Sanal Zehir… Toz Zehir… Sıvı Zehir…
Türkiye sessiz bir çöküşün ortasında. Sokaklarda silah sesi yok, ekranlarda olağanüstü hâl ilanı yok. Ama ekranların arkasında, evlerin içinde, genç odalarında başka bir felaket büyüyor: legal ve illegal bahis ve kumar, uyuşturucu, alkol ve türevleri. Görünmeyen ama hissedilen, konuşulmayan ama her haneye sızan bir yıkım.
Sanal Zehir… Ekran başında başlar. Bir kuponla umut doğar, çoğu zaman borç ve utançla biter. Emeği değersizleştirir, sabrı küçümser, alın teri yerine şansı kutsar. Kaybedilen yalnızca para değildir; güven kaybolur, huzur yok olur, gelecek tehlikeye düşer. Evlerin içinde sessiz utançlar birikir.
Toz Zehir… Merakla açılan kapıdır. “Bir kereden bir şey olmaz” denilen uyuşturucu, çoğu zaman geri dönüşsüz bağımlılığa dönüşür. Bedeni esir alır, zihni karartır, aileyi dağıtır. Yalnızlık ve umutsuzluk fırsata çevrilir; geriye sağlık kaybı, suç ve karanlık ilişkiler kalır.
Sıvı Zehir… Normalleşmiş alkol ve türevleridir. Öfkeyi büyütür, dili sertleştirir, evin huzurunu kemirir. Bir kadehle başlayan alışkanlık, bir yuvanın dağılmasına kadar varabilir. Şiddetin, kazaların ve kırılmış çocuklukların gölgesinde çoğu zaman o vardır.
Asıl tehlike, bu üç zehrin birbirini beslemesidir. Kumar çaresizliği artırır, çaresizlik kaçışı doğurur, kaçış bağımlılığı yeni bağımlılıkları çağırır. Böylece mesele bir tercih olmaktan çıkar, toplumsal bir kırılmaya dönüşür.
“Yasal”, “denetimli”, “vergisi alınıyor” gibi sözler vicdanı rahatlatabilir ama gerçeği değiştirmez. Normalleşen her zarar, daha hızlı yayılır. Sessizlik ise bu yıkımın en büyük koruyucusudur.
Bu bir ahlak tartışması değil. Bu bir gelecek meselesidir. İradesi aşındırılmış bir gençlik, güçlü bir toplum inşa edemez. Bağımlılıkla büyüyen bir nesil, yarını taşıyamaz.
Ve gerçek şudur: Bir toplumu dış tehditler değil, içeride alışılan zehirler çökertir. Gençliğini ve aileyi kaybeden bir millet, aslında her şeyini kaybetmiştir.
Peki bu üç zehirin üç panzehiri nedir:
Bilinçli Gençlik: Okullarda finansal okuryazarlık, bağımlılık farkındalığı ve bilinçli internet kullanımı dersleri zorunlu hâle getirilmeli. Gençler erken yaşta sanal, toz ve sıvı zehirlerin etkileri hakkında bilinçlenmeli.
Aile ve Toplum Desteği: Aileler bilgilendirilmeli, gençlerin ekran alışkanlıkları ve riskleri takip edilmeli, evde açık iletişim teşvik edilmelidir. Rehabilitasyon merkezleri yaygınlaştırılmalı, psikolojik ve sosyal destek güçlendirilmelidir.
Yasal ve Sosyal Önlemler: Yasal kumar ve bahis sistemleri sıkı denetlenmeli, illegal sitelerin erişimi engellenmeli, caydırıcı önlemler artırılmalıdır. Sosyal farkındalık kampanyaları ve medya içerikleri, üç zehrin toplumsal etkilerini görünür kılmalı, sessizlik kırılmalıdır. Bu adımlar, bireyleri, aileleri ve toplumu koruyacak, sessiz yıkımı durduracaktır.