Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!
5 Ekim Tarihinde, aslımız, özümüz olan Akrep Burcuna geçiş yapan, Satürn’ün etkileriyle, oldukça erken tanışmaya başladık. Satürn, ülkemizin belirsiz zamanlarında, gerek iç, gerekse dış dünya ile savaşımız devam ederken, halkın moralini, üzüntü ve sevinçlerini, çocuk/ genç nüfusunu, eğitim sistemi ve okulları, büyük alışveriş merkezlerini, halkın toplu olarak bulunduğu, popüler mekânlarını, kültürel, sanatsal ve spor faaliyetlerinin olduğu mekânları, büyük kentlerini temsil eden 5.ev alanında, eğitim yuvalarını hedef alanları harekete geçirdi Satürn’ e alışık bir halkız, bunda halkın düşünce sistemini, eylemlerini, ticari alışkanlıklarını, iletişimini, bilgisini ve nasıl harekete geçtiğini anlatan Merkür ile Satürn’ün kavuşumu da etkilidir, Diğer yandan halk olarak, bu toprağın suyunu içen, toprağından yetişenle doyan, havasını soluyan bizler, sıkıntılı zamanlarda aklını daha çok çalıştıran, daha birlik içinde olmayı başaran, kısıtlı imkânlardan, zor koşullardan beslenerek, kendimizi yaktıkça dirilen, zorlandıkça şaha kalkan bir halkız.
Bu özelliğimize ilişkin oldukça fazla, deyim ve atasözümüz vardır.
Satürn etkisi bizim için bu anlamda oldukça önemli, plutonik ve platonik algılarda bir halk olduğumuza çokça değinmişimdir, aynı zamanda ütopyaları olan, hem mistik, hem de somut çalışmalarla desteklenmiş bu halkın, yani BİZ ’im, atalarımızın tarihe geçmiş destanları vardır tarihi geçmişin acıları, zümrüd- ü Anka gibi her zaman sahneye yeniden kendimizi toparlayıp çıkmamız, oldukça güçlü genetik kodlarımıza işaret etmekte.
Erken Uyarı: 21 Aralık 2010 senesinde 12.evin karanlık sularında Ay’ımızla kavuşan bir dolunay ve akabinde ay tutulması yaşamıştık. Bu tutulum Arap baharının startı idi ve o günlerde bunun tezgâh olduğunu adım adım Türkiye’ye geleceğini, ihalenin Türkiye üzerine kalacağını yazmıştık. Suriye’nin yem olacağını, son rauntta, İran, Rusya ile ilişkilerin bozulacağını, ülkemizin Suriye yemiyle oyalanacağını çeşitli manipülatör oyunlarla ya şerre devam ya da hayra selam diye noktalamıştık. 29 Ekim’de ülkemizin yeniden kuruluşu ve kurtuluşunun 89.yıldönümünde, 5.ev ile 11.ev arasında, Boğa/Akrep aksında, Boğa burcunda Güneşimize muhalefet bir dolunay deneyimleyeceğiz, Daha sonra 14 Kasımda Akrep burcunda bir Güneş Tutulmasına şahitlik edeceğiz. Bu tablolar geçmiş istatistiklere baktığımızda, günümüzle değerlendirdiğimizde hiçte öyle günlük güneşlik bir havayı göstermiyor. Bunlar öngörüler elbet, meteoroloji gibi düşünelim. Rahmandadır son emir, son karar.
Türkiye önce Ay, şimdide önümüzdeki dolunay ve Güneş tutulumuyla, Akrep sembolizminde, yılanın deri değiştirme zamanına girmiş durumda. İçten dışa doğru itekleyen büyük bir devinim başlamış durumda, Yılan derisini atacak ve yine yeniden yenilenecek ve bu defa Kartal olacak. Deri değiştirmemiz sancılı olacak haliyle, Bu defa sancılarımız, dıştan değil, içimizden, bizden, bizlerden biri gibi gördüklerimizden gelecek. Okullar, büyük alışveriş merkezleri, büyük kentler, ticaretin ve eğlencenin yoğun olduğu mekânlar, sarsıntılar, depremler, terör eylemleri, mitingler, provokatör eylemler, manipülatörlerin devrede olduğu tam bir karnaval havasında sert dönemlere giriyoruz. Paranoyaya bağlamadan, endişelenmeden, olanın derdine düşmeden, olmayanlar adına tedbirle, bu deri değişiminde, yılanın kabuğunu atıp, Kartal olma yolculuğunda beraberce yürüyeceğiz. Ülkemin manevi kalkanına inancım sonsuz ve dahi cepheye sırtında cephanelik taşıyan 90’lık nenenin torunuyuz,
Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya…