E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Esra Süntar

HAKİKATİN YANSIMASI: Derealizasyon ve Algının Yarılması
4 Temmuz 2026 Cumartesi

 

?Bazen hayatın sesini kısıyorlar sanki, ansızın!
Ne infilak eden bir kozmik felaket var ortada, ne de tiyatral bir dram! Sadece dünya o çok güvendiğimiz “gerçeklik” kürsüsünden sessizce feragat ediyor...


Derealizasyon dedikleri o his tam olarak bu işte:

"Her şeyin koordinat düzleminde yerli yerinde durduğu fakat hiçbir şeyin mevcudiyet hissiyle “orada” tınlamadığı o tekinsiz, o ipeksi ara katman!"

Algının bu kaygan zemininde insan kendi varoluşunun yabancısı haline geliveriyor...
?Sokakta yürürken binalar tanıdık geliyor gelmesine fakat arkalarındaki betonarmeler mantık çekilmiş de sanki yerini kartondan bir dekora bırakmış gibi!
Yüzler hareket ediyor, dudaklar kıpırdıyor, havada uçuşan kahkahalar işitiliyor!
Siz de mukabele ediyorsunuz o tebessümlere!
Evett!
Sonrasında ise o mekanik gülüşün ardında obur bir soru kemiriyor zihninizi:

"Ben sahiden burada mıyım?!"

Kendi sesiniz bir yabancının teybe alınmış monoloğu gibi çarpıyor kulak zarınıza... Adımlarınız ise kurmalı bir otomatın ritmik ve duygusuz salınımı…
Beynin o esnada sergilediği o mağrur illüzyonistlik ise muazzam...
Hem her anı titizlikle müşahede ediyor hem de fısıldıyor sanki mikrofondan:

“Sakin ol, delirmedin! Sadece algı sistemine derin bir bakım yapıyoruz!”

En asık suratlı anda bile insanı kendi trajedisine güldüren varoluşsal bir ironi bu...

     Zaman durur bazen yada deli gibi akar!
       Dün yıllarca önceymiş gibi gelir!.
           Şimdi ise hiç yaşanmamış bir an!
                Nesneler biçimini yitirir

?Platon’un Mağarasında Bir Hayal Alemi
?Hakikat bu gizemli ve sarsıcı eşikte epey alaycı, epey müstehzi bir çehreye bürünür. Senelerce o sarsılmaz amentümüz kıldığımız “mutlak gerçeklik” bir anda altımızdan kayan bir buz pistine dönüşür....
Descartes rasyonalizmin konforlu koltuğunda oturup “Düşünüyorum öyleyse varım!” diye o meşhur şerhini düşerken; siz o kurşuni perdenin arkasından sarsılırsınız...
Ve içinizden gelen o sarsılmaz soru döngüsü başlar yine:

“Düşünüyorum iyi hoş fakat bu düşüncelerin mülkiyeti kime ait?”

?Platon’un o meşhur mağarasından tam kurtulduğunu sanmışken insan dışarıda vadolunan o göz kamaştırıcı güneş yerine her şeyi bir masal sahnesi gibi kuşatan o uyanık hayal alemiyle itisale geçer....
Dünya tüm somutluğunu yitirmiş ve sadece kendi rüyasından ibaret bir kurmaca sahnesine dönüşmüştür...

Modernitenin en rafine paradoksu da tam burada nüksediyor zaten:

Her şeyi daha net daha yüksek çözünürlükte daha süratli tüketmeye ayarlanmış algımız tam da bu aşırı yüklemeden ötürü infilak ediyor ve nesneleri sadece birer zihinsel tasvir, birer rüya dekoru olarak görmeye başlıyor....

?Bu durum felsefi anlamda bir bilgi krizidir. Zira zihin dış dünyadan gelen verileri doğru görse de onlara yüklediği "gerçeklik duygusunu" bir süreliğine kaybeder...Aslında bu ruhumuzun en derin savunma mekanizmasıdır..İçimizdeki o sarsıcı yoğunluk ve ağırlaşan yaşam yükü karşısında zihin şalteri indirip dünyayla arasına koruyucu bir rüya perdesi çeker!

