Şehitlere ağıttan… Bitmek bilmeyen “içinden geçmekte olduğumuz bu özel ve önemli koşullar”ın son kurbanlarından… Ölü canlar üzerine kurulu hamasetten bahsetmeyeceğim. Bunu köşe başlarının geri kalanları yapsın. Yaptı. Hariçten gazeller okudunuz fazlasıyla. Bir eksik olsun, nereniz eksilir!
Anlamayana fazlasıyla duygusuz gelecek belki ama şu bir vaka: Ölen, öldü.
Ya kalan sağlar?
Eğer kalanlardan biriyseniz ve yaşınız ve mesleğiniz de parasızlıktan taşın(a)mayan Aktütün gibi açık hedef karakollara düşecek uygunluktaysa…
Dert edin. Yoksa da alın bir yerlerden. Edinin.
***
Ekonominin birinci kuralında: “Kaynaklar kıt, ihtiyaçlar sınırsızdır. Onun için tercih yapmak zorundasınız.” der. Genelkurmay 2. Başkanı Iğsız’ın 45 askere mezar olan Aktütün’ün taşınamaması ile ilgili “para” temelli sözleri; Maliye’ye geri iade edilen milyon dolarlık ödenek fazlasından Büyükanıt’ın sadece emekliliğine iki ay kala yaptığı 7 milyar dolarlık harcamaya ve Hava Kuvvetleri Komutanlığının hava kuvvetlerine ait üslerde golf sahası yapılması için seferberlik başlatmasına kadar yapılan “para” anıştırmalarıyla çürütüldü ya… Aslında değil. Siz konuya tüm duygusallığınızla yaklaşsanız da, profesyonellerden oluşan Genelkurmay yönetim kademesi, aslında sadece tercih yaptı. Hepsi o.
Hah…
Geriye kalan “sağların” bizim olup olmadığı tam da buradan bakılıp görülecek şey. Olabilir…
Bir de şuradan belki;
Aktütün’ün eski komutanı Erdal Sarızeybek, vakti zamanında nasıl baskın yediklerini, askerlerinin kucağında nasıl can verdiğini, nasıl bir kahramanlıkla teröristlerin hepsini geri püskürttüklerini anlatırken nedense anlatımının arasına hep şunu sıkıştırıyordu: “Ben kaç kişinin öldüğünü bilmiyorum…”
Ve…
“Kimse bilmedi…”
Ve… “Biz kim ne yazdı hiç okumadık… Okumazdık.”
Asıl “hah” belki de bu. Kalan sağların neden sağ kalamadığını, neden öldükten sonra bizim olduğunu ve neden bundan sonra da olacağını imleyen “hah!”
O “hah”lar şunu gösteriyor/göstermeli/gösterebilmeli. Ya da görebilmelisiniz… Dar çerçeveden: Kalan sağların hep sağ olarak bizim olabilmesi için tercihlerini kantinden, golften, milyar dolarlık ölü ulufe ihalelerinden yana kullanan profesyoneller ile önce kendisi sonra da adına hizmet ettikleri yurdu emniyete alması gereken, buna zorunlu olan asker arasında nasıl bir puanlama yapılacak ve tercihini diğer taraftan yana kullanan, her türlü saygının eleştirilemez öznesi olabilecek mi? İsterseniz bir adım ileriye gidin: Kucağında ölen askerlerinin sayısını bilmemekle övünenleri, nasıl olup da yaşayacakları ve kucağımıza daha az ölü alacağımızı söyleyenlere kulak tıkamayı paye isteyerek anlatanları, “Bilgi vermeyiz. Dışarıdan da bilgi istemeyiz/kapalıyız” gibi bir militer omerta dayatarak yıllar ve yıllar içinde yaşayıp/yaşatıp ama bir arpa boyu yol alamayanları “siz her türlü eleştirinin üstündesiniz” diye mi karşılayacaksınız, yoksa…
Yoksa başka olasılıkları omertanın derin karanlığında yok eden benbilirimcilere son derece yalın “ilerleyememe raporu”nu dayayıp… “Size saygımız sonsuz, sevgimizin ölçüsü yok ama… Hala neden ölüyoruz… Hiç olmazsa artık daha az ölmeyi öğrenmiş olmalıydık” diye yaşamı dayatabilecek misiniz?
Sırf şehit düşenlere olan saygınızdan hiç olmazsa…
Yaşamaları için gerekli olanları bastırıp geri kalan sağları daha kıymetli yapabilecek misiniz?
Yapsanıza… O sahiplendiğimiz şehitler kalan sağların gidenleri aslında. Bizim onlar… Biziz. Gitmeden de “onlar bizim” deseniz, dedirtseniz ve bu sadece bir hamasetten öteye gitmese…
Gitmese?
ERSİN TOKGÖZ/ANAYURT
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
|
|||||
|