|
Talat Atilla Önce madalya, sonra hakaret! Kurtulmuş'un ziyaret ettiği gaziye resmi yazıyla 'DELİSİN!' dediler! |
|
Cengiz Altınsoy Kılıç, dar ya da bol fark etmez |
|
Adnan Küçük TRUMP’I ESİR ALAN EPSTEİN: BATI’NIN CANAVAR RUHU DEŞİFRE OLDU (2) |
|
Melike Topuk Elinden Tutan Değerlerin |
|
Zahide Gerçekliğin Sürgünü: Sosyal Medya Çağında ''Yaşamak'' Ne Yana Düşer? |
|
Tunacan Tuna CHICAGO FUARI’NDA OSMANLI: BİR TEMSİLİN BAŞARISIZLIĞI MI, BİR ALGININ ZAFERİ Mİ? |
|
Derya Çöl Değerin Tasfiyesi |
|
Tuğrul Sarıtaş Biz hep gazeteciyiz |
|
Seyhan Korkmaz SİYASET KALPTEN BAŞLAMALI |
|
Kıvılcım Kalay EĞER BİR ŞANSIM OLSAYDI |
|
Canan Sezgin Merkür Retro’da, Jüpiter Aslan’da: Şimdi Ne Olacak? |
|
Tekin Öget AİLE KIRIMI VE TOPLUMSAL KÖKSÜZLÜK |
|
Esra Süntar SUSTUN MU SAHİDEN? |
|
Ersan Yıldız Yedin mi pilavın etli tarafını? |
|
Elif Hece Öztürk Sular Yükselirken |
Olur diyenler de, zinhar olmaz diyenler de mevcut.
Ben ikinci görüşe daha yakınım.
Politika ile buluşan sanatın içinin boşaldığını düşünüyorum.
Sanatın politikaya hizmet etmesi, evrenselliğini gölgelediği gibi, sıkıştığı dar alanda yerel bir değer olmaktan dahi uzaklaştırmıyor mu?
“Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türk’ün bayrağına” derken, sözlerin ve melodinin gücünü, tek bir eksene hapsetmeye kimin hakkı var?
Ya da;
“Eşkıya Dünya’ya hükümdar olmaz” derken, illa solcu mu olmak gerekiyor?
Politikleşen sanat, bizi o sanat dalından koparmıyor mu?
Sanat dilinin evrensel olduğunu iddia eden sanatçıların, dili her konjonktürde değişen politik duruştan bu kadar etkilenmesini akılla izah edebilir miyiz?
Hadi diyelim ki, sanatın akılı da aşan bir gönül dili var.
Keskinleştiren, uçlaştıran, saflaştıran bir sanat anlayışı, gerçekten sanat mıdır?
İşte Kadir İnanır…
Sinema tarihine şu ya da bu şekilde ismini yazdırmış bir aktör, geniş kesimlerin sevdiği bir sanatçı iken, siyaset dilinden dolayı kendini bitirmedi mi?
Ya Tarık Akan?
Her uç siyasetin köşe başında görünen Tarık Akan’ı, milletin gönlünden koparan, İnanır’da olduğu gibi ötekileştiren siyaset dili değil mi?
Hangi lobi bu değerli sanatçılarımızı kumpasa alıyor?
Türkiye’yi Bebek, Nişantaşı’ndan ibaret sayan zihin zehirini, Türkiye’nin aydınlarına kimler içiriyor?
Yoksa, bir daha eski günlerine dönemeyeceğini anlayan aktörler, gündemde kalmak için mi bu baldıran zehirini gönüllü mü içiyorlar?
Sırtından zengin olduğu bir milleti, acaba hangi ucube üst akıl, bu sanatçılarımıza küçük gösteriyor?
Politika ve sanat birbirinden beslenemez.
Kuvvetler ayrılığı diye bir kavram yok mu lügatimizde?
Her şey bir tarafa;
Değer mi?
Talat Atilla/Güneş
E-posta
Facebook
Twitter
Yazdır
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
| Bu yazı 30150 defa okunmuştur. |
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
|
|||||
|

53
50













