Her şeyin durduğunu düşün!..
İlk nereye bakarsın? Önce etrafında neler var diye kontrol edersin. Kendini ellerinle yoklarsın. Ne tarafa gideceğine bakarsın. Fakat her şey donmuştur.
Yeni anlam bulabileceğin ne vardır?..
Muhtemelen kendine uygun bir yeri seçer ve orada bu farklı hareketsizliği anlamaya çalışırsın. İnsanlar, eşyalar, hayvanlar, gökyüzü, deniz ve ağaçlar sessizdir. Arabalar geçmiyordur. Çocuklar okul bahçesinde oynamıyordur. İnşaatlar yükselmiyordur.
Oynayan tek bir nesne yokken kendi hareket kabiliyetin özelleşir…
Konuşabiliyor olman, dokunduğunu teninin algılaması, çıkardığın sesleri işitebilmen ve görebilmem birer mucizedir. Sen artık özel ve tek başına birisindir.
Sonunda bırakırsın…
Kızdıklarını, inkar ettiklerini, cahillikle suçladıklarını, üzüldüklerini, canını acıtanları veya kafana taktığın konuşmaları bırakırsın. Zihnin boşalır. Çalışma yapamazsın. Zekan ile artık ne üretmek isteyebilirsin?
“Zihin, ancak bir başkası tarafından tutulduğunda büyüyebilir.”
- Wilfred Bion
Şaşkınsındır…
Birden yalnızlığını fark edersin. Seni görebilen ve duyabilen bir insan yoktur. Başını okşadığında sana sırnaşan ve kendini sevdiren bir kedi yoktur. “Merhaba” diye başlayarak sohbet edebileceğin kişi yoktur.
Meğer insan karşılığını bulamadığında, kendi varlığına sahip çıkamazmış…
İyilikle, kötülükle, sevgiyle, nefretle, şefkatle, öfkeyle, canlılık işareti seslerle, tabiatın akışıyla, temasla, görülmekle, duyulmakla veya dokunulmakla can vardır. Can, doğanın ve diğer canlıların bütünündeki bir parçadır.
Bütün çekildiğinde, parça da sessizliğe gömülür…