Yüksek ücretler ödediğiniz o “şöhretler”
sizi kurtarsın görelim!
Diziler… Diziler…
Neden bu kadar çabuk final yapıyorlar?
Hangi kanalı açsak bir dizi var, ama neden çoğu izleyicide karşılık bulmuyor?
Hepsinin jeneriğinde aynı cümle:
“Gerçek yaşam hikâyesinden uyarlanmıştır.”
İzliyoruz, dikkatle izliyoruz…
Daha ilk bölümden bunun gerçek bir hikâye olmadığını anlıyoruz.
Çünkü yıllar önce çekilmiş yabancı filmleri hatırlıyoruz.
Konu aynı, sahneler tanıdık, karakterler bile neredeyse birebir.
-Hans olmuş Hasan,
Alfred olmuş Fikret,
Elizabeth olmuş Emine…
Ama isimleri değiştirmekle hikâye yerli olmuyor.
İzleyiciyi bu kadar hafife almayın.
Bugünün seyircisi dikkatli; yıllar önce izlediği filmin afişini bile hatırlayan insanlar var.
Kore dizilerinden, Amerikan yapımlarından, İtalyan filmlerinden alınan konular;
biraz değiştirilip tekrar tekrar önümüze konuyor.
Son yıllarda aynı döngü:
Hastane dizileri…
Okul dizileri…
Birbirinin kopyası senaryolar…
Ortaokul, lise öğrencisi diye izlediğimiz karakterler,
hayatında okul koridoru görmemiş yetişkin yüzler.
Üstelik o okullarda sürekli şiddet, kavga, zorbalık…
Eğitici, umut veren hikâyeler anlatılacağına, reyting uğruna gürültü ve kaos gösteriliyor.
Hastane dizilerinde de durum farklı değil:
Bir ambulans gelir, hasta ameliyata alınır.
Zengin bir iş insanı, karanlık sırlar, entrikalar…
Sonra bir bakarsınız doktor belinde silahla kabadayıya dönüşmüş.
Gerçek hayat bu değil.
Toplumun hikâyeleri bu kadar yüzeysel değil.
Sayın yapımcılar,
bu topraklarda anlatılmayı bekleyen o kadar güçlü, o kadar sahici hikâyeler var ki…
Ama siz onları araştırmak yerine, unutulduğunu sandığınız eski yapımların izinden gidiyorsunuz.
Belki de gerçek hikâyelerin sahiplerine emek bedeli ödememek daha kolay geliyor.
Genç ve yetenekli oyunculara alan açmak yerine,
aynı 50–60 kişi sürekli bir projeden diğerine taşınıyor.
Yeni yüzler yetişmiyor, yetişmek isteyenler ise dekor gibi kullanılıp kenara bırakılıyor.
Sonra da o diziler neden erken final yapıyor diye soruluyor.
Çünkü izleyici artık tekrar görmek istemiyor.
Çünkü insanlar kendinden bir parça bulamadığı hikâyeye bağlanmıyor.
Çünkü kültürümüze uymayan, sadece uyarlanmış görünen işler kalıcı olmuyor.
Sözün kısası:
Başrolde sürekli aynı isimlerin oynaması, yüksek bütçeler, büyük reklamlar sizi kurtaramaz.
Samimiyet olmadan başarı olmaz.
İzleyiciye saygı duyun.
Gerçekten anlatacak bir sözünüz varsa anlatın.
Çünkü seyirci artık kopyayı değil, hakikati görmek istiyor.