Turk Time
DOLAR
48,8374 %0.1
EURO
55,8070 %-0.14
ALTIN
6783,4110 %-0.76
BIST-100
13267,44 %0.52
PETROL
96,1200 %0.89
BONO
39,5200 %-0.28
ISTANBUL
BUGÜN
12/16°
ISTANBUL
YARIN
10/20°

BM: BİRLEŞEMEMİŞ MİLLETLER

Siyonizmin Esiri Beş Küresel Haydut Devletin Çözümsüzlük Kulübü

Dünyanın gözü önünde sahnelenen ve her yıl tekrarlanan küresel bir tiyatronun adıdır Birleşmiş Milletler. Mazlumların kanı üzerinden yükselen bu binalarda, şık takımlarıyla arzıendam eden liderler çaylarını ve kahvelerini yudumlarken yeryüzü sömürünün, açlığın ve canlı yayında izlenen soykırımların kıskacında can çekişiyor. İnsanlığın ortak vicdanını beş küresel haydut devletin iki dudağı arasına mahkûm eden ve siyonizmin esaretine boyun eğen bu kokuşmuş düzen, artık çözümlerin değil, bizzat küresel adaletsizliğin ve çözümsüzlüğün ana merkezidir. Kâğıt üstündeki adıyla Birleşmiş Milletler, vicdan sahnesindeki gerçek adıyla ise "Birleşememiş Milletler", insanlığın ortak utanç vesikası hâline gelmiştir.

Ruanda Soykırımı (1994): BM Barış Gücü bölgede adeta bir turist gibi konumlanmışken sadece 100 günde 800 binden fazla insan pala ve silahlarla katledildi; örgüt, katliamı durdurmak yerine askerî gücünü bölgeden çekerek soykırıma bürokratik bir onay verdi.

Avrupa'nın Göbeğinde Srebrenitsa Soykırımı (1995): BM tarafından "güvenli bölge" ilan edilen ve Hollandalı BM askerlerinin koruması altında olan sığınaktaki 8 binden fazla Müslüman Boşnak, bizzat BM eliyle Sırp kasaplarına teslim edildi; dünyanın en büyük "güvenli" toplu mezarı BM gözetiminde kazıldı.

Azerbaycan Hocalı Soykırımı (1992): Ermeni güçlerinin Hocalı'da gerçekleştirdiği acımasız katliama ve soykırıma karşı BM, sadece kâğıt üzerinde kalan ve hiçbir yaptırımı olmayan kararlar üretmekten öteye gidemedi; Karabağ toprakları on yıllarca işgal altında kalırken BM bu hukuksuzluğu seyretmekle yetindi.

Yemen ve Suriye Katliamları: Milyonlarca çocuk açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, kimyasal silahlar sınırları aşarken daimi üyelerin hegemonya savaşları ve karşılıklı vetoları yüzünden BM koridorlarında sadece sahte gözyaşları döküldü.

Gazze'de Yaşanan Siyonist Soykırım: BM’nin çürümüşlüğünü ve teslimiyetini gösteren en büyük ahlaki iflas; İsrail’in Filistin’de on yıllardır sürdürdüğü ve son dönemde Gazze’de eşi benzeri görülmemiş bir vahşetle taçlandırdığı devlet terörüdür. BM Genel Kurulunda dünya devletlerinin ezici çoğunluğuyla İsrail aleyhine alınan yüzlerce karar, Güvenlik Konseyindeki tek bir haydut devletin, yani ABD’nin tek bir el kaldırmasıyla pervasızca veto edilerek çöpe atılmaktadır. Gazze’de on binlerce çocuk ve kadın fosfor bombalarıyla, güdümlü füzelerle katledilirken; hastaneler, okullar, mülteci kampları ogün hatta bizzat BM’nin kendi sığınakları ile UNRWA personeli bombalanırken bu şer yuvası sadece "endişeliyiz" açıklamaları yapmaktadır. Kendi çalışanlarını dahi koruyamayan, katillerine diş geçiremeyen bir yapı, siyonizmin esiri olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Rusya-Ukrayna savaşında dünyayı ayağa kaldıran, jet hızıyla yaptırım kararları alan Batı güdümlü BM; söz konusu Müslüman coğrafyası, Gazze ve İsrail terörü olduğunda derin bir sessizliğe gömülmekte ve iki yüzlü politikasını arsızca sergilemektedir.

