İlk gün Hürriyet yazarları tam kadro bu polemiği yazmış ve Çölaşan'dan esirgedikleri desteği Bekir Coşkun'a fazlasıyla göstermişlerdi. Bu polemiğin tiraj kaybını görece durdurması ile rahat nefes alan Hürriyet bu sefer de dinci basının Bekir Coşkun'a linç kampanyası düzenlediğini ileri sürerek cehpeyi genişletti.
İşte Hürriyet'in açtığı cepheden ilk haber...
Başbakan Erdoğan’ın "Gül’ün cumhurbaşkanlığını tanımıyorsan vatandaşlıktan çık git" sözlerine tek destek, dinci basından geldi. Hürriyet Yazarı Bekir Coşkun’a destek veren gazete ve yazarlara tepki gösteren dinci basın, koro halinde Erdoğan’ın sözlerinin haklılığını savundu.
23 AĞUSTOS’ta "Linç Çetesi" manşetiyle çıkan gazetede, "Hürriyet yazarı Bekir Coşkun’un densizce ifadelerine tepki gösteren Başbakan Erdoğan, ’yargısız infaz çetesi’nin linç girişimlerine maruz kaldı" denildi. Gazetenin önceki gün arşiv köşesinde de "Tam kadro saldırıya geçtiler" başlığı ile, Coşkun’a destek veren yazarlar tam sayfa haber yapıldı. Dün ise Mehmet Barlas’ın yazısını alarak "Seçeni ve seçilenleri aşağılamak beyinsizliktir" yorumu yapan gazetenin yazarları ise özetle şunları yazdı:
Münib Engin Noyan: Provokakör-yazar Bay Bekir Coşkun, Hürriyet nam gazete yanında bayanıyla birlikte yer alan, kıyız kıyız duygu sömürüsü kokan romantik pozlu, yapıştırma tebessümlü fotoğrafıyla zaferini kutluyor şimdi! Korkarım yakında "Hepimiz Bekir ile Andree’yiz!"
M. Emin Kazcı: Şimdi aynı şey sabah akşam vatandaşa ’göbeğini kaşıyan kıllı’ türünden hakaretler eden birine söylendiğinde niye böyle çuş-u huruşa geliyorlar? İşlerine nasıl gelirse öyle davranıyorlar.
Hasan Karakaya: ’Abdullah Gül, cumhurbaşkanım olamaz’ diyen Bekir Coşkun’un nasıl yazma hakkı varsa, Tayyip Bey’in de ’boşalma hakkı’ vardır!... Bu millet Tayyip Bey gibi ’çık git’ de demez, bir gün öyle bir ’çifte savurur’ ki, Emin Çölaşan’dan da beter olur, kendini Fransa’da bulursun! Onlar, ’köpek’leri ve ’köpekçi’leri çok severler. Artık, birlikte ’köpek’ taşır, köpek kaşırsınız! Evet onlar bu ülkeyi sevmedi, bu ülkenin insanlarını ise hiç sevmediler. Onları sevenlerin aklına tüküreyim!"
Hüseyin Üzülmez: Şimdilik şu kadarını söyleyeyim ki, Sayın Başbakan’ın her sözü haddini bilmez programcıyı mosmor ediyordu. Kendilerini tebrik ediyoruz. Sevgi, saygı ve dualarımızla...
Yeni Şafak Gazetesi yazarları da şu benzer yorumlarda bulundular:
Fehmi Koru: Uzun mülakatta söylenen onca şey buharlaşıp uçtu, ne var ne yoksa, ’Bekir Coşkun’a, ülkeyi terk et, dedi’ cümlesine indirgeniverdi. Başbakanın sözü anlamı dışına çıkartılarak hem de.
Sami Hocaoğlu: Emziklerini kaybetmiş koca bebek gibi ortalığı velveleye veriyorlar. Hiçbir şeyin hesabını vermeden, bu kadar ucuz sıyırdıklarına saysınlar. Biliyorum alışmak zor, ama başka çaresi de yok.
Salih Tuna: Başbakan ’Alın şu keratayı, Kapıkule’nin önüne koyun’ mu demiş? Niçin ciyaklıyorsunuz! Bu tuhaf mazluk ayaklarına yatma cambazlıkları, bu ucuz kahramanlık maskaralığı da neyin nesi?
Mehmet Şeker: Acaba diyorum, göbeğini kaşıyanlar buluşunu ortaya atan o büyük gasteci, hayatı boyunca hiç göbeğini kaşımamış mıdır, bundan sonra bir kere olsun kaşıma ihtimali yok mudur? O muhteremin göbeğini kaşırken çekilmiş bir fotoğraf bulunamaz mı?
Fethullah Gülen cemaatinin çıkardığı Zaman’da, ’hocanın sözcüsü’ olarak anılan yazar, konuya değindi:
Hüseyin Gülerce: Bekir Coşkun’un yazdıkları eleştiri değil, hakarettir. Coşkun, bir kişiye de hakaret etmiyor, 16 milyon seçmeni aşağılıyor. Aynı hakaretleri dün Emin Çölaşan yapıyordu. Ben söyleyeyim. Bunlar, millet iradesini hazmedemeyenler mahallesinin evlatları da, ondan.."
