Turk Time
DOLAR
47,7134 %0
EURO
55,2021 %0.03
ALTIN
6670,0980 %0.14
BIST-100
13883,07 %0.75
PETROL
83,7400 %2.76
BONO
41,5700 %0.65
ISTANBUL
BUGÜN
24/30°
ISTANBUL
YARIN
23/30°

Kötülüğün Sıradanlaşması

Etik, geçmişte yaptığımız eylemleri yargılayan dar ve kuralcı bir ahlak bekçiliği değil; aksine, gelecekte atacağımız adımların yönünü tayin eden bir pusuladır. Aynı iki konuyu ele alıp tamamen farklı çıkarımlar yapabiliyor olmamız, eylemlerimizi hangi niyetle ve hangi ilkeye (maksime) dayandırdığımızla ilgilidir. Ancak günümüzde karşı karşıya kaldığımız asıl felsefi ve toplumsal kriz, etik pusulanın yön değiştirmesi değil, kötülüğün bizzat kanıksanıp bir norma dönüşmesidir.

Ahlaki bir kriz anında eyleme geçerken kendimize sormamız gereken temel soru şudur: Gerçekten doğru olduğuna inandığımız, evrenselleştirilebilir bir maksimle mi hareket ediyoruz, yoksa "herkes böyle yapıyor" kolaycılığına mı sığınıyoruz? Kötülük, çoğu zaman devasa ve korkunç yüzüyle değil, gündelik hayatın, rutinlerin ve bürokrasinin bir parçası olarak karşımıza çıkar. Haksızlıklar, etiğe aykırı davranışlar ve adaletsizlikler çoğunluk tarafından tekrarlandıkça standardize edilir. Kötülüğün sıradanlaşması, tam olarak bu tepkisizlik ve kabulleniş halidir. Yanlış olan, çok tekrarlandığı için "normal" olanın yerini alır.

Bu normalleşme sürecine karşı durmak ve tepki vermek ise çoğunlukla hüsranla sonuçlanmaktadır. Ses çıkardığında, itiraz ettiğinde değişen hiçbir şeyin olmadığını, bir çözüm elde edemediğini gören insan, doğal olarak bir çaresizlik hissine kapılır. İşte tam bu noktada, Platon'un meşhur Mağara Alegorisi gün yüzüne çıkar. Dışarıdaki gerçeğin yakıcılığındansa ve yel değirmenleriyle savaşmaktansa, mağaranın loş ama tanıdık güvenliğinde kalmayı seçeriz. İnsanlar kendi konfor alanlarının, o bildik yanılsamaların dışına çıkmak istemezler. İnsani bir refleksle güvende hissetmek, zarar görmemek isterler; dolayısıyla mağarada kalmayı seçenler bu arzularında tamamen haksız da sayılmazlar. Peki, kötülüğün standardize edildiği, verilen tepkilerin çözümsüz kaldığı ve herkesin kendi güvenli mağarasına çekilmek istediği bu tabloda, bireyin ve toplumun duruşu, vazifesi ne olmalıdır?