Bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak
Çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak
Su yasak rüzgar yasak açık kapılar yasak
Belki bu karanlıkta yasakları yasaklasak
Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegahın. A.İlhan
Kadın ne idi? Ocağı tüttüren bir Vesta, ocağı söndüren bir Lilith, savaşta bir Pallas, besleyen doyuran üreten yaşam veren bir Ceres, yas tutan bir Demeter, namusu ipotek altına helalim diye alınmış bir Juno, cana can katan ömrü tazeleyen bir Venüs, yarınların devamı bir Ay.
Ne çok anlam yüklenmiş kadınlara ve ne çok sorumluluk binmiş omuzlarına, iyi isen baba ocağından, kötü isen ana kucağından. Kadın her yerde kadın ama, öyle mi ülkemde? Her ülkenin kadınları gibi mi acaba kadının yeri ülkemde.
Ülkemizin haritasında AY 12.evde ve ikizler burcunda,Yükselenin yöneticisi bir ülkenin kayıp yüz.AY anaç, olgun, koruyan, kollayan, Güneş ile hareket eden, anlamını Güneş’le tamamlayan bir nevi bir oluşum için, (gece-gündüz) birbirine muhtaç olan bir ışık...
12.ev kayıplar evidir, izolasyon, kapanma, bilinçaltı, gizlilik, sırlar, baskılanma ve kaderselliktir...
Mundane horoskoplarında o ülkenin kadınları önce Ay ve ardından Venüs’e bakılarak değerlendirilir,
Şimdi benim penceremden bakışla. Ülkemizde anne sıfatında olan, ya da olgun olan kadınlarımız, genelde içine kapalı, rahat hareket edemeyen, kendini ifadede zorluk yaşayan, Ay’ın gelenekçiliğiyle 12.evin baskısıyla pek çok durumda geride kalan kalmak durumunda bırakılan kadınlar...
Ve yine erkeğin arkasında ki ,en büyük destekçisi olan, dünya üzerinde yok olmaya yüz tutmuş aile kavramının kutsallığını koruyan ve bunu bilinçaltından gelen derin bir bağlılıkla yapan,
boşanma konusunda korkak olan; Ay’ın kendisini hapsetmesidir bu, yani boşandığım an ne yapacağım, hem toplum hem yakınlarım gibi yine Ay'ın geçmişten gelen gelenekleriyle bilinçaltına haps olarak belleğinde bu toplumsal yaklaşımlarla korkutulan kadınlarımız...
Ve fazla uzatmadan,
Venüs, genç bayanların simgesi, sanatla iç içe olanların simgesi, gölge yüzünde savaşın, amazon kadının cesaretin simgesi, 5.ev Akrep alanında yerleşmiş, Cumhuriyetimizin ilanı ile zaten genç bir nüfus olmamız İtibari ile kadınları kapsayan, değişiklikler yapıldı, o alıştığımız kadın modeli,
5.ev alanına taşındı, yani sahne kadınındı, sanatsal ve her alanda kadınlar devrimler yaptı, gerek o günün koşullarıyla gerekse diğer dünya ülkeleri kadınlarıyla, amazon yanlarıyla mücadele ettiler.
Evet, Afife Jale, Sabiha Gökçen, Satı Kadın, Safiye Ayla, Cahide Sonku, Semiha Berksoy, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Toto Karaca ve diğer kadınlarımız…
Bugünün sahne önündeki kadınlarının ilk alt yapısını hazırladılar...
Ve tabi kadınsal yönü sadece sanatla sınırlı değil, kadınlarımız sahne önünde, yani dünya sahnesinde ülkemiz sahnesinde, daha faal rol üstlenmiş durumdalar, Akrep-Venüs düetinde, kadınlarımız, haklarını koruyan, Daha sinsi, sahiplenici, ikinci kadın konumunda olmayı hazm edemeyen, gerekirse büyüye, Ay’ın Lilith yönüne başvurabilen, bir erkeği nasıl nereden vurması gerektiğini bilen, cinselliğini keşfetmiş bunun gücünden yaralanmasını bilen kadınlar oldular... Akrep Venüs ifadesiyle kadınlarımız, metres olarak bütünlenemez, ( Eski astrologlar, Venüs akrep 5.ev alanı için kadına metres sıfatını yakıştırmış).
Bence Cumhuriyetin Venüs yüzüdür kadınlar ve astrolojideki bulguların tesadüf olmadığına ise
Şöyle bir tez ile cevap vermek isterim;
Ay öyle bir yerde yerleşmiş ki öyle bir konumda muazzam, Kadersel dediğimiz değişmez dediğimiz astroloji kaderin yorumlanmasıdır dediğim noktada sabitlenmiş...
Ay kaderseldir geçmiştir
12.ev kaderseldir geçmiştir
Cumhuriyet ile kadın imajı 12.ev alanında geçmişte kalmıştır
Fakat yüzeysel olan bir gömülüş, bilinçaltımızda geçmişten taşıdığımız özelliklerimizle,
5.ev sahnesinde Venüs yüzlü kadınlar bilinçaltında, Ay’ın izleriyle doludur.
Ve dünya kadınlarının arasında Venüs yüzlü. AY kadınları en anaç kadınlardır...
Bizler, yani Cumhuriyet kadınları;
Venüs ve Ay'ın en feminen ışıkların birleşimiyiz, yani bizler sultan-ı yegâh kadınlarıyız, başlar saltanatımız ay doğunca…
Sevgimle kalın emi
Not: Bugün Türk Time ile başlayan yolculuğumuzun 1.Yıldönümü. Başta Sevgili Büyüğüm ve kendisine güvenimin sonsuz olduğu, (bu zamanda güvenilecek insan çok ama çok az), Balıkdaşım Sayın Talat Atilla Beyefendiye, bana inandığı, güvendiği ve ellerimden tuttuğu, hiç bırakmadığı için teşekkür ediyorum. TÜRK TİME AİLESİNİN mutfağında yetişen arkadaşlarıma, yazar, okuyucu ve yorumcularımıza, benimsedikleri için teşekkürlerimle.