TALAT ATİLLA’NIN GÜNEŞ GAZETESİ’NDEKİ YAZISI…
KPSS skandalında PKK şüphesi!

Aynı vurdumduymazlık soruşturma sürecinde de devam ediyor. Bizi böyle dev bir organizasyonu yapanların çobanlık yapan insanlar olduğuna inandırmak isteyen bir anlayış var. Bu olay gürültü-patırtı içerisinde örtülmek isteniyor.
Devletin içerisine memur olarak sızmış PKK unsurlarının KPSS’yi PKK’nın kadrolaşma ve finans kaynağı meydana getirmek için pazarladıkları yönünde kamuoyunda dolaşan bilgiler var. Bu şüpheleri sıfırlamak devleti yönetenlerin işi, benim değil. 1 kişinin dahi KPSS sınavında hakkı yenilse, bu Türkiye’nin kaderini etkileyen bir süreci tetikleyebilir. Bırakın bir kişiyi, sayısı dahi belirlenememiş mağduriyet ve haksız kazanılmış koltuk var orta yerde…
Neresinden tutarsanız tam bir rezalet. Kul hakkı derseniz, kul hakkı. Gasp derseniz, gasp. Hangi yorumu yapsanız, cuk diye oturuyor.
12 Eylül öncesinde sol bir örgüt tarafından az sayıda kişilere ÖSS sınav sorularının sızdırması yüzünden Türkiye’nin kilitlendiği söylenir. Saat başına beş manşetin düşmesinden istifade edilerek bu rezaleti örtmeye çalışanlar var. Buna kimsenin gücü yetmez. Yetmemeli…
Adı belli değil!
Kısa bir süre sonra Dama Yayınları’ndan kitabım çıkacak. Şu an son düzeltmeleri yapıyorum. İddialı konuşma hakkını iktisatlı kullanan bir gazeteci olarak şunu söyleyebilirim; Siyaset ve medya dünyasını derinden sarsacak bir kitap olacak. Kitapta yer alacak bölümlerden yalnızca birkaç tanesinin satırbaşlarını veriyorum;
Dönemin Başbakanı Turgut Özal’la röportaj yapmak için dolabın arkasına saklanınca Özal’ın koruma polisleri beni neden kelepçelediler?
Beni öldürmek için tutulan kiralık katilden hangi Cumhurbaşkanı’nın yardımıyla kurtuldum?
Hangi başbakan yardımcısının yakınının uygunsuz fotoğrafları, neden çekildi? Bu fotoğraflar neden yayınlanmadı?
Hangi Başbakan bana hangi gazetede köşe yazarlığı teklif etti?
Hangi önemli partinin genel başkan yardımcısı, çapkınlık fotoğrafları çekilince apar topar resimlerini çeken Ankara temsilcisinin yanına gitti? Ankara temsilcisi o fotoğrafları neden yayınlamadı? O fotoğrafların yayınlanmaması karşılığında nasıl genel yayın yönetmeni oldu? Bu gelişmeleri isim vermeden yayınlayan gazetecinin başına neler geldi?
Tansu Çiller ile makamında neden kavga ettim? Çiller, kimi, gözlüklerini çıkararak gözlerinden öptü?
Hangi tanınmış gazeteci, “Adıma internet sitesi kurarak patronum ve ortağı ile ilgili tüm sırları açıklayacağım” deyince, başka bir gazeteci o domain isimlerini satın alarak bu girişimi engelledi? O gazeteci hangi hayati bilgileri, neden açıklayacaktı?
Yer darlığı ve henüz erken olması nedeniyle kitaptan çok az satırbaşları verdim.
Bekleyin. Beklediğinize değecek…
Ha-vet!
Kısa bir süre önce büyük bir gazetenin Ankara temsilcisi ile kabinenin sözünü sakınmayan başbakan yardımcısı sohbet vesilesi ile bir araya gelirler. Başbakan yardımcısı biraz da gülerek Ankara temsilcisine, “Senin hayır oyu vereceğini söylüyorlar, doğru mu?” diye sorunca, Ankara temsilcisi, “Hayır efendim yalan, ben bazı ortamlarda mecburen öyle diyorum” cevabını verir. Bunun üzerine başbakan yardımcısı, “Suçüstü yakalandın, bak, ağzından hayır çıktı!” şeklinde konuşur. Söz konusu gazeteci bu anekdotu güvendiği bir ortamda anlatınca, bana da yazmak düştü!
Yüzde 53,5 evet!
Bazı okurlarım referandumda ne sonuç çıkabileceğine yönelik tahminimi merak etmişler. Aslında 3 hafta önce referandum tahminimi yapmıştım ama yine tekrarlayayım; Ben referandumda yüzde 53,5 evet çıkacağını tahmin ediyorum. Güneydoğudaki katılımın yüzde 35 civarında olacağını ve yüzde 70 civarında da evet çıkacağını öngörüyorum.
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
|
|||||
|
|
|||||
|
|
|||||
|
|
|||||
|
Bunlar da ilginizi çekebilir...