Fatih Çekirge/Hürriyet
DIŞİŞLERİ Bakanlığı’nın giderek "içine kapanan koridorları"nda kritik bir soru dolaşıyor... Soru şu:
- Dışişleri Bakanlığı İsrail’in Gazze’ye yapacağı saldırıyı neden önceden öğrenemedi? Eğer öğrenmiş olsaydı, İsrail Başbakanı Olmert’e Ankara’da nasıl davranırdı?
Bu soru hükümet için gerçek bir test sorusudur... Türkiye’yi Ortadoğu’da "çözüm merkezi" yapma projesi için bir test sorusudur... Eğer gerçekten de Dışişleri Bakanlığı’nda böyle bir öngörü olsaydı Türkiye, en azından "saf ya da hiçbir şeyden habersiz bir ülke" durumuna düşmezdi. Sonuç olarak bu savaş şunu göstermiştir:
- Dış politikasındaki bütün stratejiyi, "Eğer burada bir şey yapacaksanız benimle yapın. Buraların büyük abisi benim" temeline dayandıran hükümet dünyanın gözü önünde aldatılmıştır.
ROKETİ ATAN DA
Üstelik iki taraflı kandırılmıştır. Yalnız İsrail değil, 200 roketi İsrail’e fırlatan Hamas da kandırmıştır...
"Barış görüşmeleri" sürerken onlar savaş planları yapmıştır. Ve bu hazırlıktan habersiz Türkiye, dünyaya, "Merak etmeyin çözüyoruz" diye mesajlar vermiştir... İşte, yüzlerce yıldır Ortadoğu’ya hakim olan "güven çukuru" budur...
Hamas, "tamam" diyerek yüzüne gülmüş, ardından roketleri İsrail’e sallamıştır... İsrail, başbakan düzeyinde Ankara’ya gelmiş, "Ortadoğu barışı" için el sıkışmış, pozlar verilmiş, ardından da inanılmaz bir güçle Gazze’ye saldırmıştır... İran, "Ben demedim mi? Bu Siyonistlerle barış olmaz" diye her yerde radikalizmin çığlıklarını atmaktadır.
Peki bu durumda bir Türkiye ne yapacaktır?
İMZALAR KURUMADAN
Gözyaşları, mitingler, ağır demeçler, İsrail’in protesto edilmesi neye yarayacaktır? 18 Aralık’ta atılan Türkiye-İsrail savunma ihalesinin imzaları daha kurumamıştır. İnsansız uçak daha 1 ay önce İsrail’de törenle teslim alınmıştır... Tanklarımız İsrail tarafından modernize edilmektedir. Ticaret hacmi müthiştir... Peki şimdi Türkiye ne yapacaktır? Bunlardan vaz mı geçecektir? Nota mı verecektir? İsrail’le ilişkileri mi kesecektir?.. Bunlar çözüm müdür? Türkiye’nin yararına mıdır?
Elbette hayır.
Ben inanıyorum ki, bu durumdan mutlak bir çıkış vardır. Ama bunun için önce Ali Babacan Dışişleri Bakanlığı’nın tecrübeli diplomatlarını dinlemelidir... Düşünün ki, bölgede görev yapan 20’ye yakın büyükelçimiz daha Ankara’ya çağrılıp fikri bile alınmamıştır...
AĞLAMAKTAN İYİDİR
En azından kapsamlı bir değerlendirme toplantısı yapılmamıştır... Oysa bu toplantılar, öfkeli halkın önünde nefret dolu konuşmalar yapmaktan, pankart açmaktan, ağlamaktan, televizyonlara demeç verip İsrail’i protesto etmekten çok daha etkili olabilir.
Çünkü diplomasi duygusallıkla değil, mantıkla yürütülür.
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...