KURTLAR VADİSİ PUSU: NE KURGU VE TESADÜF AMA!?...
Türkiye’de geçmiş yıllarda en fazla ve heyecanla izlenen dizilerden biri de Kurtlar Vadisi Pusu idi.
Bu dizi sadece Türkiye’de değil çok sayıda yabancı ülkede de yayınlandı.
2010 yılında Suriye’ye gittiğimde, Halep’te ve Şam’da her taraf Kurtlar Vadisi Pusu’nun müzik sesi ile yankılanıyordu.
Bundan 10 yıl önce Türkmenistan’dan gelen bir öğrencime Türkiye ile alakalı nasıl bilgi edindiğini sordum. Kurtlar Vadisi dizisi vasıtasıyla demişti.
Bundan 3-5 yıl önceki yıllarda, Kurtlar Varisinin tekrar yayınlanacağı konusu sürekli kamuoyunun gündemine taşınmıştı. Fakat arkası gelmedi.
Kurtlar Vadisi gibi siyasi mesaj içeriği de olan filmlerde bir kısmı sarih bir kısmı da subliminal olmak üzere mesajlar verilir. Hatta başta ABD yapımı filmlerde olduğu gibi, filmlerle propaganda da yapılır. Algılar inşa edilir, yönetilir, yönlendirilir. Bunlardan bir kısmı hamasi içeriklidir, bazı kereler hayalidir, bazı kereler abartılı mesajlar içerirler.
Kurtlar Vadisi ile alakalı çok sayıda iddialar mevcuttur.
Bu iddialardan bazıları çok vahimdir. Bu dizinin bazı sahnelerinin Fetö terör örgütünün propagandasını içerdiği, bazı hukuk dışı eylemlere zemin hazırlandığı, bu bağlamda dizideki bazı kesitlerin Kâşif Kozinoğlu’nun ölümü ile ilişkilendirildiği gibi iddialar söz konusudur.
Bazı diyaloglarda 15 Temmuz ihanet kalkışmasının ön zemininin hazırlandığı, bazı benzetme ve vakalarla tabiri caizse darbenin senaryosunun ortaya konulduğu iddia edilmiştir.
Özellikle kâşif Kozinoğlu’nun ölümü ile ilişkilendirilen sahneler, yoğun tartışmaların konusu olmuştur.
Filmdeki bazı sahnelerle bazı yaşanan hukuk dışı vakaların ilişkilendirilmesi sebebiyle Kâşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığında Kurtlar Vadisi Dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan “Bilgi sahibi sıfatıyla ifade verdiler”.
Bu ifadeleri müteakiben Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin bütünü hakkında örgütsel propaganda iddiaları üzerine inceleme başlatıldı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Kâşif Kozinoğlu'nun 12.11.2011 tarihinde tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda hayatını kaybetmesine ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında; Başsavcılığa ulaşan ihbarlarla soruşturma dosyası kapsamında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde yer alan "Kazım Kaşifoğlu" karakterinin vatan haini olarak gösterilmesinin ardından öldürülmesi, bazı sahnelerde "FG" harf grubunu taşıyan araç plakalarına yer verilmesi ve dizinin belirli bölümlerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine propaganda, örtülü mesaj, örgütsel talimat veya yönlendirme niteliğinde içeriklerin bulunduğu yönündeki iddiaların, alanında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetince incelenmesine karar verilmiştir.
Bu dizide, gerek 15 Temmuz ihanet kalkışması, gerekse Kâşif Kozinoğlu'nun ölümü, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilişkilendirilen bazı vakalar için, senarist Raci Şaşmaz kurgu ve tesadüf açıklaması yapmıştır.
Burada Filmde yaşananlarla FETÖ yapısı ile alakalı bazı benzerliklere yer vereceğiz.
(1) 15 Temmuz ihanet kalkışmasından 37 gün önce 09.06.2016 günü yayınlanan 299. Bölümde 15 Temmuz darbe girişiminin başladığı yer olan Boğaz Köprüsü'yle ilgili çarpıcı diyaloglara yer veriliyor. Bu sahnelerle, 15 Temmuz ihanet kalkışmasının Boğaziçi köprüsünde başlatılmış olması arasında bir benzerlik kurulmaktadır.
(2) Dizinin 202. bölümünde (2013 yılı) çok sayıda subliminal mesajlar içeren "Tapınakçıların gizli 1 doları" sahnesi yer almaktadır. Dizide, Polat Alemdar’ın kardeşi Safiye Karahanlı ile Cahit karakterlerinin eline sıradan görünümlü ancak özel üretim olan bir 1 dolar geçer. Senaryoya göre bu banknot, küresel bir gizli yapı olan Tapınakçılar'a ait bir üyelik kimliği ve dijital ağ anahtarıdır.
