sana atlaslar, haritalar gösterecekler. adına sınır dedikleri bazı çizgilerle çevrildiğini göreceksin yaşadığın yerlerin. bütün bunlar kurmaca. gerçekte tüm yeryüzü Allah’ındır ve gerçekte , yürüyebildiğin kadar senindir tüm coğrafyalar. - Tarık Tufan-
Sizin dünyanızda yaşıyoruz, sizin gibiyiz şekil itibariyle, ayaklarımız var bizim de, çoğumuzun ayakkabısı olmasa da, gitmek istediğimiz, görmek istediğimiz, kucaklaşmak istediğimiz nice hasretlerimiz var, bizim de gözlerimiz var, renk renk sizin gibi, içinde dolar işareti, petrol kanı olmasa da, bizim de burnumuz var bir tane, kan kokusunu algılayan bir burun, bizlerinde ağzı var ve içinde bir dilimiz var, çoğu zaman içimize yuttuğumuz bir dil, bizim de düşüncelerimiz var, bizim de bir fikrimiz var, sizler gibi beyanlarımız var, sizler gibi, sıkılan yumruklarımız, gıcırdayan dişlerimiz, uykusuz kaldığımız gecelerimiz, sırılsıklam ettiğimiz yastığımız var. Sizler gibi bizim de adına yaşam denilen, yaşama hakkı denilen, sadece Kulluğumuzun Yüce Yaratıcıya olduğu bir yaşamımız var.
Ama sizler bizleri köleleştirmek istiyorsunuz, sizler sizlere tapmamızı kullarınız olmamızı istiyorsunuz, oysa firavunluk devri kapanmamış mıydı, insan aydınlanmamış mıydı, cehalet devri bitmemiş miydi? Bizler aynı ağacın kökünde gölgelenmişiz, aynı çamurdan var olmuşuz, aynı nur ve Nar’ın isabetleriyle halk olmuşuz. Irk, din, dil, bilmiyorduk bunları, insan inandı, kötüsü de var iyisi de var olacaktı, kötünün ırkı dini önemli mi? İyinin dini dili önemli mi? Sizler savaş istiyorsunuz, sizler çözüme değil sorunlar üzerine sorunlara odaklanıyorsunuz sizler terörün üzerinden siyaset yapıyor, sizler silahları üretiyor, bir başkasının kanı akarken kazandığınız o kanlı paraları yiyorsunuz. Sizler küçük balıklara acımıyorsunuz, yutuyorsunuz, sizler büyük büyük hayırseverler, yoksulluğun bitmesi için çalışmıyor, yoksulları daha da yoksullaştırıp kendi egolarınızı besliyorsunuz. Sizler sınırlar çiziyorsunuz habire, sizler durmaksızın birilerinin işine gelecek bireysel yasalar çıkartıyorsunuz, sizler var olanı bozuyor ölçüyü kaçırıyor, dünyanın dengesini alt üst ediyorsunuz, sizler “ GAYRETULLAHA DOKUNUYORSUNUZ…”
Nedir bu zulümlere sessizlik, nedir bu kibir nedir bu korkaklık, yıkmak kolay ise yapmak da kolay. Nedir bir araya gelmenize, gelmemize engel?
Suriye- Türkiye- İran gelemez mi bir araya, kimdir tutan, sizler yapmaya değil, yıkmaya çalışıyorsunuz. Ve çok acı ki, farkında değilsiniz bunun, bir bilinçaltı telkini, bir tür beyin yıkama, bir tür şantaj mı var bilmediğimiz? Ne olursa olsun bundan sonra bir araya gelir ve bağa dadanan dağlıları kovduğunuz vakit, işte o zaman adınız altın harflerle yazılacaktır tarihin hafızasına, bu gökyüzüne.
Enfal Suresi 73. Ayet işte bugünlerin izahatı bir OKU’yun manası üzerinde tefekkürle bir durun. Okudunuz biliyorum, ama bu defa şu günlere bakıp ta bi tefekkür edin emi.
2009 senesinden bu yana, ateş içindeyim, bugünleri dünlerden yaşayan yorgun bir balığım, inadına umutla, inadına güzel günler gelecek diyen bir polyannacılıkta, Simerenya’da o ütopik ülkede, minik cennetimde, bakıyorum sizlerin yaşadığı ve yaşattığınız şu illüzyonlara, bakıyorum semaya, yıldızlarla haldaşlık ediyorum sabah ezanlarına kadar, sonra gün başlıyor, yıllardır 3-4 saatlik uyku ile bakıyorum gündeme, diyorum ;
“YA RABBİ SEN İNSANI AFFET. BİLİRİM Kİ; MERHAMETİN GAZABINDAN ÇOKTUR. BİZ BAŞARAMADIK İNSAN KALAMADIK, KALU BELA’YA İHANET ETTİK, YİNE ELİMİZLE İŞLEDİKLERİMİZİN HÜRRİYETİNİ VERMİŞ İSEN O ELLER, BUNDAN SONRA LÜTFUNLA, İNSAN ÖLDÜRMESİN, O ELLER ARTIK KİRLENMESİN, TEMİZLE BİZİ, TÜM DÜNYA ALEMİNİ TEMİZLE..”
İnsan yüzleş işte şimdi kendinle…