Fethullah Gülen’e yakınlığıyla bilinen Bugün Gazetesi’nde de, daha önce "Neden Güneydoğu’da subaylar değil de erler şehit oluyor" diyen ve bu yüzden gazete yönetimi tarafından bir süre izne çıkartılan yazar yine konuştu:
Nuh Gönültaş: Hürriyet, ağzı bozuk yazarlarla Hükümet’le çatışıyormuş, muhalefet yapıyormuş gibi bir hava vermeye çalışıyor. Başbakan’ın ’vatandaşlıktan çıksın, gitsin’ cümlesi etrafında kopartılan fırtına da bu amaca hizmet ettiriliyor.
Ve bu da Hürriyet Yayın Yönetmeni Özkök'ün yazısı...
Biat Farz mıdır Sünnet mi?
ÜÇ gündür iktidar yanlısı basına bakıyorum."Biat gazeteciliği" gerçekten çok zor bir şeymiş.
Hayret ediyorum.
İçimden bir ses, "Yahu o dünyada, Başbakan’ın yaptığının yanlış olduğunu söyleyebilecek bir tek cesur ses bile yok mu?" diyor.
Nedir bu?
"Biat" denen şey meğer ne müthiş bir güçmüş?
Bir zamanlar kafamızda "masonik dayanışma" imajı vardı.
Meğer o bile bunun yanında gevşek bir tesanütten ibaretmiş.
Sanki gizli bir güç emir veriyor.
Birileri düğmeye basıyor.
Ötekiler de "Emredersin amirim" edasıyla anında yüklenmeye başlıyor.
* * *
Dün iktidara yakın bütün gazetelere baktım.
Feci bir linç psikolojisi.
Belli ki verilen emirler anında ve hiç tavizsiz yerine getirilmiş.
Yazılarda Bekir Coşkun için küçücük bir "Ama" nezaketi bile fazla görülmüş.
Yıllardır kendileri için "demokrasi" isteyen arkadaşlar, bir anda hoşgörüsüz, bayağı bir kasaba dönüşmüş.
Demek ki demokrasiden anladıkları şey, sadece ve sadece kendilerinin "haklı kabul edilebileceği" bir rejimmiş.
Arkadaşlar yüzde 46.7 hiçbirinize bu kadar büyük "Bu mahalle bizden sorulur" hakkı vermiyor.
İktidar şımarıklığının ölçüsü kaçarsa, demokrasinin de ayarı bozulur.
Bu arkadaşlar çok çabuk "Ekselanslarının medyası" haline dönüştüler.
Daha dün bir, bugün iki.
Eleştiri anında tedavülden kalktı.
Köşeler, otomatiğe bağlandı.
Bir el şıklamasıyla mekanizma harekete geçiyor.
İlk taarruz emri Bekir Coşkun’a...
* * *
"Bizim kanat"a gelince...
Bizim kanatta emir-komuta sistemi çalışmıyor.
Zaten emir veren de yok.
Bekir’i savunanların bazıları bile "Ama sen de böyle yazmamalıydın" demeye korkmuyor.
Küçücük bir "Ama" kudreti.
İşte hükümet medyası ile bağımsız medyayı birbirinden ayıran tek kelime...
O arkadaşlara diyorum ki: "Şu biatı hiç olmazsa farz olmaktan çıkarıp, sünnet haline getirin."
Getirin ki, o aralıktan gazetecilik biraz olsun sizin de ruhunuza sızsın..
Biliyorum bizimki, umutsuz bir arkadaş tavsiyesi.
Hükümet medyası olmak zordur.
Her gün bir yerden, gelecek emri beklersiniz.
* * *
Bekir Coşkun’a karşı bu linç kampanyası beni çok korkuttu.
Çünkü Türkiye’nin geleceğine ait beklentilerimi kararttı.
Önceki gün Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert’in açıklamalarına bakın.
Uzlaşma, karşılıklı olarak birbirini anlamayı tavsiye eden sözler.
Bugün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözlerine bakın.
Gerginlik istemiyor.
Biliyorum Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı adayı Gül’ün etrafından da böyle uzlaştırıcı, sakin sesler geliyor.
Ama gelgelelim bu biat basını ile gerginlik nasıl önlenecek?
Siyasiler kavga etmese, belli ki onlar maraza çıkartacak.
* * *
Öyleyse ne yapacağız?
Tek umudum şu.
Onları Bekir Coşkun’a karşı harekete geçiren merkez, yeni bir emir verecek.
Diyorum ya, küçük bir el şıklaması.
O işaret gelecek ve onlar yine buna biat edecek.
İnanın Türkiye’nin beklediği en mutlu biat budur.
Yok o emir gelmezse, belli ki hükümet kuvvetleri kendinden başka kimseye demokrasi hakkı tanımayacak.
Yani vur deyince öldürecek...
Kaynak: Hürriyet
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...