Almanya’nın Leipzig kentinden disiplinlerarası bir araştırma ekibi, Erfurt yakınlarındaki terk edilmiş Orta Çağ köyü Neuses civarında, Kara Veba’dan ölen kişilere ait olduğu düşünülen bir toplu mezarın güçlü kanıtlarını ortaya koydu.
Leipzig Üniversitesi, Doğu Avrupa Tarihi ve Kültürü Leibniz Enstitüsü (GWZO) ile Helmholtz Çevre Araştırmaları Merkezi’nin (UFZ) yürüttüğü çalışma, saygın bilimsel dergi PLOS One’da yayımlandı. Bulgular, Avrupa’da veba salgınıyla ilişkilendirilen ve sistematik yöntemlerle tespit edilen ilk defin bölgesi olma özelliğini taşıyor.
Araştırma ekibi 14. yüzyıla ait yazılı kaynakları, jeofizik ölçümler ve sediment sondajlarıyla birlikte inceledi. Tespit edilen yapının, dönemin kroniklerinde anlatılan veba çukurlarıyla örtüştüğü belirtildi.
Leipzig Üniversitesi'nden coğrafyacı ve çalışmanın başyazarı Dr. Michael Hein, “Sonuçlarımız, Erfurt kroniklerinde anlatılan veba toplu mezarlarından birini tespit ettiğimizi güçlü bir şekilde gösteriyor. Ancak kesin doğrulama, yalnızca planlı arkeolojik kazılarla mümkün olacaktır” açıklamasını yaptı.
Helmholtz Çevre Araştırmaları Merkezi’nden Dr. Ulrike Werban, “Bu çalışmanın en önemli başarısı, bulgunun tesadüfi bir keşiften ziyade, tarihsel araştırmayı doğa bilimleri yöntemleriyle birleştiren disiplinlerarası bir araştırma yaklaşımıyla yapılmış olmasıdır” diye konuştu.
TOPRAK TERCİHİ RASTLANTI DEĞİLDİ
Araştırmaya göre, Orta Çağ’da doğal toprak koşulları hem yerleşim düzenini hem de defin uygulamalarını şekillendirdi. Verimli tarım toprakları olarak bilinen çernezyom ile nemli taşkın ovası birikintileri bu tercihlerde belirleyici oldu. Yeniden kurgulanan Neuses köyünün yeri ile tespit edilen toplu mezar, Gera Nehri vadisinin kenarındaki daha kuru çernezyom kuşağında yer aldı.
Daha nemli taşkın ovası topraklarının ise, bu tür alanlarda çürümenin daha yavaş ilerlemesi nedeniyle defin için özellikle tercih edilmediği değerlendirildi. GWZO’dan Dr. Martin Bauch, bu bulgunun hem modern toprak bilimiyle hem de hastalıkların çürüyen maddelerden yayılan “kötü hava” ve “buharlar” yoluyla bulaştığını savunan Orta Çağ’daki ‘miazma teorisi’yle örtüştüğünü söyledi.
Orta Çağ bakış açısına göre, vebanın nemli alanlarda kontrol altına alınmasının daha zor olduğu, bunun da hukuki ve siyasi etkenlerle birlikte definlerin şehir surlarının çok dışına yapılmasını açıklayan unsurlardan biri olduğu belirtildi. Leipzig Üniversitesi’nden Dr. Michael Hein ise tarihsel, jeofizik ve toprak bilimi yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla peyzajın bir arşiv gibi okunabildiğini vurgulayarak, bu yaklaşımın gelecekte salgınlar ya da çatışmalarla bağlantılı diğer toplu mezarların tespitine ve korunmasına da katkı sunabileceğini ifade etti.
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |