Mart ayı itibariyle ülkemizin gündemi epey hareketlendi. Perdenin arkasında konuşulanlar, meydanlarda konuşulanlar, hayal, gerçek, olan, olacak, olmaz denilen ezcümle ne var ise, hepsi bir testten geçmek için gündemin en başına yerleşti.
Dünya gündemi için, ülkemiz bir altın madeni adeta, altın gibi gümüş gibi madenlerin değerini belirlemek için bir tür test diyebiliriz, kullanılan bir taş vardır, hani deyim olarak da geçer halk arasında; Mihenk Taşı. Ülke olarak, halk olarak, toprağımız, bayrağımız, yönetim biçimimiz, yaşam tarzımız, milli ve manevi değerlerimiz, bayramlarımız, inançlarımız, alışkanlıklarımız vb. hepsi bir bir bu siyah taşın, mihenk taşının altında, bir imtihan bir testten geçmekte.
Ülkenin tamamını mutlu etmek, herkesin bir kafadan olmasını beklemek elbette imkânsız. Meleklerin olduğu bir ülke düşün ki orada bile bir ayrık otu, bir başkaldıran, düşüncesine göre haklı olan, ileriyi gören, sezen, amma doğrucu Davut, amma yalancı pehlivan olabilir, nitekim olmuştur da; İblis. Elbette bu uç bir örnek, bu dünyada iyiler kadar kötülere de yer var, aklı, fikri olan herkesin bir söz hakkı var. Hayr bildiklerimiz de şer, şer bildiklerimizde hayr var!
Gündem bunca hareketli ve de hararetli iken, sosyal medyada yaptığım geniş gözlem, farklı kesimlerden, zıt düşüncelerden olanların yorumları, tepkileri, kısaca genel olarak biz gençlerin nabzını yokladığımda, oldukça sağduyuluyuz. Sindirilmek mi? Korku mu? İyi niyet mi? Akil olmak mı? Bıkmak mı? Bezmek mi? Boş vermişlik mi? Nedir nedeni? Belki de hepsi. Şuana kadar olan gelişmelerden çıkan sonuç, Evet biz, Türk Halkı tefekkür içinde izliyoruz, iyi niyetle. Mihenk Taşından geçiyoruz, değerli, değersiz, ölçüsü, ölçüyü kaçıranı, testi geçeni, kalanı, elbette sonuçlarını da göreceğiz birlikte, tüm iyi niyetimizle.
Yıldız ilmiyle baktığımızda bu tabloya, Reformların, yabancıların, farklılıkların, radikal değişimlerin, fanatizmin, farklı kültürlerin, büyü gibi etkilerin, aykırılığın, alışılmamış olanın, bireyselliğin, özgürlüğün, kaos ortamının temsilcisi Uranüs’ün ülkemizin 9.evine geçtiği 2001 senesi itibariyle, şuanda var olan gündemin başlangıcına işaret etmişti. Liderin Balık olması tevafuk, Uranüs elektriği simgeler, iktidar partisinin ambleminin ampul olması tevafuk! Bir sonraki liderin yengeç olması gibi! Şuanda 10.ev semalarında tam tepe noktasında güneşin en yüksek olduğu öğle vaktinde, herşeyin görünür olduğu noktada Uranüs durmakta. 10.ev ülke yönetimi, hükümet, ülke idaresi, yönetim biçimi, devlet yapan unsurları, bayrağı, dili, dini, bir nevi kimlik kartı, bir ülkenin prestiji, tanınırlığı. Dünya gündeminde en çok konuşulan ülke kim? Kilit noktası olan ülke kim? Elbette Türkiye. Uranüs şuana değin 9.evdeki seyriyle reformlara hazırladı bizleri, 10.ev tepe noktasına kurulmasıyla başkanlık siteminde ciddi adımlara doğru gidiyoruz Uranüs bir devleti oluşturan farklı ırklar, kültürler idi ve şimdi sahne Türk kimliğinin neredeyse yasaklanacağı günlere kadar geldi. Uranüs bu idi ve yaşamımızdaki tezahürlerini izliyoruz beraberce.
Yıldız ilminde Şiron diye bilinen, 7 kat göğün ortasında, külli iradeye geçişin kapısında, tam ortada tuhaf yörüngesiyle seyreden platoneid, ülkemizin 9.evinde, burada yer alan natal Uranüs ile kavuşumda, Şiron klişe anlatımla yaralı şifacıdır, kurbanları ve kurtaranları, ilmin ve bilimin en gelişmiş en üst halini simgeler. Yüzleştirir yaralarımızla açığa çıkartır, kesip atmaktan ya da yarayı sarmaktan başka çaren yoktur artık, es geçemezsin. Bizler içinde böyle bir dönem işte, göstermelik ve hakikati olan yaralar sarılacak, olmayan yaralar dahi yara diye karşımıza çıkacak sarılacak ki öyle değil mi? Maneviyat Şiron ile ilişkilendirilir, 9.ev ülkenin dini, inanç sistemi, inanç kurumlarıdır, Uranüs üzerindeki geçişi, dini yaşamda da pek çok değişimleri, eski kalıpların parçalanması demektir. Uranüs baskı uygular, değiştirir, alıştırmaya çalışmaz, alışacaksın der ve geçer!
Tekrar döndüğümüzde ise asıl mevzuya, vizyonda kapalı gişe oynayan filmimize, yüze küskün, kalben barışık deyimini çevirince terse, umarım ki, yüzü barışa dönük, kalbi karışık olanların ince hesaplarına gelmeyiz. Barış samimiyettir, kalıcılıktır, fedakârlıktır, ince hesaplar var ise kan pazarlığında, Neptün Balık burcunda, yaklaşıyor ülkenin Güney Ay Düğümüne bir alt üst eder herşeyi ve o vakit kimse hesabını veremez! Bir yanı kırıp döküp, diğer yanı payelemek, yüz vermek, astar kıvamına getirmek gibi bunların bedelini hepimiz öderiz.
Yıldız ilminde, Satürn ötesi gezegenler, külli kaderin tecellisidir ve celali sıfatları taşır. 7 kat gök katından sonraki katlar insanın başıboş bırakılmayacağına dair Yüce Yaratıcının Murad ettiklerinin kapısıdır. Buradan iner emirler yeryüzüne. Yapacak bir şey yok. Değişimse değişilecek, kaos ise olacak, mihenk taşı olan Uranüs adlı kara taş düzensiz yörüngesiyle şöyle bir allak bullak edecek ve sonrası durulacak gökyüzündeki dalga. Gelenler her ne ise, her kim ise, kolay alışmaya programlı insan, benimseyecek susacak, oturacak yerine. Tarih kitapları yazılacak, bugünler yarınlara anlatılacak. Tefekkür ile kalalım emi.