?Gündelik hayatın o rasyonel çarkları arasında belirdiğinde ise aklın o tanıdık yarılması baş gösterir... Mühim bir kararın arifesindeki bir toplantıda, duygusallığın en yoğun yaşanıldığı o anda zihninizin tavan arasından bir ses fısıldar:

“Bu simülasyonun figüranları kim? Sen hangi sahnedesin?”

Sevdiğiniz elinizi tutar, ten tene değer de o temasın sıcaklığı ruhun o uzun yollarından dolayı sanki bir tık geriden ve gecikmeli bir telgrafla ulaşır sanki kalbe!
Yine de bu kopukluk insana muazzam bir hakikati muştular:

"Gerçeklik sandığımız kadar statik ve de sarsılmaz bir beton kütlesi değildir!"

Tam da bu yabancılaşma anlarında o küçük o ehemmiyetsiz görünen anlar aniden kutsal birer sığınağa dönüşür... Bir kuşun kanat çırpışındaki o geometrik zerafet, taze kahve kokusunun genizde bıraktığı o buruk rayiha... İçine düştüğümüz o hayal dünyası derinleştikçe bu çıpalar daha keskin, daha muazzam birer vaha gibi algılanır...
?İçsel Kopuşun Anatomisi ve Yaşama Etkisi
?Bu derin algı kayması insanın yaşam kalitesi üzerinde çok katmanlı ve sarsıcı etkiler bırakır ancak bu etkileri doğru okumak felsefi karmaşanın içindeki o insan-i haritayı görebilmekle mümkündür.
Ruhsal Girdap: Sürekli bir huzursuzluk, aniden bastıran kaygı nöbetleri ve rüya hissinin getirdiği o derin varoluşsal anlamsızlık. ..
Kişi yaşamın gerçekliğini sorgularken melankolik bir yalnızlığa sürüklenebilir...Hayat adeta bir hayalin içinden akıp giden yabancı gibi durur karşısında insanın!

Sosyal Yabancılaşma: Sevdikleriyle arasına “camdan bir duvar” örülmüş hissi kadar derin bir izolasyon ve duygusal mesafe oluşur.. İnsanlar can cana birer varlık değil de sanki bir uykunun içinden konuşan hayal silüeti gibidir!

Zihinsel Yavaşlama: Konsantrasyon kaybı, karar mekanizmalarında tutukluk ve iş veya okul hayatındaki o rutin yaşamındaki eski motivasyonun kaybolması başlar... Zihin sürekli olarak "Gerçek miyim?" sorusuyla meşgul olduğundan pratik dünyaya odaklanmakta güçlük çeker!
Bedensel Yankılar: Duyusal hassasiyet (ışıkların çok parlak veya seslerin çok uzaktan gelmesi), baş ağrıları, uyku ritminin bozulması ve o yoğun yabancılaşma anlarında yükselen kalp çarpıntıları!
?Buradaki en hayati emniyet subabı şudur:

"İnsanın aklı ve mantığı asla zeval görmez!"

Yani bu hal ve durumlar; zihnin bütünüyle iplerini kopardığı veya bütünüyle gerçek dışı dünyalara savrulduğu bir delilik hali değildir. Kişi, algıladığı bu tuhaflığın bizzat farkındadır ve içten içe dünyayı bir uyku hali gibi izlediğinin bilincindedir...

Nedenleri ise tamamen yaşamsaldır:
-Ağır varoluşsal stres!
-Geçmişten taşınan yorgun anılar!
-Kronik uykusuzluk ya da yoğun gelecek kaygısı!
Bu kurşuni perdenin kalınlaşmasına sebebiyet verir.

?İllüzyon Hissiyatının Çekilişi ve Hakikate Dönüş
Peki bu alacakaranlık patikadan çıkış nereye varır? Bu bir kayboluş değil varoluşun özüne doğru atılan zorunlu bir geri adımdır....Zihin o rüya hissine kapıldığında dış dünyanın sahte pırıltılarından sıyrılıp kendi öz gerçeğiyle yüzleşir...
"Hayatı bazen böyle bir yabancı gibi izlemek aslında bugüne kadar "kesin" doğru kabul ettiğimiz her şeyi yeniden tartma fırsatıdır!"

