E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

'BARİKAT KURUMLAR'IN VARLIK NEDENİ 

Parlamentodaki siyasi çoğunluk yalnızca siyasi iktidarı değil, devlet iktidarını da ele geçirmeye çalışıyor" YÖK Başkanı Teziç'in büyük bir suçu ifşa eder gibi söylediği bu cümle aslında neyi işaret ediyor? Bugün gazetesi yazarı Gülay Göktürk'ün yazısı...

13.05.2007 - 15:02
 BARİKAT KURUMLAR IN VARLIK NEDENİ

“Devleti ele geçirmek”

Parlamentodaki siyasi çoğunluk yalnızca siyasi iktidarı değil, devlet iktidarını da ele geçirmeye çalışıyor" YÖK Başkanı Teziç'in büyük bir suçu ifşa eder gibi söylediği bu cümle yaşanan krizin özünü de ifade ediyor.

Böylece bürokratik elit, parlamenter sistemden ne anladığını bir kez daha veciz bir biçimde ortaya koymuş oluyor: Siyasiler haddini bilecek; parlamentoda siyasetçilik oynayacak, ama devleti ele geçirmeye kalkmayacak! Devleti ele geçirmeye çalışmayı suçların en büyüğü olarak ortaya koyanlar, her seçimin devletin büyük oranda el değiştirmesi için yapıldığını da unutmuş görünüyorlar. Unutmakta da haklı, çünkü Türkiye'de böyle bir şey olmuyor. Meclis değişiyor, hükümet el değiştiriyor, yani milli irade değişiyor ama devlet aynı zümrenin elinde kalıyor ve bütün temel meselelerde milli irade ne derse desin o zümre bildiğini okumaya devam ediyor. Peki ne zamandan beri böyle oluyor bu? Devletin sahibi olduğunu iddia eden bürokratik klik çok partili hayata geçtiğimize pişman olalı beri...

27 Mayıs Darbesi'nin en temel karakteristiği, ülkeyi yönetme yetkisinin seçilmişlerden alınıp bürokratik kurullara devrini anayasal güvence altına aldıran ilk darbe olmasıdır herhalde. 1950-60 arasında yaşanan Demokrat Parti deneyimini "karşı devrim" olarak gören bürokratik kliğin, bu dönemden çıkardığı en önemli ders, Türkiye'de "sandıklara güvenilmeyeceği", halkın sandıktan çıkardıklarını iktidarsız kılacak düzenlemeler yapılmazsa ordu kışlasına döndükten sonra "rejimin yine elden gideceği" oldu. Öyleyse, "darbe arası" dönemleri de sağlama almak lazımdı. İşte, 61 Anayasası'nın içine yerleştirilen MGK gibi, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu gibi, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, YÖK, YAŞ, DPT gibi "barikat kurumlar"ın varlık sebebi sebebi buydu.

1982 Anayasası da 27 Mayıs Anayasası'nın eksik bıraktığı gedikleri kapatarak devleti, siyasetçilerin her türlü sızma teşebbüsüne karşı gayet güçlü bir biçimde tahkim etti! Öyle sıkı bir şekilde tahkim etti ki, bürokratik kurumlar kendilerinden sonra gelecek kişileri de kendileri belirleyerek, oligarşik iktidarlarını sağlama almışlar adeta bir saltanat zinciri oluşturdular. Şu anda, cumhurbaşkanını halkın seçmesine gösterilen tepkinin, "Devleti de ele geçirmeye çalışıyorlar" feryadının aslı işte bu saltanat zincirinin kırılmasından duyulan korkudur.

AK Parti'nin yapmaya çalıştığı şey ise, seçilmişlerin darbe ertesinde yapılan anayasalarla bir avuç bürokrata kaptırdığı iktidarını geri alma çabasıdır. Evet, merkez sağın demokrasiyi sadece sandığa indirgeyen tarihi zaafının farkında olmalıyız, "milli irade" kavramını zaman zaman "azınlık hakları" nı gölgelemek için de kullandığını bilmeli ve kuvvetler ayrılığı ilkesine önem vermeliyiz. Ama aynı zamanda, Türkiye'de 1961'den başlayarak her askeri darbenin kendi anayasasını yaparken "kuvvetler ayrılığı" bahanesiyle siyasi iktidarları iktidarsızlaştırma operasyonu yürüttüğünü de görmeliyiz.

Kuvvetler Ayrılığı'nı savunmalıyız, ama kuvvetler ayrılığı adı altında, bürokrasinin iktidarı gasp ettiği bir sistemi de savunmamalıyız. Bürokrasinin yaptığı darbe anayasalarıyla, tümden iptal edemediği seçimleri anayasa hükümleriyle geçersiz hale getirmeye çalıştığını; "darbe arası" dönemlerde de iktidarda kalmayı garanti altına aldığını anlamalıyız.

Bugünkü Cumhurbaşkanlığı seçim tartışması, hem kuvvetler ayrılığı ilkesini, hem de seçilmişlerin yönetim hakkını birlikte gözetecek sistem tartışmalarının başladığını gösteriyor. Yıllardır ertelenen bu tartışma artık kolay kolay kapanacağa da benzemiyor.

Gülay Göktürk - Bugün

YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
BAŞÖRTÜSÜ ÖZ DEĞİL, SEMBOLDÜR!
(TURKTİME-ERSİN TOKGÖZ) 5 bini aşkın üyesi ile Türkiye’nin ...
Emin Çölaşan Turktime'a Konuştu
(ÖZEL-TURKTİME) Türk basının usta kalemi, Hürriyet Gazetesi yazarı Emin ...
PKK ASKERLİK ŞUBESİNİ TARADI
Kaymakamlık, Emniyet , askerlik şubesi ve Polis Merkezi’ne eş zamanlı saldırı.
 
İŞ DÜNYASINDA SEÇİM HEYECANI
Türkiye seçimlere kilitlenirken, iş dünyasının birçok ismi de milletvekili ...
SPİELBERG’DEN DARFUR CAĞRISI
ÜNLÜ yönetmen Steven Spielberg de Sudan’ın sorunlu Darfur bölgesindeki ...
ERKEN ÖTEN HOROZ İÇİN REFERANDUM YAPILDI
Son günlerde erken seçim ve referanduma kilitlenen Türk insanı, siyasetin ...
 
GÖZLER İZMİR'DE
İzmir bugün Alsancak Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak büyük mitinge hazırlandı.
TÜRKMEN GAZINA PUTİN ENGELİ
Rus, Türkmen ve Kazak liderleri, Türkmen gazını dünyaya Rusya üzerinden ...
ERDOĞAN VETODA SEZER'E YAKLAŞTI
Başbakanlık'tan dönen atama kararı sayısı Çankaya Köşkü'nden dönen atama ...
 
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Avrupa Ligi
İran
İstihdam
yargıtay
survivor
Numan Kurtulmuş
Edward Snowden
James Harden
Fitch