İslamofobiye Kurumsal Sessizlik ve Çifte Standart: Üstelik BM, Batı merkezli güç odağının yörüngesinde döndüğü için bugün küresel bir tehdit hâline gelen ve sistematik bir nefret suçuna dönüşen İslamofobi karşısında da tamamen işlevsizdir. Avrupa’nın göbeğinde Kur'an-ı Kerim yakma eylemleri "ifade özgürlüğü" kılıfıyla polis korumasında gerçekleştirilirken Müslümanların kutsallarına, camilerine ve inanç hürriyetlerine yapılan saldırılar BM çatısı altında hiçbir zaman caydırıcı bir yaptırıma veya küresel bir kınamaya dönüşmemiştir. Batı dünyasındaki en ufak bir hassasiyette dünyayı ayağa kaldıran bu çifte standartlı mekanizma, milyarlarca Müslümanın hakkını koruma noktasında kör, sağır ve dilsizdir.

"Dünya Beşten Büyüktür": Türkiye'nin Tarihi Tespiti ve Çözüm Reçetesi: İşte tam bu kokuşmuşluğun, bu ahlaki çöküşün orta yerinde; her yıl New York’taki o devasa kürsüden yükselen bir ses statükonun tüm konforunu bozuyor, yüzlerindeki maskeyi aşağı indiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her fırsatta o cam binanın duvarlarında tokat gibi patlattığı "Dünya beşten büyüktür" ve "Daha adil bir dünya mümkün" haykırışları, siyasete yön veren alelade birer söylem değildir. Bu çığlık; sömürülen Afrika’nın, bombalanan Orta Doğu’da yaşayan mazlumların ve Asya’nın hakkı yenen halklarının, yani topyekün insanlığın ortak vicdan manifestosudur. Türkiye’nin "Bu düzen değişmeli." derken ortaya koyduğu temel dayanaklar ve dünyaya sunduğu, küresel adalet için olmazsa olmaz nitelikteki somut reçeteler ise şunlardır:

1 - Veto Yetkisinin Tamamen Kaldırılması: İkinci Dünya Savaşı’nın galibi beş haydut devletin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) milyarlarca insanın kaderini ve dünya barışını kendi çıkarları doğrultusunda esir almasını sağlayan veto sistemi acilen iptal edilmelidir; tek bir ülkenin tüm insanlığı kilitlemesine izin verilemez.

2 - Genel Kurulun Yetkilendirilmesi ve Bağlayıcılık: BM Güvenlik Konseyi oligarşik bir üst merci olmaktan çıkarılmalı; tüm dünya ülkelerinin eşit haklarla temsil edildiği Genel Kurul, nihai karar ve yaptırım gücüne sahip tek meclis olmalıdır; alınan kararlar tavsiye niteliğinde değil, yaptırımı olan bağlayıcı kararlar olmalıdır.

3 - Adil ve Coğrafi Temsil Modeli: Güvenlik Konseyi; dünya üzerindeki kıtalara, inanç gruplarına, farklı kültürlere ve nüfus yoğunluklarına göre adil bir rotasyon sistemiyle yeniden yapılandırılmalı, küresel adalet tam anlamıyla tesis edilerek güçlü olanın değil, haklı olanın korunduğu bir sistem inşa edilmelidir.

4 - Hızlı Müdahale ve Yaptırım Mekanizması: İnsanlığa karşı işlenen suçlarda, soykırımlarda ve işgallerde (Gazze, Hocalı, Srebrenitsa örneklerinde olduğu gibi) BM, daimi üyelerin onayını beklemeden, bağımsız uluslararası hukuk normlarına göre jet hızıyla ekonomik, siyasi ve askerî yaptırım uygulayabilecek dinamik bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Daha adil, her türlü insani hakka ve güvenliğe her coğrafyadaki insanın hızla ulaşabildiği bir dünya elbette mümkündür; ancak bunun ilk şartı, bu beş küresel haydut devletin esaret zincirini kırmaktır. BM ya kendi içindeki bu çürümüş ahlaki yapıyı kökten revize ederek tüm insanlığı kucaklayan adil bir temsil modeline geçecek ya da yaşanan tüm bu soykırımların, açlıkların ve zulümlerin baş ortağı olarak tarihin en karanlık çöplüğündeki yerini alacaktır. Çünkü zulüm ebedi olamaz ve bu maskeli tiyatro, uyanan insanlık vicdanının duvarına çarparak elbet bir gün paramparça olacaktır!