ORGANİZE İŞLER!
Zamanın ruhu, kutsal ve yerli olan ne varsa büyük bir gürültüyle öğütmeye çalışırken; Türk siyaseti ve ekonomisi de sinsi bir beka tehdidiyle yeniden yüz yüze bırakılmaktadır. Sermaye piyasalarının derinliklerinde filizlenen ve 2024-2026 yıllarını kapsayan teknik bir fon soruşturması, bir süredir manipülasyon laboratuvarlarında harıl harıl işleniyor. Amaç; mevcut operasyonel açıkların, usulsüzlüklerin ve krizlerin asıl faillerini sokağın gözünden kaçırmaktır. Bunun için de akıl tutulması yaşatacak cinsten kirli bir senaryo sahneye sürülmüştür. Henüz dün gerçekleşen finansal süreçlerin faturası, Kasım 2020’de "At izinin it izine karıştığını" haykırarak aktif siyaset sahnesinden tamamen çekilen eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a kesilmek isteniyor. Görevden ayrılmasının üzerinden tam altı koca yıl geçmiş, o koltuğa üç farklı isim oturmuş ve ekonomi yönetimi kökten değişmişken sergilenen bu zorlama oyun karşısında sokağın sesi olarak sormak boynumuzun borcudur.
Açıkça ve yüksek sesle soruyorum:
Berat Albayrak’ı bugün yeniden hedef tahtasına koyan kirli ittifak kimdir?
Köşelerinde, ekranlarında utanç verici algı senaryoları yazan o kalemşörler kimlerin adına operasyon yapmaktadır?
Bu itibar suikastının arkasındaki asıl azmettiriciler kim veya kimlerdir?
Yoksa Berat Albayrak’ın adını bu fona yamamaya çalışanlar; 2024-2026 yılları arasında bu fon mekanizmalarında bizzat imzası, ihmali veya onayı olan mevcut bürokratları ve siyasi uzantıları korumak için mi bu sis bombasını atıyorlar?
En önemlisi de; asıl tezgah daha büyükse, acaba Berat Albayrak üzerinden doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve AK Parti’ye siyasi bir mesaj mı verilmek, bir kuşatma mı dayatılmak istenmektedir?
Senaryonun siyasi taşeronluğunu üstlenen CHP Grup Başkanı Faik Öztrak ve YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale sufleyi verirken; medyadaki bazı tanıdık yüzler ise bu haysiyet cellatlığının gönüllü ortaklığına soyunuyor. Gazetecilik ahlakını küresel oligarşinin çıkarlarına kurban eden Abdulkadir Selvi gibi kalemşörler, somut hiçbir hukuki bağ bulunmamasına rağmen bu linç kampanyasına adeta odun taşıyor. Üstelik bu sefer sadece klasik medya yalanlarına da sığınmıyorlar; sızdırılan çarpık verileri yapay zekânın kucağına atıp oradan zorlama ilişki örüntüleri ve sahte şemalar üreterek toplumsal bir illüzyon yaratmaya çalışıyorlar. Albayrak’ın hukuk ekibinin bu isimler hakkında başlattığı yasal süreç, bu siber kumpas tezgahının suratına inen ilk hukuki tokat olmuştur.
Yine sokağın derin ferasetiyle soruyorum:
Bu fon krizinin büyümesi ve derinleşmesi aslında hangi karanlık çevreleri rahatsız etmeye başladı?
Siyaset ve bürokrasi içinde Berat Albayrak’a bu derece marazi bir husumet güdenler kimlerdir?
Onun siyasete geri dönme ihtimali bile bugün kimleri delirtmekte, kimleri uykusuz bırakmaktadır?
"Ya o gelirse düzenimiz bozulur" korkusuyla tir tir titreyip saldıranlar hangi hortumların sahibidir?
Ekranlarında borsa ve fon uzmanı kesilen o sözde akademisyenler; fondaki usulsüzlük iddiaları ilk patladığında neden sustular da, ne zaman ki "Albayrak" ismi senaryoya dahil edildi birdenbire hep bir ağızdan bülbül gibi şakımaya başladılar? Sizi harekete geçiren şey finansal ahlak mı, yoksa aldığınız siyasi talimatlar mı?
