Turk Time
DOLAR
50,1498 ▲ %0.2
EURO
55,9212 ▼ %-0.62
ALTIN
6556,3940 ▼ %-0.6
BIST-100
11482,60 ▲ %1.32
PETROL
97,0200 ▼ %-0.34
BONO
39,4900 ▲ %0.28
ISTANBUL
BUGÜN
7/11°
ISTANBUL
YARIN
3/13°

Abdullah Gül’e “Reis’leyim” yanıtı! Çok kritik siyasetçinin yakınına gözaltı iddiası

Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça siyasette yalnızca görünen aktörler değil, uzun süredir sahnenin gerisinde duran isimler de hareketleniyor.
Bunlardan biri de 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.

Gül'ün son dönemde siyasi temaslarını artırdığı, İstanbul'da bazı siyasetçileri kabul ettiği ve kimi günler birden fazla siyasi isimle yüz yüze ya da telefonla görüştüğü konuşuluyor.

Elbette siyasetçiler arasındaki her görüşmeden yeni bir siyasi proje çıkarmak doğru olmaz.
Ancak söz konusu isim Abdullah Gül olunca geçmişi de hatırlamak gerekiyor.

Hatırlayın...

2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Abdullah Gül'ün muhalefetin ortak adayı olması gündeme gelmiş, dönemin siyasi aktörleri arasında yoğun temaslar yaşanmıştı.

Ancak girişim sonuçsuz kalmış, Gül aday olmamıştı. Şimdi benzer bir siyasi hareketlilikten söz ediliyor.
Üstelik bu kez dikkatimi çeken bir başka ayrıntı var.

Edindiğim bilgiye göre Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın çalışma çevresinde bulunan, şu anda çok aktif olmayan önemli bir isimle görüşmesinde, kendisine “Beraberiz” ifadesini kullanıyor.

Muhatabının cevabı ise kısa ve dikkat çekici: “Reis'le yürüyorum efendim.”
Doğrusu, bu iki cümle üzerinde düşünmeye değer.

Gül'ün “Beraberiz” sözünü siyasi bir birliktelik arayışı olarak yorumlamakta gereğinden fazla ileri gitmiş olabilirim.
Belki de yalnızca nezaket içeren bir ifadeydi.
Ancak siyasette bazen tek kelime, uzun konuşmalardan daha fazla anlam taşır.
Hele de söyleyen Abdullah Gül, muhatabı Erdoğan'ın önemli kurmaylarından biriyse...

Bu görüşmenin siyasi anlamını zaman gösterecek.

MUHALEFETTE MANSUR YAVAŞ İHTİMALİ GÜÇLENİYOR

İktidar cephesindeki hareketlilik kadar muhalefetin geleceği de önemli.
Özgür Özel'in yoğun siyasi baskı, ciddi ithamlar ve ve yanıt vermekte zorlandığı tartışmalarla karşı karşıya kaldığı bir süreç yaşanıyor.

Bu tablo devam ederse muhalefetin Cumhurbaşkanlığı adaylığı meselesi de farklı bir noktaya evrilebilir, Özgür Özel'in adaylık şansı kalmayabilir.

Mansur Yavaş'ın ortak aday olarak öne çıkması ihtimali, üzerinde durulması gereken siyasi senaryolardan biri.

Yavaş'ın kamuoyundaki karşılığı ve siyasi itibarının yüksekliği, bu tartışmalarda önemli bir unsur.
Ancak muhalefetin adayının kim olacağı yalnızca kamuoyu desteğine bağlı değil.
Partiler arasındaki ilişkiler, siyasi gelişmeler ve seçim takvimi de belirleyici olacak.

Dolayısıyla bugünden kesin bir hüküm vermek mümkün değil ama Mansur Yavaş'ın düştü denen oylarının yeniden pik yaptığını düşünüyorum.

ERDOĞAN'IN İSTİFASINI İSTEDİĞİ İSİMLE İLGİLİ YENİ İDDİA

Gelelim Ankara'da konuşulan bir başka önemli gelişmeye...
Bir önceki yazımda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, iktidar partisinde kritik görev üstlenen bir genel başkan yardımcısının istifasını istediği yönündeki kulis bilgisini paylaşmıştım.
Erdoğan'ın aracılar üzerinden söz konusu isme şu mesajı gönderdiğini öğrendim: “Ona güvenme, buna güvenme. Ne yapacağız arkadaş? Bıraksın görevi.”

Şimdi aynı isimle ilgili yeni bir iddia gündemde.

