|
Talat Atilla Putin'in korumaları tanımadıkları Türk Bakana dirsek attı! Emir 'Kemal Beyin adamları!' |
|
Cengiz Altınsoy Mağdur o |
|
Adnan Küçük NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ’NÜ HİTLER’E VERMEKLE TRUMP’A VERMEK ARASINDA NE FARK VAR? |
|
Melike Topuk Ailesini Yüklenen Fatma |
|
Zahide ÇERÇEVE |
|
Derya Çöl Kendimizi Nerede Unuttuk!.. |
|
Tuğrul Sarıtaş ŞÖHRET VE ŞIMARIKLIK |
|
Seyhan Korkmaz NİETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ -7 |
|
Kıvılcım Kalay Bazen kadın olmak |
|
Canan Sezgin 2026, Küllerinden Doğanların Yılı |
|
Tekin Öget KOD ADI: EPSTEİN |
|
Esra Süntar ''YEPYENİ RÜYAM'' |
|
Ersan Yıldız Sedat Peker |
Her şeyimiz fena halde değişince, bayramların değişmez ritüelinin, “Nerede o eski bayramlar” muhabbeti olması kaçınılmazdı.
Annemiz evimizin bir parçasıydı, her daim evdeydi.
Her şey hormonsuzdu.
Yemeği kokusundan, insanı bakışından bilirdik.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı.
Körebe oynarken kör, yakan top oynarken, yanardık.
AVM ya da alış veriş merkezi nedir bilmezdik.
Ya aşağı, ya da yukarı mahallede buluşurduk sevgiliyle.
Daha olmadı, parkta…
Ekmek arası diye Anne icadı bir yemek çeşidimiz vardı.
Arasına taze fasulye, bazen de sana yağın üstüne toz şeker ekerdik.
Sini sini baklavalar gelirdi arife günü.
Ayakkabılarımız, eskimeyi bilirdi.
Kendimizden bile sakladığımız platonik aşklarımız vardı.
Kesişme diye bir göz dilimiz vardı.
Bulursak, kesişirdik…
Kalleş değildik.
Silah, sopa bilmezdik.
Göğüs göğüse vuruşurduk.
El öpmeyi bilirdik.
Tamam, harçlık almayı severdik ama yaşlıların mihnetle bakan gözlerine tavdık.
Açık hava sinemalarını gören bir nesil olduk.
Sokakta horoz şekeri, macun, pamuk şekeri satılırdı.
Mahalle bakkalımızda, Arap sakızı da, tipi tip de bulunurdu.
Çatapatlar, mantar, maytap, torpillerler patlatırdık mahallenin ortasında.
İyi çocuklardık vesselam.
Komşumuzu tanırdık.
Kör Mehmet amcadan, Elmas teyzeye, Cici bakkaldan sümüklü Süloya kadar Türk filmlerine taş çıkartan karakterlerimiz vardı.
Yağmurda ıslanmaz, karanlıkta bile top oynardık.
Mahallemizin sarhoşları bile nazikti.
Küfürlerinde bile edep vardı.
Büyüdük.
Gökyüzüne çekildi hatıralarımız, yalnız kaldık yeryüzünde.
Her yer gurbet oldu sanki.
Belki yor yordam bilmezdik ama…
Kalleş değildi çocukluğumuz…
*Bu yazı Talat Atilla'nın Güneş gazetesindeki köşesinden alınmıştır...
E-posta
Facebook
Twitter
Yazdır
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
| Bu yazı 23497 defa okunmuştur. |
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |

53
50