Dizide bahsi edilen 1 dolar sahnesinde verilen mesajlarla büyük ölçüde benzeşecek şekilde, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturmalarda, çok sayıda FETÖ üyesinin üzerinden ve evlerinde 1 dolar çıktı. Fetö’cüler ele geçirilen 1 dolarlık banknotların üzerindeki seri harflerinin örgüt içi rütbeleri simgelediği, bu bağlamda mesela "F" serisinin üst düzey yöneticilerde (imamlar, yüksek rütbeliler), "C/J" serilerinin orta-alt kademede, "E/S" serilerinin eğitim kadrosunda yer aldığı iddia edildi. Yurt dışındaki okullarda veya hücre yapılanmalarında bu paraların örgütsel bir sicil ve tanınma aracı olarak kullanıldığı belirtildi. General rütbeli olanlar dâhil TSK içindeki birçok FETÖ'cü subayın üzerinde bulunan 1 dolarların, örgüt içinde bir parola ya da kimlik gibi kullanıldığı belirtiliyor.
(3) Kamuoyunda yapılan tartışmalarda ve şikâyetlerde, Dizinin 8 Ekim 2009 günü yayımlanan 66. bölümünde İskender Büyük'ün kullandığı “34 RTE 321” plakalı aracı kullanması, 17 Mayıs 2012’de yayınlanan 159. bölümde “Erdoğan” yazılı mezar taşının görünmesi ve 4 Şubat 2010’da yayınlanan 79. bölümdeki “34 FG 7061” plakalı aracın ekrana getirilmesi “FETÖ propagandası yapıldığı” yönündeki iddialara delil olarak gösterilmiştir. “34 FG 7061” plakasında “FG” harfleri “Fetullah Gülen”, “7061” rakamları tersten okunarak 7’nci (Temmuz) ayın 16’sı, yani 16 Temmuza işaret ettiği belirtiliyor. Bu sahne, 16 Temmuz’da yapılması planlanmış olmakla birlikte MİT’e gelen ihbar sebebiyle öne çekildiği belirtilen 15 Temmuz darbe girişimine gönderme olarak yorumlanıyor.
(4) Dizide yer alan ve MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüyle en fazla benzerlik arz eden, bu sebeple de dizi hakkındaki soruşturmanın en temel gerekçesini teşkil eden sahneler, Kâzım Kâşifoğlu ile alakalı olandır. Dizinin 10 Kasım 2011 tarihinde yayınlanan 136. bölümünde, "Kazım Kaşifoğlu" isimli karakter bir hücrede tutulmaktadır. Yaşar Ağa tarafından darp edilen Kaşifoğluna, O’nun adamı olan İlhan "Kaşifoğlu! Azrailin benim, Kaşifoğlu seni ben öldüreceğim" şeklinde tehditler savuruyor. Bu bölümün yayınlanmasından iki gün sonra 12 Kasım 2011 tarihinde Kaşif Kozinoğlu Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybediyor. Dizinin Kozinoğlu'nun ölümünden sonra, 08 Aralık 2011 tarihinde yayınlanan 139. bölümünde Kazım Kaşifoğlu karakterinin spor yaptıktan sonra nabzının yüksek olduğunu belirttiği, duş aldığı ve sonrasında "Kara" karakteri tarafından koluna şırıngayla hava enjekte edilerek öldürüldüğü ekranlara yansıdı.
Kâşif Kozinoğlu, 1955, Trabzon’da doğmuş, 15 yıl Özel Kuvvetler (Bordo Bereli) Subayı olarak yurtdışı görevlerinde çalışmış, 1995’te emekli olduktan sonra MİT’e geçmiş, bir müddet Dış Operasyonlar Daire Başkanlığı’nda çalıştıktan sonra 2010’da “Baş Müşavir” unvanıyla Orta Asya ülkelerinden sorumlu olmuştur. Kozinoğlu, 2011 Mart ayında Ergenekon soruşturması kapsamında ifadeye çağrılıp tutuklanmıştır.
Kozinoğlu, 12 Kasım 2011’de cezaevinde tutuklu olarak yatarken şüpheli bir şekilde, kendisini savunamadan hayatını kaybetmiştir. Kozinoğlu’nun bu dönemde Fetullahçı silahlı terör örgütü mensuplarının hedefinde olduğu belirtilmektedir. FETÖ terör örgütü ile olan ilişkisinden ceza alan eski MİT görevlisi Enver Altaylı’nın bilgisayarında Fetullah Gülen’e “Muhterem Efendim” hitabıyla yazılmış bazı mektuplar çıkar: 2008 yılında yazılan bu mektuplardan birinde “Kozinoğlu’nun MİT Müsteşarı olmaya çalıştığı belirtilerek “böyle bir şeyin olması halinde Allah, Fetullah Hoca Efendi ve cemaatinin önde gelenlerini korusun. Bunun tahakkuk etmesi bir felaket olur” deniyor. Kozinoğlu’nun FETÖ’nün Orta Asya’daki okullarının kapatılmasında da aktif olduğu belirtiliyor.
Kozinoğlu’nun vefatının ardından adlî soruşturma başlatılır, kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenir, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin şahit olarak ifadeleri alınır. Tüm bu işlemler tamamlandıktan sonra, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.
Adalet Bakanlığı’nın faili meçhul suçları araştırmak için kurduğu birim bu ölümü ve sonrasında verilen takipsizlik kararını şüpheli bularak dosyayı yeniden açtı. Soruşturmayı yürüten dönemin Silivri Başsavcısı ve takipsizlik kararını yazan savcının FETÖ’den ihraç olması bu kararın verilmesinde bir başka etken olmuştur. Savcılık, Kozinoğlu’nun rahatsızlığını fark edip “acil durum” düğmesiyle yardım istemesinden sonra gardiyanların gereken müdahaleyi kasten veya ihmalen geciktirip geciktirmediğini araştırıyor. O gün çağrıya cevap vermesi gereken gardiyanın bu çağrıyı bir süre “duymazdan geldiği” şüphesi mevcut. FETÖ bağlantılı olduğu değerlendirilen bu gardiyan olaydan bir süre sonra istifa edip ayrılmış, darbe girişiminden sonra da Fransa’ya gitmiş. Kozinoğlu’na ilk müdahaleyi yapan sağlıkçılar da müdahaleyi kasten veya ihmalen geciktirme şüphesiyle soruşturuluyor. Ayrıca o dönemde Kozinoğlu’ndan alınan doku örneklerinin, cezaevinden kaçtığı belirtilen hırsızlıktan hükümlü bir kişi tarafından çalındığı belirtiliyor. Bu süreçte yer alan ve takipsizlik kararı veren, Kozinoğlu hakkında tutuklama kararı veren, onu yargılayacak olan bütün hâkimler, savcılar, adli tıp kurumunda rapor tanzim eden doktor ve diğer teknik personelin birçoğu, Fetö silahlı terör örgütü ile olan ilişkilerinden dolayı ihraç edilmiştir. Burada Kozinoğlu’nun “örgütlü” bir şekilde ve “kasten” öldürüldüğüne dair güçlü şüpheleri olduğu belirtiliyor.
Tüm bunlardan sonra, senarist Raci Şaşmazın söylediği şekilde bütün bu benzerlikler sadece bir kurgu ve tesadüf ten mi ibarettir? bilemiyoruz.
Burada bahsi edilen suçların var olup olmadığı yargılama neticesinde belli olacaktır.
Muhtemelen daha başka suç teşkil eden bulgulara da ulaşılabilecektir.
Tesadüf ve kurgu söylemi ile alakalı algısal olarak şu fıkrayla neticeyi bağlamak istiyoruz.
Âma (kör) görünümlü birisi dilenmektedir. Dilenciye verilen paralara göz diken bir dolandırıcı, sesli olarak “200 TL veriyorum, üstünü alacağım” der, ama sadece 5 lira verir mendildeki paraların da tamamını alarak yoluna devam eder.
Âma görünümlü olmakla birlikte gerçekte âma olmayan dilenci bir de bakar ki bütün paralar alınmış, mendilde sadece 5 TL kalmış.
Eline taş alarak paraları çalan dolandırıcıya fırlatmaya başlar. Beş tane taş atar, attığı her taş dolandırıcıya isabet eder.
Bu sefer dolandırıcı şu sözü söyler:
“ATAN KÖR AMA ATIŞ HİÇ DE KÖR ATIŞINA BENZEMİYOR”.
Burada dizideki bazı vakalarla Fetö yapılanması arasındaki ilişki ve benzerliklerle alakalı olarak da şu söylenebilir:
“SENARİST RACİ ŞAŞMAZ HER NE KADAR BÜTÜN BUNLAR TESADÜF VE KURGUDAN İBARETTİR DESE DE, ORTAYA KONULAN BENZERLİKLER HİÇ DE TESADÜFE BENZEMİYOR”.
Burada neticenin takdirini kıymetli okurlarıma bırakıyorum.