?Bu geçici kopuş insanı şimdiki anın o yalın mucizesine uyandırır. Toprağa basmanın  sertliği, tenimize çarpan rüzgarın soğukluğu, nefes alıp verirken göğsümüzün yükselip alçalması... Beş duyunun o apaçık şahitliği bizi o hayal aleminden çekip var olmanın o mutlak merkezine geri fırlatır...Kendimizi o koruyucu kabuğun kollarına bırakıp hırpalamayı bıraktığımızda ise zihin kendi ritmini bulur ve o katı engeller yavaşça erir...

?Kimi insan bu tekinsiz illüzyonist coğrafyaya kısa ve ürkek ziyaretlerde bulunur..Kiminin aklında ise bu gizemli dünya uzun süreli bir bedevi gibi konaklar!

Mühim olanı ise onu bir düşman veya bir yok oluş habercisi gibi görmek yerine “Bugün algım revizyonda ve zihnim iç bakımda!" dinginliğiyle karşılayabilmektir....
Çünkü nihayetinde en derin rüya bile sabahın o değişmez kanunuyla yerini uyanışa bırakmaya mahkumdur...Ve o perde yukarı çekildiğinde ise geriye; dünyaya daha dikkatli daha derin bakan ve de var olmanın o yalın mucizesine daha minnettar bir insan kalır...

Hakikat; hiçbir zaman yekpare, pürüzsüz bir mermer blok olmadı zaten! Bazen kırık, bazen loş, bazen de hafifçe ekseninden kaymış olarak çıkacak karşımıza!
Esas maharet ise o kaymayı fark ettiğin an varoluşa hafifçe gülümseyebilmekte...

“Tamam! " diyebilmek “yine hafifçe eksenimizden taşmışız! diyebilmek...
Ve adımları o kaygan zemine inat özgüvenle basarak yola devam edebilmek!

Hayatın o en saf, en samimi ve en felsefi hali de tam olarak bu büyüleyici eşikte gizli değil midir?

Günün 'Esra Süntar' sözü:
"Hakikatin o buz gibi camı bir kez çatlamaya görsün; insan o çatlaktan içeri sızan gölgesine bakarken aslında kendi ruhunun derinliğini seyreder.Gerçeklik onu hissettiğimiz kadardır ve hissetmeyi yeniden öğrenebiliriz!'

 "Sahibi ile bedenin keskin şark içi dansı!
       Yer sarsıntıda sağlamlaşır alışınca!
           İçindeki vukuat sadece meçhullerin silüeti!
         Zihinsel kırbaçların uyandıranaz seni!
      Kasdettiğin anılarda gerçeklik süsü var!
  Düşlerin peşindeki karanlık tarafın eş unsuru!
BU TAHAMMÜLÜN YANLIŞLIĞI SEVMİŞLİĞİ VAR!"