Köşelerinizden tarafsızlık nameleri atarken, küresel sıcak para baronlarının Türkiye'deki borsa manipülasyonlarına hangi kapalı kapılar ardında aracılık ettiniz? Bu fon krizinin asıl finansal kazananları kimlerdir, cesaretiniz varsa onun isimlerini yazın!
Cevap nettir: Yazılı ve görsel medyadaki, akademik çevredeki o saldırganlar, yüksek faiz kırbacıyla ülkenin kaynaklarını küresel sömürü mekanizmalarına akıtmak isteyen faiz lobisinin ve uluslararası finans spekülatörlerinin maaşlı memurlarıdır. Yabancı fonların ve Türkiye'yi yeniden IMF kapılarında diz çöktürmek isteyen şer odaklarının borazanlığını yapan bu çevreler, Berat Albayrak’ın geri dönme ihtimalinden adeta delicesine korkuyorlar. Çünkü onun bakanlığı döneminde Londra baronlarına meydan okunarak 350 ton altın bu ülkenin kasasına getirilmiş, faiz ve enflasyon tek hanelere çekilmiş, Mavi Vatan’da Fatih ve Yavuz gemileriyle emperyalizmin enerji sömürüsü hevesleri kursağında bırakılmıştı. Bugün "düzenimiz bozulacak" diye feryat eden konfor düşkünü bürokratik odaklar ve sıcak para baronları, bu yüzden organize bir şekilde taarruza geçiyorlar.
Ve nihai olarak en can alıcı soruları soruyorum:
Mevcut fon krizi, acaba Berat Albayrak’a yönelik bu organize saldırı planıyla tamamen kapatılmak ve örtbas edilmek mi istenmektedir?
Peki, bu sinsi kuşatmanın lojistiğini sağlayan, milli direnç hatlarını içeriden çökertmeye çalışan içerideki Truva atları kim veya kimlerdir?
Muhalefet temsilcileri borsa yönetimini hedef alırken edebiyat soslu cümlelerin arkasına sığınıp "Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık" masalları anlatıyor, bürokrasinin birilerinin paltosundan çıktığını iddia ediyor. Oysa millet bu ucuz edebiyat parçalama taktiklerinin ardındaki paniği ve çamura yatma gayretini çok net görüyor. Siz asıl, kendi yerel yönetimlerinizdeki milyarlarca liralık kamu zararlarını, liyakat noksanlıklarınızı ve mevcut fon krizinin asıl faillerini hangi paltonun altına saklayacağınızı düşünün!
Gogol’ün Palto’sundan bahseden Faik Öztrak; geçmişte "128 milyar dolar" yalanını söylerken giydiği o iftira pardösüsünün, açılan davalar neticesinde yargı duvarına nasıl kesin bir şekilde çarparak patlatıldığını neden kendi tabanına itiraf edemiyor? Dün hukuki tokatı yiyenler, bugün yeni bir yalanın ipliğiyle kumpas dokumaya çalışıyor.
Berat Albayrak’ın avukatı aracılığıyla yaptığı "Bu fon soruşturmasında ihmali olan kamu görevlileri dahil, haksız kazanç elde eden kim varsa en ağır şekilde cezalandırılsın" çıkışı, muhalefetin tüm örtbas taktiğini tek hamlede çökertmiştir. Kendi günahlarını, altı yıl önce siyaseti bırakmış bağımsız bir ismin üzerine yıkarak temize çıkmaya çalışan bu organize ittifak hüsrana uğrayacaktır. Türk milleti bu bayat filmi daha önce defalarca seyretti; haysiyet cellatlarına da, onların arkasındaki küresel azmettiricilere de bu meydanda asla geçit vermeyecektir!
Görünen o ki, Sayın Erdoğan’ı ve AK Parti’yi finansal kaos senaryolarıyla dize getirmek, kaleyi içerideki işbirlikçilerle fethetmek isteyenler yine kirli bir mesaideler. Ne diyelim; zamanlama manidar!

