Polenler, bitkilerin üreme döneminde havaya yayılan ve çıplak gözle görülmeyen tanecikler olarak biliniyor. Ancak bu küçük parçacıklar, özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde ciddi şikayetlere yol açabiliyor. Uzmanlara göre polenler solunum yoluyla vücuda girdiğinde burunda kaşıntı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor.
Astımı olan kişilerde ise bu tablo daha ağır seyredip atakları tetikleyebiliyor. Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, polen yoğunluğunun özellikle sabah saatlerinde daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle evlerin çok erken saatlerde havalandırılmaması gerektiğini vurguluyor. Özellikle bahar döneminde pencere açma saatine dikkat etmek, basit ama etkili bir korunma adımı olarak öne çıkıyor.
Uzmanlara göre polenlerden korunmak için sadece dışarıdaki süreyi azaltmak yetmiyor. Açık havada vakit geçirdikten sonra eve dönünce kıyafet değiştirmek ve duş almak, vücutta ve saçta biriken polen temasını azaltmaya yardımcı olabiliyor. Ayrıca çamaşırların dışarıda kurutulması da polenlerin kumaşa yapışmasına neden olabiliyor. Bu da alerji belirtilerinin ev içinde bile devam etmesine yol açabiliyor. Polen mevsiminde dışarı çıkarken gözlük ve şapka kullanmak da faydalı olabiliyor. Bu basit önlemler, polenlerin doğrudan gözle ve saçla temasını azaltarak şikayetlerin hafiflemesine katkı sağlayabiliyor.
Uzmanların altını çizdiği bir diğer önemli nokta ise şu: Her hapşırık ya da burun akıntısı polen alerjisi anlamına gelmiyor. Bu nedenle belirtilerin gerçekten polenden kaynaklanıp kaynaklanmadığının doğru şekilde belirlenmesi gerekiyor. Bu amaçla deri testleri ya da kanda yapılan alerji testleri ile kişide polene karşı duyarlılık olup olmadığı anlaşılabiliyor. Tanı konulduktan sonra tedavinin ilk aşamasında genellikle korunma önlemleri ve ilaç tedavisi uygulanıyor. Ancak bazı hastalarda bu yöntemler yeterli olmayabiliyor. Özellikle belirtiler sık tekrarlıyorsa ya da yaşam kalitesini ciddi biçimde etkiliyorsa daha ileri seçenekler gündeme geliyor.
Prof. Dr. Nacaroğlu’nun dikkat çektiği tedavi yöntemlerinden biri de alerjen immünoterapisi. Bu yöntemde, alerjiye neden olan madde hastaya giderek artan dozlarda veriliyor. Amaç, bağışıklık sisteminin bu alerjene karşı zamanla duyarsız hale gelmesini sağlamak. İmmünoterapinin en dikkat çekici yönlerinden biri de polen alerjisinin astıma ilerlemesini önleyebilen tek tedavi yöntemi olarak gösterilmesi.
Bu nedenle özellikle ilaç ve korunma önlemlerine rağmen rahatlayamayan hastalarda immünoterapi önemli bir seçenek haline geliyor. Bahar aylarında sık hapşırma, gözlerde kaşıntı ve burun akıntısı gibi belirtiler yaşayan kişilerin bunu mevsimsel bir rahatsızlık diye geçiştirmemesi gerekiyor. Çünkü erken tanı ve doğru tedaviyle hem şikayetler azaltılabiliyor hem de daha ciddi solunum sorunlarının önüne geçilebiliyor.