KALEMMETRE – 3: GÖRMEZDEN GELİNEN GERÇEK
Vicdan sustuğunda, çıkar konuşur.
Görmek başka, görmek istemek başkadır.
Bazı gerçekler vardır… herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı. Çünkü konuşmak, sorumluluk getirir. Ve sorumluluk, konforu bozar.
Bugün mesele bilgi eksikliği değil; görmezden gelme tercihidir.
Bir olay yaşanır… toplum sarsılır… sonra hızla gündem değişir. Bir çocuk ölür… bir aile yıkılır… bir şehir susar… sonra hayat devam eder.
Ama geride kalan soru hep aynıdır: Bunu kim gördü de sustu?
Bazı kalemler vardır; olanı bilir ama yazmaz. Bazı ekranlar vardır; gerçeği bilir ama göstermez. Bazı unvanlar vardır; hakikati bilir ama “uygun bulmaz”.
Çünkü gerçek her zaman uygun değildir.
Bazı konular vardır:
- Konuşulursa rahatsız eder
- Yazılırsa ilişki bozar
- Dile getirilirse kapı kapatır
Ve bu yüzden sistem kendini korur: görmezden gelerek.
Ama görmezden gelmek, yok etmek değildir. Sadece erteler.
Bir toplumda en tehlikeli durum şudur: yanlışların bilinip normalleşmesi.
İşte o noktada artık kimse şaşırmaz. Kimse tepki vermez. Kimse sorgulamaz. Çünkü alışılmıştır.
Ve alışkanlık, en sessiz kabulleniştir.
Bugün bazı acılar haber olur ama hafıza olmaz. Bazı kayıplar konuşulur ama hesap sorulmaz. Bazı olaylar tartışılır ama değişim üretmez.
Neden? Çünkü konuşan çoktur ama yük alan azdır.
Bir şey yazıldığında şu hesap yapılır:
kim kırılır, kim darılır, kim uzaklaşır, kim tepki verir…
Ve sonra cümle değil, denge seçilir.
Oysa hakikat denge istemez. Hakikat çıplaktır.
Ama konfor düzeni hakikati giydirir, yumuşatır, erteler.
Ve böylece gerçek görünür ama etkisiz hale gelir.
Bugün en büyük problem kötülüğün kendisi değil… kötülüğün konuşulup değişmemesidir.
Çünkü konuşulan ama değişmeyen şey, zamanla normalleşir.
Ve normalleşen her şey artık sorun olarak görülmez.
Bir toplumda:
- Yanlışlar olağanlaşırsa
- Sessizlik makulleşirse
- Görmezden gelmek refleks olursa
Orada kriz olaylar değil, bakış açısıdır.
Kalem burada ikiye ayrılır:
Bir taraf yazmak için vardır, diğer taraf yönetmek için.
Bir taraf rahatsız eder, diğer taraf idare eder.
Ama tarih, idare edenleri değil; yazabilenleri hatırlar.
Çünkü yazmak sadece kelime üretmek değildir… sorumluluk almaktır.
Ve sorumluluk almayan her sessizlik, bir gün konuşanların yüküne dönüşür.
Bugün susanlar şunu bilmeli:
Görmezden gelinen hiçbir gerçek kaybolmaz. Sadece birikir.
Ve biriken her gerçek, zamanı geldiğinde daha ağır konuşur.
Çünkü bazı şeyler konuşulmadığı için bitmez… tam tersine büyür.
Ve sonunda tek bir soru kalır:
Biz gerçeği mi görmedik… yoksa görmemeyi mi seçtik?
Görmezden gelinen her şey, bir gün en yüksek ses olur.

