Türk Parlamenterler Birliği Başkanı Hasan Korkmazcan, 12 Mart'ın önemli şahitlerinden biri. Muhtıranın Meclis'te okunacağı ilan edildiğinde ilk karşı çıkan milletvekiliydi. Korkmazcan, o süreci kırılma noktası olarak görüyor. Muhtıranın muhatabı olan Başbakan Süleyman Demirel'in o gün Meclis'e gelmediğini ve hiçbir iktidar partili vekili göndermediğini hatırlatıyor. Korkmazcan, "Eğer o gün Meclis'e gelse ve bizim gibi muhtıranın TBMM'de okunmasına karşı çıksaydı, 12 Eylül darbesi olmazdı." diyor. Korkmazcan, iddiasını muhtırayı kaleme alan Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'in özel bir sohbette aktardığı konuşmaya dayandırıyor. "Meclis Başkanı Sabit Osman Avcı, Gürler Paşa'ya 'Muhtırayı reddetsek ne yapardınız?' diye sormuş. Paşa'nın cevabı, 'Emekliliklerimizi isterdik.' olmuş." Korkmazcan, 1969 seçimlerinde Adalet Partisi'nden Denizli milletvekili seçildi. Meclis'in en genç vekiliydi. AP lideri Süleyman Demirel'le anlaşmazlığa düşünce, 40 kadar parlamenter arkadaşıyla 1970'te Demokratik Parti'yi kurdu. 1991 ve 1995'te iki dönem ANAP'tan Denizli milletvekili seçildi. Korkmazcan, TBMM'de muhtıranın okutulmasına genç yaşına rağmen tavır koydu. Bunu şöyle değerlendiriyor: "Demokrasiye bakış açımız belliydi. Demokrasi dışı bir müdahaleyi kabullenmemiz söz konusu olmazdı ve her ortamda aynı refleksi gösterecek bir siyasî anlayışımız vardı." Korkmazcan, Demirel'in tavrını ağır bir dille eleştiriyor. İddiası şu: "Eğer Demirel, Meclis'e gelseydi anayasa çerçevesinde hükümet bir karar vermiş ve tedbirler önermiş olsaydı, Meclis bunu oybirliğiyle kabul ederdi. Meclis'in kabul ettiği çözüm de mutlaka hayata geçirilirdi. Böylece 12 Mart'taki demokrasinin değer ölçülerinin tahrip edilmesi gibi bir sonuç yaşanmazdı. Daha önemlisi Türkiye'deki darbeler açısından bu son nokta olurdu. 12 Eylüller yaşanmazdı." Korkmazcan, 12 Mart'ı "demokrasi dışı müdahalelerin en kalıcı izler bırakanı" olarak tanımlıyor. Demokratik reflekslerin ciddi biçimde aşındırıldığını ve toplumun büyük bir travma yaşadığını vurguluyor. Kormazcan, darbelerin ülkeye büyük zararlar verdiği görüşünde: "Halktan kopuk bir yönetim, cumhuriyetin bütün kazanımlarını tehlikeye atar. 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül, Türkiye'ye Avrupa Birliği ortalaması üzerine gelebilme imkânını ortadan kaldırmıştır. Türkiye'ye 50 yıllık bir patinaj yaptırmıştır. 1970'li yıllarda Türkiye'nin hayali Japonya'yla yarışmak, İtalya'nın gelir düzeyine ulaşmaktı. İspanya'yla yarışmıyorduk bile." Korkmazcan'ı, bazı kurumların başındaki kişilerin darbeyi övmesi ise şaşırtıyor. Korkmazcan, "Demokrasi dışındaki herhangi bir sistemi savunmak, insan hakları ve hukuk ilkeleriyle bağdaşmaz. Demokratik ilkeleri savunmayanlar kendi kurumlarına ihanet etmiş olur." ifadelerini kullanıyor.
Zaman
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |