İran Meclisi İkinci Başkan Vekili Ali Nikzad, Mehr Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş şartlarının hiçbir şekilde savaş öncesi haline getirilmeyeceğini bildirdi. Bu kararın İslam Devrimi liderinin doğrudan emri olduğunu ifade eden Nikzad, stratejik koridor üzerindeki denetimlerin gevşetilmeyeceği mesajını verdi.
Tahran yönetimi, 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan çatışmalardan bu yana boğaz üzerindeki hakimiyetini korurken, bölgedeki deniz trafiğini kontrol altında tutmaya devam ediyor.
"SANİYE SANİYE İZLENİYOR"
Nikzad, Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolün sadece bir güvenlik önlemi değil, aynı zamanda İran'ın egemenlik haklarının bir parçası olduğunu savundu. Batılı güçlerin bölgedeki varlığını "istikrarsızlık kaynağı" olarak nitelendiren Nikzad, İran Silahlı Kuvvetleri'nin ve Devrim Muhafızları'nın boğazdaki her türlü hareketi saniye saniye izlediğini belirtti. "Düşmanlarımız bizim sabrımızı test etmemeli" diyerek bölgedeki askeri teyakkuz halinin altını çizdi.

İSLAMABAD MÜZAKERELERİNİN BAŞARISIZLIĞI
İslamabad’da gerçekleşen görüşmelerin neden tıkandığına dair ipuçları veren Nikzad, ABD ve müttefiklerinin İran'ın meşru savunma haklarını kısıtlamaya çalıştığını iddia etti.
Müzakere masasında sunulan tekliflerin İran halkının çıkarlarını korumaktan uzak olduğunu savunan milletvekili, "Biz barıştan yanayız ancak teslimiyetçi bir anlaşmaya asla imza atmayız. Eğer bir anlaşma olacaksa, bu öncelikle İran üzerindeki yasadışı ablukaların tamamen kaldırılmasıyla başlamalıdır" ifadelerini kullandı.

BÖLGESEL GÜVENLİK VE KOMŞU ÜLKELERE MESAJ
Nikzad, Hürmüz Boğazı’ndaki statükonun sadece İran’ı değil, tüm bölge ülkelerini ilgilendirdiğini belirterek komşu ülkelere iş birliği çağrısında bulundu. Bölge güvenliğinin "dış aktörler" (ABD ve İsrail kastedilerek) olmadan sağlanması gerektiğini savunan Nikzad, "Bölge ülkeleri kendi kaderlerini tayin etmelidir. Yabancı güçlerin buradaki varlığı sadece gerilimi tırmandırıyor ve enerji yollarını tehlikeye atıyor" dedi.
ABD'nin 13 Nisan'da başlattığı deniz ablukasına da değinen Nikzad, İran ekonomisinin bu tür baskılara karşı deneyimli olduğunu ifade etti. Ablukanın sadece İran'ı değil, dünya piyasalarını da vurduğunu belirterek, Washington yönetiminin bu politikasının "ters tepeceğini" ve küresel enerji krizinin asıl sorumlusunun ABD olduğunu öne sürdü.

KÜRESEL ENERJİ ARZI VE DENİZ ABLUKASININ ETKİLERİ
Bölgedeki gerilim, 13 Nisan’da ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukası başlatmasıyla yeni bir boyuta ulaştı. Hem İran’ın boğazdaki kısıtlamaları hem de ABD’nin ablukası, özellikle Asya ülkeleri başta olmak üzere küresel enerji tedarik zincirinde ciddi aksamalara yol açtı. Enerji piyasalarındaki belirsizlik sürerken, her iki tarafın da stratejik hamleleri küresel ticaret güvenliğini doğrudan etkiliyor.
BAŞARISIZ MÜZAKERELER VE ATEŞKES SÜRECİ
Diplomatik kanallarda çözüm arayışları devam etse de iki hafta önce İslamabad’da gerçekleştirilen görüşmelerden somut bir sonuç çıkmadı. Pakistan’ın arabuluculuğuyla 8 Nisan’da başlayan ve Donald Trump tarafından süresiz olarak uzatılan iki haftalık ateşkes süreci devam etmesine rağmen, taraflar kalıcı bir anlaşma zemininde buluşamadı. Yeni tur müzakereler için girişimler sürerken, Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut askeri ve siyasi düğüm çözülmeyi bekliyor.
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...