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 12780 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
SUSTUN MU SAHİDEN?
5/8/2026
''YEPYENİ RÜYAM''
1/20/2026
SEZGİLER YAŞANTININ KODLAMASIDIR
1/4/2026
TRENDE IŞIK HIZI ŞOKU
10/16/2025
KALABALIKLAR İÇİNDE KENDİNE SESİNİ DUYURABİLİR MİSİN?
7/14/2025
BİR AVUÇ HAYAL, BİR ÖMÜR ADANIŞ
6/11/2025
PAYİDAR İDEOLOJİSİ
5/24/2025
İNANÇTAN BEREKET
5/13/2025
HATANIN ONTOLOJİK ve ETİK BOYUTU
5/3/2025
AYNADAKİ YANSIMALAR
4/8/2025
ŞEKİLDEN ŞEMALE PERSPEKTİF 'AŞK'
1/14/2025
İZDÜŞÜM TEOREMDEN BAĞIMSIZSA KAPSANAMAZ
11/23/2024
SU ÜSTÜNDE İKEN SU İÇİNDE OLMAK
9/28/2024
RİSKİN REKABET TERMİNOLOJİSi
3/6/2024
ANCAK KALBİN DÜŞÜNCESİ AKILDAN AYKIRIDIR
12/27/2023
ZAMANDA KENDİNİ BİLMEK
12/11/2023
FEVKALADE YOKSUNLUK
10/11/2023
ESARET MANİFESTOSU 
7/13/2023
OLMAYAN ZAMANLARIN YAŞANMAMIŞ İNSANLARI
5/7/2023
KIVILCIM
2/18/2023
İNSAN ÖLÇÜTÜ OLMADIĞI YOLUN DEVASA KÖPRÜSÜ MÜ?
1/6/2023
İLK BAKIŞTA YARATILIŞ
12/29/2022
ERDEMLİ OLMANIN KUDRETİ
12/20/2022
KALBİNLE OKU
10/30/2022
İRADE VE İSTİKRAR
9/12/2022
KADERİN EKSENİNDE VAR OLAMAYANLAR
7/22/2022
SANAT ESERİ; AKILCILIK OYUNU
3/19/2022
BİR GÜN; 'MUTLAKA'
12/15/2021
AYDINLIKTA IŞIĞI GÖR
11/30/2021
HİPNOTİK DÜNYA
11/22/2021
ADAB BİLMEZE İNANCI SORGULATILMAZ
11/11/2021
KADER KARMAŞASI
11/6/2021
FOSİL DÜNYA!
11/2/2021
KANDIRILDINIZ!
10/28/2021
SORUN YOK SORUN SENSİN
10/20/2021
DÜŞMANINIZI TANIYIN! KENDİNİZİ KURTARIN!
10/14/2021
HAYATINI ve İNANCINI KAYBEDENLERİN DÜNYA ALGISI
10/10/2021
BÜYÜK RESET - ELEKTRİK KESİNTİSİ
10/3/2021
BİLGİ, BİLGELİK, ZEKA ve AKIL
9/30/2021
YARIN ÇOK ERKEN OLABİLİR, BUGÜN İSE ÇOK GEÇ!
9/27/2021
DUYGULANIM (AFFEKT) BOZUKLUĞUNUN TEKNOLOJİK TESİRİ
9/24/2021
ZAMAN SARMALI VE HIZ ALGISI
9/22/2021
FOTON-FOTONİK IŞIK?
9/21/2021
ZAMANA AKSEDENLERİN İZDÜŞÜMÜ
9/18/2021
GÖRÜNTÜ VE SES KLONLAMA TEKNOLOJİSİ TEHLİKESİ
9/15/2021
YENİ DÜNYA DÜZENİ NASIL OLMALI?
9/12/2021
“KALP GERÇEKLERİ, ZİHİN HAYALLERİ CANLANDIRIR'
9/10/2021
ÇARPIK DÜZENSİZLİK GÖZ HİZASINDA İKEN NEYİ ÇAĞRIŞTIRIYOR?
9/8/2021
KIYMETİNİ BİL EY İNSAN!
9/6/2021
VARLIĞIN BÜYÜSÜ
9/5/2021
ZAMANDA KAYMALAR ve RASYONEL AKIL
9/4/2021
BİR BAKIŞ TÜM BAKIŞLARI TERS ÇEVİRİR!
9/3/2021
İNANÇLARIN GAYRETİ
9/1/2021
SEVGİYE ALDANANLARIN KAOS TAŞIYICILIĞI
8/30/2021
ZAMANI SIFIR NOKTASINA TAŞIMA
8/28/2021
NİCELİK ve NİTELİK ALGISI
8/26/2021
TİPİK KRİMİNOLOJİ DE SOYUTSAL HESAPLAMALAR
8/24/2021
AKLINIZA MUKAYYET OLMAK
8/23/2021
DEĞERİNİ KORU
8/20/2021
AKLIN YOLLARI
8/18/2021
YAPAY ZEKA İNSANI TAKLİT EDEBİLİR Mİ ?
8/16/2021
KİMİN DÜŞÜNCESİNİN ÜRÜNÜSÜN?
8/14/2021
'KÜLFETSİZ İLİM OLMAZ, O DA HAKKIYLA GELMEZ'
8/11/2021
ZAMAN TÜNELLERİ ve DERİN İNTERNET
8/9/2021
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
galatasaray
eyfel kulesi
CEV Şampiyonlar Ligi
Necmettin Erbakan
Slaven Bilic
Melo
Carlos Arroyo
Hugh Jackman
lollipop