Merkez sağın 'bahtı kara mâderini' kurtaracak yiğit bulundu gibi: Hüsamettin Cindoruk... Demokrat Parti iktidarının (1950-60) güçlü ismi Adnan Menderes'in Yassıada'daki avukatı Hüsamettin Bey, şu yenilerde adını Demokrat Parti'ye dönüştürüp ANAP ile birleşme yolları arayan siyasi çizginin başına getirilecekmiş...
Parti eski ismiyle yola devam ediyor olsaydı daha da anlamlı bir geri dönüş sayılabilirdi bu: 1980 sonrasında siyasi yasaklı olan Süleyman Demirel'in yerine DYP'ye 'emanetçi genel başkan' olmuştu Hüsamettin Cindoruk...
Bazıları kendisinin siyaset için ileri sayılabilecek (78) yaşına bakarak bu gelişmeyi beğenmeme eğiliminde. Oysa dünya siyaset tarihi çok daha ileri yaşlarda çok daha sorumlu mevkilere talip olmuş siyasilerle doludur. Bizde de Celal Bayar ve İsmet İnönü siyasette çok uzun yıllar yer almadılar mı?
Sorun Cindoruk'un yeniden 'emanetçi' rolüne soyunmuş olması ihtimaliyle de ilişkili değil. Kendisi ve yakın çevresinin sağlık sorunlarıyla boğuşan Süleyman Demirel'in DP'nin başına getirilmesi elbette daha doğrudan ve şık bir çıkış olurdu. Özellikle son altı ay içerisinde şapkasından çok sayıda 'tavşan' çıkartarak önce cumhurbaşkanlığı seçimini, sonra da genel seçim sürecini etkilemiş olan Cindoruk, en az Demirel kadar mâhir bir politik figür...
Esas sorun, DP adıyla yoluna devam eden partinin siyasî misyonuyla ilgili. Başında Demirel veya Cindoruk'tan birinin, ya da Mehmet Ağar veya Tansu Çiller gibi daha gençlerden birinin bulunması DP'yi ciddiye alınır bir parti yapmayacaktır. Merkez sağ 1950 öncesi DP kurulurken boştu, DYP'nin ortaya çıktığı 12 Eylül şartlarında ANAP kendisini farklı bir yere konuşlandırmıştı, oysa bugün merkezde ve merkezin sağında doldurulması gereken bir boşluk yok; tam tersine, Ak Parti ustaca manevralarla kendi dışındaki partileri işlevsiz bırakıyor. Sağda da solda da...
Sağ ve sol kavramları bütün dünyada ciddi bir anlam kayması yaşıyorlar; bu durum en çok da Türkiye'de kendini belli ediyor. Ak Parti, söylemi ve eylemleriyle, sağ-sol skalasının hangi tarafında duruyor sizce? Kendisini 'muhafazakâr demokrat' olarak tanımlayan bir parti AKP; sadece tanımıyla bile, hem sol (demokrat) hem de sağ (muhafazakâr) seçmene mesaj gönderiyor. İktidarda yaptıkları ise, seçimde oyunun artmasına da yarayan geniş bir tabana hitap ediyor. Muhafazakâr değerlere sahip çıkıyor Ak Parti ve sosyal yardımlaşmayı çok önemsiyor.
Ak Parti'nin büyük hatalar yapmadığı bir siyasi platformda, bırakın 'sağ' olma iddiasındaki partileri, 'sol' bilinen partiler bile konuşlanacak yer bulmakta zorlanacaklardır; zorlanıyorlar da... CHP'nin güdük bir sureta cumhuriyetçi platforma sıkışması yalnızca yanlış bir tercih sonucu olarak görülmemeli; hükümetin politikaları ve AKP'nin izlediği çizgi de CHP'ye fazla bir alan bırakmıyor. 'Sağ' iddialı partiler ise daha da kötü durumdalar.
Böyle bir ortamda Mehmet Ağar'ın seçimde tattığı yenilgi üzerine, DP'nin içine girdiği türbülanstan Demirel veya Cindoruk gibi 'geçmişe ait' isimlerle çıkılamayacağı açık. Liderinin Ağar, Çiller, Cindoruk, Demirel olması fark etmez; DP'nin her şeyden önce kendine doğru bir politik çizgi ve söylem bulması gerekiyor. Çizgi bulunabilirse, o çizgiye sahip çıkanlar kendilerine uygun lideri de başlarına getirecektir.
Hüsamettin Cindoruk'un DP'ye yeniden lider olması yine de bir kazanım sayılabilir. 'Eski politikacı' şapkasıyla çıkardığı tavşanlar artık dikkat çekmez olmuştu; 'parti lideri' pelerinini giyince kendisini daha dikkatle izlemek gerekebilir.
DP'nin eski bir politikacıya muhtaç olması, kendini 'merkez sağ' olarak tanımlayan platformda durumun ne kadar vahim olduğunu göstermiyor mu?
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...