Ankara'da konuşulanlara göre söz konusu siyasetçinin bir yakını, fon skandalına ilişkin yürütülen süreç kapsamında gözaltına alınabilir.

Üstelik konuşulanlar bununla sınırlı değil.
İktidar partisinde kritik görevde bulunan bir başka yöneticinin de yardımcısı üzerinden aynı fon skandalıyla ilişkilendirildiği ileri sürülüyor.
Bununla birlikte Ankara'da fon meselesinin yalnızca birkaç isimle sınırlı kalmayabileceği konuşuluyor.
(*okurlarımdan bir kısmı yazılarımda isim vermememi eleştiriyorlar. İçinden geçtiğimiz konjoktür müsait değil. Beni gazeteciler iyi anlarlar.) 

AKIN GÜRLEK SÜRECİ İLERLETİYOR, KİMLER HIZINI KESMEK İSTİYOR?

Fon skandalına ilişkin Ankara'dan gelen bilgiler, meselenin siyasi boyutunun giderek daha fazla tartışıldığını gösteriyor.

Kulislerde konuşulanlara göre Akın Gürlek, dosyaya ilişkin sürecin ilerlemesi yönünde kararlı bir tutum sergiliyor.
Ancak aynı kulislerde, sürecin hızını kesmek isteyen etkili siyasi aktörlerin bulunduğu da ileri sürülüyor.

Burada dikkat çekici bir ayrıntı var.
Bana aktarılan bilgilere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili verileri gördükten sonra fon skandalına karışanlarla ilgili “Gereğini yapın” talimatını verdi.

Bu talimatın ardından sürecin daha da hızlandığı iddia ediliyor.

Buna karşılık bazı siyasi isimlerin, soruşturmanın genişlemesinden rahatsız olduğu ve gelişmelerin seyrini etkilemeye çalıştığı konuşuluyor.
Peki, neden?

Yeni isimlerin gündeme gelmesinden mi endişe ediliyor?
Fon skandalının siyasi bağlantılarının ortaya çıkmasından mı?
Yoksa parti içindeki dengelerin değişmesinden mi?
Bu soruların yanıtını henüz bilmiyoruz.
Ancak iddialar doğruysa mesele yalnızca bir fon skandalından ibaret değil. Güçler arasında bir çarpışma olduğu izlenimi çok güçlü.

Öte yandan iktidar partisinde olağanüstü kongre ihtimali de konuşuluyor.
İddialara göre Erdoğan'ın parti yönetiminde kapsamlı değişikliklere gitmesi ve bazı isimleri yeniden görevlendirmemesi gündemde.
Fon skandalıyla ilişkilendirilen bazı kişiler hakkında ise adli işlemler yapılabileceği ileri sürülüyor.

Elbette siyasi tasarruflarla adli süreçleri birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bir kişinin parti yönetiminden uzaklaştırılması siyasi bir karar olabilir. Ancak gözaltı ve diğer adli işlemler, somut delillere dayanan hukuki süreçlerin konusudur.

ANKARA VE İSTANBUL'DAKİ HAREKETLİLİKLER BİRBİRİYLE BAĞLANTILI OLABİLİR Mİ?

Bir tarafta Abdullah Gül'ün İstanbul'da sürdürdüğü siyasi temaslar ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik ihtimaller...
Diğer tarafta Erdoğan'ın parti yönetiminde değişikliğe gidebileceği ve fon skandalına ilişkin iddiaların yeni isimlere uzanabileceği yönündeki kulisler...

İki gelişme arasında doğrudan bir bağlantı kurmak için elimizde yeterli veri yok.
Ancak her ikisi de siyasetin önümüzdeki dönemdeki önemli tartışma başlıkları arasında yer alabilir.

Gül'ün “Beraberiz” sözüne Erdoğan'ın kurmayından geldiği aktarılan “Reis'le yürüyorum” cevabını siyasi bir yorum olarak kabul edersek, siyasi sadakat tartışmaları bakımından dikkat çekici.

Fon meselesinde ise asıl belirleyici olan, iddiaların somut delillerle doğrulanıp doğrulanmayacağı ve adli sürecin nasıl ilerleyeceği.

Ankara'da çok kişi kritik şeyler konuşuyor ama bazen de tek bir dosya, yıllardır değişmeyen dengeleri tartışmaya açabilir.

VELHASIL :  “İnsan, doğru olmasını tercih ettiği şeye inanmaya daha yatkındır.” — Francis Bacon