Turk Time
DOLAR
49,5272 ▲ %0.11
EURO
55,8456 ▲ %0.37
ALTIN
6663,6780 ▲ %0.43
BIST-100
11687,81 ▼ %-3.17
PETROL
103,9800 ▼ %-0.06
BONO
39,4400 ▼ %-0.65
ISTANBUL
BUGÜN
10/16°
ISTANBUL
YARIN
10/14°

GÖKYÜZÜNÜ ÇALAN KULELER

Dikey Mimari Eliyle Ruhun İnfazı

Bir toplumun inancını, ahlakını ve aidiyet duygusunu yıkarak onu kalıcı bir köleliğe mahkûm etmek istiyorsanız, ordularınızla o ülkeyi işgal etmenize gerek yoktur; onun şehir mimarisini bozmanız, evlerini topraktan koparmanız ve mahalle kültürünü yok etmeniz kâfidir. Bugün şehirlerimizi kuşatan, gökyüzünü yırtarcasına yükselen dikey mimari ve gökdelenler, sadece modern birer imar faaliyeti veya mühendislik başarısı değildir. Bu yapılar; insanı topraktan, aileden, komşuluktan ve cemaat şuurundan koparıp yalnızlaştırmayı, dolayısıyla küresel sermayenin ruhsuz birer tüketim kölesi haline getirmeyi amaçlayan sinsi birer mekân mühendisliği silahıdır.

Topraktan Koparılan İnsanın Psikolojik Çöküşü ve Plaza Yalnızlığı

Osmanlı mahalle mimarisi ve geleneksel Türk evi, insan ruhuna sükûnet, tevazu ve komşuluk hukuku aşılayan yatay bir nizam üzerine kurulmuştur. Evler gökyüzünü kapatmaz, birbirinin güneşini kesmez ve insanı daima toprakla temas halinde tutardı. Modern çağın küresel sermayesi ise insanı bu korunaklı mahalle kalkanından çıkarıp, dikey beton tabutlar olan plazalara ve dev rezidanslara hapsetmiştir. İmar verileri ve sosyolojik araştırmalar göstermektedir ki, dikey mimarinin yoğun olduğu metropollerde panik atak, depresyon, yabancılaşma ve antisosyal kişilik bozuklukları %40 oranında daha fazladır. Topraktan koparılan, ellinci kattaki bir beton hücreye yerleştirilen modern insan, tabiattan ve asırlık toplumsal dayanışma ağlarından izole edilerek derin bir varoluşsal yalnızlığa ve dolayısıyla sisteme mutlak bağımlılığa sürüklenmektedir.

Gökdelenlerin İdeolojisi ve Kültürel Hâfızanın Kazınması Operasyonu

Beton kuleler, sadece mimari bir tercih değil; kapitalizmin ulus devletlerin tarihî ve manevi kimliklerini silmek için kullandığı ideolojik birer anıttır. İstanbul gibi asırlık kubbelerin, minarelerin ve tarihî siluetin göğe yükseldiği bir medeniyet merkezinde, o manevi zirveleri gölgeleyen cam ve çelik kulelerin yükselmesi, şehrin İslam kimliğine yönelik görsel bir suikasttır. Bilge Mimar Turgut Cansever'in ömrünü adadığı o sarsılmaz düstur, bugün kulaklarımızda bir feryat gibi çınlamaktadır: "Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi unutursanız, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder." Bugün dikey mimariyle mahalle kültürünü, yani insanın insanla yüz yüze baktığı, birbirinin derdiyle dertlendiği o korunaklı kaleyi yıktık. Yerine ise sadece kendi çıkarını düşünen, bencilleşmiş ve mukaddesatından kopmuş bir rezidans nesli inşa ettik. Mekânı bozulan bir toplumun, ruhunu koruması jeopolitik bir imkânsızlıktır.

Mekân İşgaline Karşı Yatay Şehir Nizamı ve Mimari Müdafaa Hattı

Küresel sermayenin ve imar çetelerinin şehirlerimizi birer beton hapishaneye çevirmesine karşı durmak, bugün en hayati millî güvenlik ve nüfus müdafaa meselemizdir. Şehirlerimizin ruhunu ve nesillerimizin psikolojisini kurtarmak adına, devlet aklıyla acil ve radikal bir "Mimari Devrim ve Yatay Şehir" planı yürürlüğe konulmalıdır. İlk iş olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde, imar rantını tamamen devre dışı bırakacak, bütünüyle tarihçilerden, sosyologlardan ve millî mimarlardan oluşan bir "Yüksek Şehir ve Estetik Nizam Kurulu" ihdas edilmelidir. Tarihî şehir siluetlerini boğan, dikey mimariyi teşvik eden tüm imar planları derhal iptal edilmeli ve şehirlerde kat sınırı en fazla üç veya dört kat olarak dikey hatla sınırlandırılmalıdır. İkinci adımda, TOKİ ve devletin tüm konut projeleri, bütünüyle Osmanlı mahalle kültürünü, yatay mimariyi ve insanı toprakla buluşturan avlulu, bahçeli ev nizamını esas alarak yeniden tasarlanmalıdır. Üniversitelerin mimarlık fakülteleri, Batı’nın cam ve çelik kule tapınmasından kurtarılmalı; genç mimarlara İslam-Türk mimarlık felsefesi zorunlu birer şuur olarak aşılanmalıdır. Gökyüzünü kulelere teslim eden devletler, yeryüzünde bağımsız bir gelecek inşa edemezler.