Fransa ve Hollanda'nın 2005'te referandumlar neticesinde anayasaya "hayır" demesinin ardından, Birlik düşünme sürecine girdi. 2007 başına kadar dönem başkanlıklarını devralan devletler, anayasa sürecini canlandırmaya çalışsa da bunda başarılı olamadı. Almanya'nın bu yılın başında dönem başkanlığını devralaması ile anayasa hazırlama süreci hız kazandı. Üye ülkelerin liderleri, bu süreçte anayasa isminden vazgeçerek "Reform Anlaşması" adını verdikleri bir metin üzerinde anlaşmaya vardı. AB liderleri, 13 Aralık'ta da Portekiz'in dönem başkanlığı'nda Lizbon'da bu anlaşmaya imza attı.
ROMA ANLAŞMASI'NIN YILDÖNÜMÜNE "AVRUPA'NIN HIRİSTİYAN VE YAHUDİ KÖKENİ" DAMGASINI VURDU
Almanya, 2007'nin ilk 6 aylık döneminde dönem başkanlığı görevini yürüttü. Bu dönemde anayasa tartışmalarının yanı sıra Avrupa Birliği'nin kurucu anlaşmalarından olan Roma Anlaşması'nın 50. yıldönümü de kutlandı. Anayasaya dini referans koymaya direnen Avrupa Birliği, yıldönümü kutlamalarında bir değişikliğe gitti. AB dönem başkanı Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel, AB liderlerinin altına imza attığı "Berlin Açıklaması" ile ilgili yaptığı konuşmada Avrupa'nın Hıristiyan ve Yahudi kökenli bir geçmişe dayandığını söyledi. Merkel, resmî konuşmaların ardından düzenlenen basın toplantısında ise "Böyle bir geçmişin gerçek olduğunu; ancak bunun AB Anayasası'nda yer almadığını ve yer alıp almamasının liderler tarafından tartışılabileceğini" belirtti.
Dönem başkanı Almanya Roma Anlaşması'nın yıldönümü etkinliklerine aday ülkeleri davet etmedi. Türkiye ise bu tutuma tepki göstererek, Almanya'nın aday ülkeleri de davet etmiş olması halinde, bunun "Avrupa ailesinin bütünlüğünün bir kez daha ortaya konulması açısından anlamlı bir gelişme" olacağını bildirdi.
ALMANYA, ANAYASA TARTIŞMALARINDA POLONYA DUVARINI AŞMAK ZORUNDA KALDI
Almanya, Haziran ayındaki liderler zirvesinde anayasa için üye ülkelerin mutabakat sağlaması için uğraştı. Sabrı ile beğeni toplayan Başbakan Angela Merkel, Polonya'nın itirazlarını aşamamasının ardından "Polonya'sız yola devam edebiliriz" mesajı ile dayanışmayı öncelikli olarak kabul eden AB tarihinde bir ilke imza attı. Birlik içinde daha fazla güç isteyen ve tarihsel olarak Almanya'ya kuşkuyla bakan Polonya, anayasa taslağında karar alma sürecini kolaylaştırması açısından en önemli unsur olarak gösterilen nitelikli oy hesaplamasındaki "ikili çoğunluk" sistemine itiraz etti. İkili çoğunluğa göre AB Konseyi'nde karar alınabilmesi için üye ülkelerin yüzde 55'inin desteğinin yanında, AB toplam nüfusunun yüzde 65'inin temsil edilmesi şartı aranıyor. Bu oylama sisteminin Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya'ya yaradığını düşünen Varşova, nüfus yerine büyük ülkelerle küçük ülkeler arasındaki farkı azaltmak için nüfusun kare kökünün esas alınması istedi. Varşova bu itirazlarını, Merkel'in "Polonya'sız devam edebiliriz" mesajı ile yumuşattı. Polonya, yeni anlaşmanın yürürlüğe gireceği 2009 yerine 2014 yılına ertelenen ikili çoğunluk sisteminin uygulanması, herhangi bir üye ülkenin talebiyle 31 Mart 2017 tarihine dek ertelenebilecek hale getirilmesi ile yeni anlaşmayı kabul etti. Anayasa isminden de vazgeçen Avrupa Birliği, bunun yerine "Reform Anlaşması"nı kullamaya karar verdi.
2007'nin ikinci yarısında dönem başkanlığı görevini üstlenen Portekiz'in ev sahipliğinde başkent Lizbon'daki Jeronimos Manastırı'nda toplanan 27 üye ülkenin liderleri Reform Anlaşması'nı imzaladı. Bu isme rağmen anlaşma Lizbon'da imzalandığı için Lizbon Anlaşması olarak tarihe geçti. Bu imza ile 29 Ekim 2004'te Roma'da imzalanan ve üye ülkelerin onayına sunulan AB Anayasası tarihe karışmış oldu.
12 Doğu Avrupa ülkesinin Birlik'e katılımıyla üye sayısının son üç yıl içinde ikiye katlanmasının ardından AB içerisinde karar alma mekanizmalarıyla ilgili bürokratik süreçler zorlaştı. Bu zorluğu ortadan kaldırmayı ve AB karar alma mekanizmalarını hızlandırmayı hedefleyen anlaşmanın, 2008'de üye ülkelerce onaylanmasından sonra 1 Ocak 2009'da yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
zaman|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...