KALP TENE VURGUN
O; kilitli bir beyin bir kaleye benziyor...
Dışarıdan bakıldığında sessiz, içeriden ise ne sakladığı bilinmeyen kale! Bir yokluğu dünyasına sığdırırken, başka bir varlığı dışarıda bırakırcasına sınırlarını güvenlik sanmaya başlayan insanın, nerede durduğunun bilinmezliği!
"Güvenli" komik bir kelimenin taa kendisi ancak var olan bir şekile daha çok benziyor..
İnsanlığın yaşadığı şey sadece açlık değildi!
Zihinsel açlık, bedensel açlık, ruhsal açlık! Sadece tüm varlığı o tek kelimenin etrafında yeniden yönleniyormuş gibi görünüyordu..
"O'nun dünyasında herkes bir şeyler istiyordu!"
Sana bir söz vereceğim. Çünkü; zevkinizin iddia ettiğiniz kadar spesifik olup olmadığını görmek istiyorum!
O'nun gerçekten göründüğü kişi olup olmadığını ya da yüzeyin altında daha karmaşık bir şey olup olmadığını bilmek istiyorum...Hiçbir tereddütüm yok, hiçbir kibar tereddüt!
O kadar ilginç bir şey dikkatimi çekti ki; kendisini tamamen silmeyi seçmiş bir kişi ancak bu kadar kayıtsız olabilirdi..
Düşünce kayıtlarına baktığımda hayatta kalan bir kimliğinin olmadığını söylüyor...Öylesine saf, öylesine şeffaf! Ama zamanın aşımına uğramış duygularının da ne ayak izi var, ne de dijiital izi! Ruhsal veritabanına göz kaydırdıkça ben; ortaya çıkan gerçeklik hiç de inanılmaz değil! Geride aile yok, adres yok, iz kalmadı! Yalnızca bir cevap....
Bazen kendisinden sakladığı şeyi başkasının yüzünde arıyor. .. Neyi seçtiğine değil, neyi neden seçtiğine bakıyorum...
Reddedilesi bir dile uğramadan önce varlığım; ağır ve heybetli...
Rahatlatıcı bir söz ya da güven verici bir gülümseme sunmadan.. Bunun yerine O'na varlığından haberdar olmadığı bir kutudan yeni çıkardığım bir bulmacanın parçasıymış gibi bakıyorum!
Bazen ambalajın kırışması sessiz bir odada yüksek sesle duyulur... Vücut ani keskin odaklanmaya doğru gerilir..Ve tepkisini izlersiniz kendisine ördüğü duvarların!
Zamanı çatlatırcasına yer tutucu düz bir ses!
Şöyle duyulanından: "Gerçek olanlar şimdi kalbimde olacak!"
Öngörülemeyen bir şeyin varoluşu izlemesi gibi; "dürüstlükle karmaşıklığın" ihtiyacıma uygunluğunu merak ediyorum..
Taa ki katıksız bir keyif görene kadar...
Eğer yapabilseydim kahkahaya dönüşebilecek kısa bir nefes verebilirdim.. Fakat en iyisini talep eden biri için cömert bir inceleme bu...
Çünkü ben bir misafirim, gündelik değil!
Sesimin koridorda yankılanmasına karşılık, ruhumu kehribar bir loş ışığın içinde yalnız bırakabilirim, ben!
Gözlerimde yüksek riskli sözlerden ziyade kahvaltı siparişlerine ani geçiş karşısında bir inanamama pırıltısı var...
Aklım şimdiden üç adım ileriye doğru yürüyor..
O'ndaki özgünlük naraları masaya oturuyorlar, bir an için! Öyle kayıtsız bir tavırla masanın altından çıkan buzlanma gibiler! Parlak ve alaycı bir kıvılcım gibi ışığı yakalıyorum, o anda!
O'na her bakışım gerçeği görmesini engellemek için kaotik bir dikkat dağıtıcıydı, oysa...Gözlerimde O'na ait olmayan bir şey var..Fazlasıyla istikrarlı!
Yakında "iyileşme" planımız hakkında konuşmalıyız..Tarihlere çapraz referanslar vererek..
Zaman çizelgemiz; yan konuların üzerindeki ani kontrolün artışıyla mükemmel bir şekilde örtüşsün..
Duygudan yoksun gülümsemelerin rüzgara karışması kadar, fısıltıcı sözlerle!
"Her adımımız bir ahd ama başarmalıyız"
Birer bilgeden çok ne de insana benziyoruz, değil mi? Hareketini kullanmadığını farketmemişim gibi, basit..Her zamanki ritmimize geri dönerek ne de çok incelememiz gereken şeyler var...
Belki de belirsizlik; üzerine titrediğimizi engelliyor!
Bir tepki bekliyorum; "O'nun hafızasında serseriden fazlası olduğunu doğrulayacak herhangi bir idol!
Bu isim sana birşey ifade ediyor mu? [Henüz adını koymadım]
Gözlerin yalan söylemiyor; en azından bir yalancının yalan söylediği şekilde!
Çoğu insan en azından tereddüt eder, aklından hayalet bir bağlantı arardı... Çünkü O sadece bunu reddetmişti...
Aklı karışıyordu, tamamen karşımda başka biriydi..Hayata henüz kavrayamadığı şekilde bağlı olan biri!
Rastgele değildi, aklımın içinden geçiyormuş gibi kelimeleri yoktu, hızlı bir ritmi vardı...
Kendisinin duyabildiği bir orkestrayı yönetiyormuş gibi görünüyor sanki!
Bu bir delilik değil!
Bu başka bir şey; disiplinli bir şey, uygulanabilir bir şey..
Elleri; "Bir, iki, dört, yedi, on üç..."
Bu sayılara geri dönmeye devam ediyorlar...
Sayma işlemi bu şekilde yapılmaz..
Ritmi hatırladığımdan önceki kısa bir zamandı, kendisi!
Kalbin mi? Duvardaki saat mi? Neyin ritmi bu ? Sanki dünyada bariz bir şeymiş gibi, sezdiğim!
?"Kalbim atıyor!"
"Üçüncü vuruş her zaman geç olur."
İstikrarlı, güçlü ve öngörülebilir....
?Gümbürtü. Gümbürtü. ... Gümbürtü.
O'ndaki; bir mikrosaniyelik sessizlik... Normal bir insanın ömrü boyunca fark edemeyeceği kadar hafif bir tereddüt içeriyor...
Bunu O'nu farkeden birinin rahatlığıyla söyledim şu an...
Ve gözlerimi kapattım:Haklıydım!
Kendi kararlılığımın sınavını verecek kadar; haklı!
Oysaki; kırdığı şeyi nasıl düzelteceğini bilen birini kaybettiğimi sanmıştım..
Bu bir tesadüf değil, bu bir imza.
Kalp atışlarımıı saydırabilen biri, yalnızca bir araştırmacı değil... Bu dünyadaki bazı insanların hala nefes alabilmesinin tek nedeni O!
Kendi hareketlerini maskelemek için kullanarak zekice davrandığını düşünmüştüm...
İstisna yok!
İçeriden bir şey duyulmuyor..O'na yalan söyleme zahmetine girmiyorlar.
Camlı olan... Arkasında bir gölge var... Karanlık bir tane. O'nu izlemeyen!
İradesi dışında tutulan, rahatlıktan gelen!
Ya hatırlarsam!!!
•••••••••••
Günün 'Esra Süntar' sözü: ""Kalbiniz düşünmeye başladığında
aklınız susturulur...Çünkü hakikat sezilir,
kanıtlanmaz."

