Türkiye’yi kuşatan çember her geçen gün daha fazla daralıyor. Bunu herkes ifade ediyor ama çemberi kırmak için devleti yönetenler somut adımları bir türlü atamıyorlar veya atmıyorlar. Daralan çemberin halkalarında dışarıdan Kuzey Irak, Kerkük, Barzani, Talabani, Kıbrıs, Ermeniler, Yunanistan, İngiltere, ABD; içeriden de yolsuzluklar, yoksulluk, irtica, bölücü terör PKK, gasp çeteleri, tarikatlar yer almaktadır.
Bugünlerde televizyon ekranlarında boy gösteren bir çok sözde akil adamlar, kırmızı çizgileri unutalım, çağa ayak uyduralım, yeni dünya şartlarına göre yeniden çizgilerimizi gözden geçirelim demektedirler. Açıkçası Türk Milletini Atatürk çizgisinden koparmaya ve ulus - lâik devlet anlayışından vazgeçirmeye çalışmaktadırlar. Bu mandacılar açıkça şunu diyorlar. “Osmanlı olma zamanı gelmiştir.” Bunu ABD ve AB de istiyor. Bu uygulamaya konulmuş bir senaryodur. ABD’lilere göre yeniden kurulacak bir mini Osmanlı’nın bölgedeki Ermenistan, Gürcistan, Irak ile yakın ilişkisi olacakmış. Bu durumda mini Osmanlı Devleti bölgede etkin bir devlet olacakmış! Demokrasi gelişecekmiş!
Osmanlı İmparatorluğunu yıkanlar şimdi onun minisine can simidi olarak neden sarılmaya başladılar? Sebebi belli bir kere Atatürkçü düşünceyi yıktın mı ve ulus devletten vazgeçtin mi Yugoslavya gibi param parça yapmak kolay da ondan. Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, Osmanlı’yı yaşatmanın bir çare olmadığını bildikleri için Türkiye Cumhuriyetini kurdular. Türkiye’nin Yugoslavya olmaması için üniter yapı dediler. Nedir mini Osmanlı Devleti? Açıkçası Türk - Kürt Federasyonu demek. Bunu bebek katili Öcalan açık seçik söylemişti. Bunu bir çok eski yeni siyasetçi - köşe yazarı ve özellikle numaralı cumhuriyetçiler ile global bakış sahibi olanlar da aynı şekilde ifade etmektedirler.
Mini Osmanlı sevdalılarının karşısında kimler var? Türk Milliyetçileri var. Atatürkçüler var. Türk Milliyetçileri maalesef bugün itibariyle dağınıklar. Milli duruş sergileyen partilerin yöneticileri asgari müştereklerde buluşarak bir araya gelmiyorlar. Dış güçlerle irtibatlı sözde milliyetçilerin oyununa da gelmemeliyiz. Bu güçler milliyetçilerin içine sızarak milliyetçi güçleri parçalamaya çalışmaktadırlar. Devletin kurumlarında görev yapan milliyetçilerin herkesten çok uyanık olması gerekir. Sahte milliyetçiler sivil toplum örgütlerini ve medyayı da ellerine geçirmek için planlar yapmaktadırlar ne yazık ki bazı mevzileri ele geçirmiş durumdadırlar.
Açlıktan ve yoksulluktan inim, inim inleyen bilgi çağında hala iş ve aş arayan vatandaştan tehlikenin boyutlarını kavramalarını beklemek yanlıştır. Bu ülkede milyarlar kazanan iş adamlarının, devletten maaş alan aydınların, karnı doyan milyonlarca vatandaşın tehlikeyi küçümseme gibi bir lüksü olamaz. Aymazlık halinde olduğumuz sürece çığ misali tehlike büyüyerek gelecektir. Son pişmanlık fayda etmez. Şimdiden gereğini yapmalıyız.
Yabancılar Türklerin kara kaşına, kara gözüne aşık değiller, Türkiye’nin kaynaklarını soymak için geliyorlar. Türk tarihi bu tür olaylarla doludur. Atalarımız neden “Önce Vatan” demişler bir kere değil bin kere düşünmek gerekir. Vatanın ve ülken olmazsa, işin, aşın, paran, sermayen, fabrikan, huzurun ve güvenin olur mu?
Türkiye üzerine hesap yapan iç ve dış düşmanlar, sizlere bu köşeden açık seçik sesleniyorum, biz bu ülkeyi sokakta bulmadık, şehit kanlarıyla aldık. Canımızın son damlasına kadar korumaya kararlıyız.
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |