Gazetecilik, romantik bir meslek tanımı değildir.
Gazetecilik; kamu adına, kamu için, kamunun hakkını savunmak için sahada yürütülen ciddi bir görevdir. Ve her görev gibi, yerine getirilebilmesi için belli şartlara ihtiyaç duyar.
Bugün dünya başka bir hızla dönüyor.
Diplomasi daha yoğun, krizler daha ani, çatışmalar daha hızlı, afetler daha yıkıcı ve gelişmeler daha “anlık”. Bir zirve toplanıyor, bir sınır hattında gerilim tırmanıyor, bir deprem oluyor, bir savaş patlak veriyor ya da kritik bir diplomatik temas gerçekleşiyor… Artık haberin değeri yalnızca içeriğinde değil, zamanında kamuoyuna ulaştırılmasında.
Tam da bu yüzden gazetecinin en önemli sermayesi, kalemi kadar — belki de ondan önce — hareket kabiliyetidir.
Çünkü bir ülkede kamuoyunun doğru ve hızlı bilgilendirilmesi, “stüdyoda konuşulanlar” kadar “sahada görülenlere” bağlıdır. Sahaya ulaşamayan gazeteci, gördüğünü aktaramaz. Görmeyen, doğrulayamaz. Doğrulayamayan, güven inşa edemez.
Ve günün sonunda kaybeden yalnızca gazeteci olmaz: kamuoyunun bilgi alma hakkı yara alır.
İşte vize süreçleri tam burada bir teknik detay olmaktan çıkar; doğrudan bir “kamusal meseleye” dönüşür.
Çünkü vize beklemek, çoğu zaman sadece bürokrasi değildir.
Bazen bir zirveye yetişememektir.
Bazen bir afet bölgesinde ilk saatleri kaçırmaktır.
Bazen bir diplomatik temasın arka planını yerinde okuyamamaktır.
Bazen de bilgi akışında “başkalarının filtrelediği” bir gündeme mahkûm kalmaktır.
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...