|
Talat Atilla Önce madalya, sonra hakaret! Kurtulmuş'un ziyaret ettiği gaziye resmi yazıyla 'DELİSİN!' dediler! |
|
Cengiz Altınsoy Kılıç, dar ya da bol fark etmez |
|
Adnan Küçük TRUMP’I ESİR ALAN EPSTEİN: BATI’NIN CANAVAR RUHU DEŞİFRE OLDU (2) |
|
Melike Topuk Elinden Tutan Değerlerin |
|
Zahide Gerçekliğin Sürgünü: Sosyal Medya Çağında ''Yaşamak'' Ne Yana Düşer? |
|
Tunacan Tuna CHICAGO FUARI’NDA OSMANLI: BİR TEMSİLİN BAŞARISIZLIĞI MI, BİR ALGININ ZAFERİ Mİ? |
|
Derya Çöl Değerin Tasfiyesi |
|
Tuğrul Sarıtaş Biz hep gazeteciyiz |
|
Seyhan Korkmaz TARLANIN SINIRLARI KİMİN TAPUSUNDA? |
|
Kıvılcım Kalay EĞER BİR ŞANSIM OLSAYDI |
|
Canan Sezgin Merkür Retro’da, Jüpiter Aslan’da: Şimdi Ne Olacak? |
|
Tekin Öget AİLE KIRIMI VE TOPLUMSAL KÖKSÜZLÜK |
|
Ersan Yıldız Yedin mi pilavın etli tarafını? |
|
Esra Süntar SUSTUN MU SAHİDEN? |
|
Elif Hece Öztürk Sular Yükselirken |
Cumartesi akşam 22.00’ye doğru 24. Dönem Meclis çalışmaları sona erdi. Galiba en fazla yasama çalışması yapılan, en fazla kanunun çıktığı dönemlerden birini yaşadık. En fazla kanun çıkarılan dönemlerden biri ama bir oksimoron örneği olarak inanın en hukuksuz dönemlerden birini yaşadık aynı zamanda…
Biliyorsunuz kanunlar her zaman hukuku yani adaleti ve vicdanı yansıtmıyor. Bu dönem yaptığımız kanunlar hukuktan oldukça sapma gösterdi. Kişiye göre sübjektif kanunlar yapıldı. Belirli kişi ve şirketlerin çıkarlarını gözeten kanunlar yaptık. Bürokratların, bakanların yolsuzluk, usulsüzlük ve yanlışlarını örten, düzelten yasalar çıkardık. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan için çok çalıştık. MİT Kanunu’ndan, Sarayın ödeneklerinin olağanüstü artışına kadar bir çok düzenleme onun içindi. TÜRGEV’e belediyelerden bina ve arazi bağışları ayarladık, TÜRGEV Üniversitesine kadar her türlü kanunu çıkardık. AKP Müteahhitlerine özel aflar getirdik. En son olarak ta “İç Güvenlik Paketi”nden sonra Tayyip Bey için Başbakanlık örtülü ödeneğini Cumhurbaşkanı’na vererek, kapalı istihbarat yetkilerini ve MİT’i de Erdoğan’a de verdik ve sistemi tamamen bozduk…
Milletvekillerinin tek görevi kanun yapmak değil tabi, yürütmenin yani Hükümet’in denetimi de bizim görevimiz ama bu alanda da yeterince başarılı değildik. Sayıştay’ın Meclis adına yapması gereken denetim aksayınca veya kasten aksatılınca denetimde imkansız oldu tabi… Verdiğimiz gensorular ise iktidar çoğunluğunca içeriğine ve haklılığına bakılmadan reddedildi.
Galiba henüz tutuklu veya hükümlü olduğu halde milletvekili seçilenlerin en çok olduğu dönemde 24’üncü dönemdi.
Bazı partilere mensup milletvekillerinin yeminlerinin geciktiği dönem de bu dönem oldu.
Bu dönem için en bariz farklılık ise kavgaların çokluğu idi… Hayatımda görmediğim meydan kavgalarını Meclis’te yaşadım. Çok şükür ne vurdum, ne vurdular ama gördüğüm tablolar karşısında çok üzüldüğüm anlar oldu…
Fakat, 24’üncü Dönem bana göre hukuksuzlukla, hukukun kişi ve kişilere peşkeş çekildiği bir dönem olarak anılmalıdır. Tabi hukuksuzluk sadece çıkarılan kanunlarla olmadı, aynı zamanda kanunların uygulamaları da çok insafsızcaydı. Gezi olayları, Erdoğan devlet anlayışının vatandaşı yok saymasının örneği oldu. Bu dönemde çok rezaletler yaşadık. En son olarak ta Fenerbahçe otobüsüne atılan kurşunu cisim olarak göstermeye çalışan vali ve Devlet Ajansları gördük…
Şimdi yeni bir dönem var önümüzde. Bu hafta içerisinde, Salı günü 25’inci Dönem adayları belli olacak. Bakalım kimler devam edecek, kimler kalacak?
Malum; milletvekilliğini kimse istemez ama seçmenin, halkın ya da genel başkanın ısrarı karşısında bir dönem daha ülke için çalışmayı kabul ederler… Nedense kimse kendi isteği ile aday olmaz…
| Erzurum Belediyesinin ilk yıllarında fahri olarak her işe koşuşturan Cafer Ağa'nın bu samimi ve örnek gayretini ödüllendirmek için Ankara'ya gidecek heyete onu da yazmışlar. O yıllarda Ankara’ya gitmek önemli, resmi bir heyetle gitmek ise son derece önemliymiş… Cafer Ağa’da bu durumdan çok memnun olmuş. Onur duymuş… Havalara da girmiş. Erzurum’un önemli adamlarından, ekabirlerinden olmasa heyete adını yazarlar mı? Cafer Ağa o akşam eve her günkünden farklı bir havayla, asık, ciddi bir suratla gelince hanımı merak edip sormuş, “Cefer, o gözel sufatın niye ele töhmüş, mosolun asmışsan, bi şeye mi sinirlendin?” Cafer Ağa ağır ağır cevaplamış, “Ben sinirlenmim kim sinirlensin! Bıhdım usandım. Sohahlar mi temizlenecah, cel Cefer Ağa, çölpühler mi payhlanacah, cel Cefer Ağa… Şindi de Angere'de Hökümatın işi bozulmuş, cit Cefer Ağa” Şimdi, milletvekilleri olarak tekrar görev yapmak istemiyoruz ama seçmen veya genel başkan bırakmıyor ki… “Sen olmadan olmaz diyorlar, çok ısrar ediyorlar, yoksa ben aileme zaman ayırmak istiyorum ve işleri de çok ihmal ettim…” |
E-posta
Facebook
Twitter
Yazdır
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
| Bu yazı 10393 defa okunmuştur. |
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |















