Sözler zamanla unutulabilir…
Ama bir kare vardır ki tarihe kazınır.
Çünkü görsel, sadece bir anı değil; gerçeğin en güçlü kanıtıdır.
Vizörün arkasındaki göz, çoğu zaman bir toplumun hafızasını inşa eder.
Foto muhabirinin çektiği her kare, bir haberin ruhudur. Fotoğraf yoksa haber eksiktir; görüntü yoksa anlatılanlar yarım kalır. Okuyucuyu ikna eden de, izleyiciyi etkileyen de işte o gerçeği belgeleyen kadrajdır.
Muhabir haberi yazar, ama o haberi ölümsüzleştiren; sahadan gelen, gerçeği tartışmasız ortaya koyan fotoğraftır.
Kısacası: Fotoğrafsız bir gazete haberi, görüntüsüz bir televizyon yayını düşünülemez.
Foto muhabirleri ve kameramanlar; olayları yalnızca kaydetmez, tarihe not düşer.
Onlar; iletişim bilgisiyle, gazetecilik refleksiyle, estetik bakışıyla ve en önemlisi sorumluluk bilinciyle çalışır. Yaşanan bir olayı kamuoyuna en doğru, en şeffaf ve en etkili biçimde ulaştırmak için saniyeler içinde karar verir, en doğru anı yakalarlar.
Bazen bir kalabalığın ortasında, bazen doğal afetlerde, bazen de savaşın en sıcak hattında…
Günlerce, haftalarca, hatta aylarca risk alarak çalışırlar.
Amaçları nettir: Gerçeği saklamadan, abartmadan, olduğu gibi göstermek.
Bir foto muhabiri, sayfalarca yazının anlatabileceğini tek bir karede anlatabilir.
O kare; acıyı, sevinci, direnci, umudu ve insanlığın ortak hikâyesini taşır.
Bu meslek; yalnızca teknik bilgi değil, büyük bir cesaret, sabır, etik duruş ve adanmışlık ister.
Foto muhabirliği ve kameramanlık, emeğin en görünmeyen ama en belirleyici olduğu alanlardan biridir.
Bugün izlediğimiz, okuduğumuz ve “gerçek” dediğimiz ne varsa, arkasında çoğu zaman onların alın teri vardır.
Çünkü onlar sadece görüntü çekmez…
Tarihi kaydederler.