiler, ne de dış güçlerin etkisi. İlmi ve fenni güçlenmiş, insani, birbirine bağlı, saygılı ve ölçülü olan halka hiçbir şey zarar veremez. Yine bizizdir düşman kendimize. Oluşturduğumuz Toplum ve kavramlarla silah doğrulur bize. Boşanmalar arttı ise, bir ördeğe tecavüz ediliyor ise, haksızlık dört koldan volta atıyor ise, birbirimize saygımız yok ise, kıskançlığımızı eleştiri kılıfıyla süsleyip can yakıyor isek, kutsal olan değerlerimizi çiğneyip geçmişsek, milli değerlerimiz bir şey ifade etmiyor ise, kişi onca samimiyetine rağmen hala bunu ispat etsin diye üzerinde çirkin oyunlar dönüyor ise, biri dişiyle tırnağıyla geldiği yerden düşürülmeye çalışılıyor ise, ive herşeyden önemlisi, birbirimize dua etmeyi unutmuş isek, işte tüm bunlarla beraber, Güneş ve Ay’ın karşıt açı yapıp, dolunay olmasıyla gergin bir enerji olarak bizlere yansıyor ise, bizlerde şimdi, topluma ektiklerimizi biçiyoruz. Yıldızların dahi Hakk’ın emrine boyun eğdiği şu âlemde, onlardan gelen şifayı şerre dönüştüren de biziz üzgünüm ama durumumuz böyle de biz değişeceğiz hadi hep birlikte.
Gördüğün tablo güzelse, içine de sinmişse, korkma devam et yürümeye, bir karınca değil, peşinde binlerce karınca var seninle birlikte yürüyen, unutmadan hazımlı olmayı, bunun da gücüyle… Toplumu oluşturan bizleriz, bir yere ateş düşmüş ise emin olun o yangın büyüyecek sizin de kapınıza kadar gelecektir, Bireylerin gelişmişliğiyle, saygısıyla, sevgisiyle, kavram denilen ki çoğu ilahi yasa gibi tapılan ifrit edici putlarını kırdıkça bu şehre koşarak, şehrin öte yakasından bir adam gelecektir… Ariflere gönül dolusu muhabbet ve selam ile…
Sevgimle Kalın emi