Peki Ya Görünmeyen Tarafı?
Son dönemde açıklanan bölüm başı ücretler kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Özellikle Yeniçağ gazetesine yansıyan rakamlar, televizyon sektöründe dönen paranın boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Listede yer alan isimlerin başında Kenan İmirzalıoğlu, Barış Arduç ve Çağatay Ulusoy gibi sektörün en bilinen oyuncuları bulunuyor. Kadın oyuncular arasında ise Afra Saraçoğlu ve Demet Özdemir dikkat çeken kazançlarla öne çıkıyor!
Ancak bu tablo yalnızca “ışıltılı” tarafı gösteriyor. Sektörün konuşulmayan başka gerçekleri de var:
1. Kazanan Azınlık-
Mücadele eden çoğunluk, milyonluk ücretler birkaç yıldız oyuncuya ait!
Oysa aynı sektörde yüzlerce genç oyuncu, yardımcı oyuncu ve set çalışanı çok daha düşük gelirlerle ayakta kalmaya çalışıyor. Kamera önündeki parıltı, kamera arkasındaki emeği çoğu zaman görünmez kılıyor.
2. Bölüm Başı Ücret -
Sürekli Gelir Değil
Dışarıdan bakıldığında her hafta kazanılan dev rakamlar gibi algılansa da, oyuncular için projeler arası uzun boşluklar olabiliyor. Bir dizinin bitmesi, gelir akışının da aniden kesilmesi anlamına gelebiliyor.
3. Vergi ve Gider Gerçeği-
Menajerlik komisyonları, ajans payları, ekip masrafları, kişisel hazırlık giderleri ve yüksek vergi dilimleri düşünüldüğünde açıklanan rakamlar “net kazanç” değil. Yani görünen milyonlar, sanıldığı kadar cepte kalmayabiliyor.
4. Reyting Baskısı ve Tükenmişlik-
Yüksek ücret, beraberinde büyük bir baskı getiriyor. Tutmazsa birkaç haftada yayından kaldırılan diziler, yoğun çalışma saatleri ve sürekli görünür olma zorunluluğu, oyunculuk mesleğini psikolojik olarak da zorlayan bir noktaya taşıyor.
5. Endüstri Büyüyor-
Ama Denge Tartışmalı, Türk dizilerinin yurt dışındaki başarısı tartışılmaz. Ancak sektör büyürken kazanç dağılımının adil olup olmadığı, sanatın mı yoksa ticaretin mi öne çıktığı sorusu daha sık sorulmaya başlandı.
Kısacası mesele sadece “kim ne kadar kazanıyor?” değil.
Asıl soru şu:
Bu büyük ekonomik pastanın sürdürülebilirliği ve paylaşımı ne kadar sağlıklı?