Dünyanın en büyük medya kuruluşu Türkiye’de bir kanal satın alınca hepimiz heyecanlanmıştık. Öyle ya; Murdoch gibi bir medya devi bu piyasaya girince kim bilir neler yapardı. Ama olmadı. TGRT mirasını devralarak herkesin hayatına foxlanacağını duyuran FOX TV, şu an itibariyle beklentilerin çok uzağında. Tam anlamıyla kendi kitlesini yaratamayan, TGRT izleyicisini de kaybeden FOX yavaş yavaş da olsa yükselişe geçmiş durumda. Biz de Fox Ankara Temsilcisi Sedat Bozkurt’a nerede hata yapıldığını, bu hatanın neden kaynaklandığını ve FOX’un bundan sonraki yol haritasını sorduk. “Fox’un arkasındaki medya kuruluşu dünyanın en büyük medya kuruluşu. Bu işleri bilmediğini hiç kimse söyleyemez.” diyen Bozkurt doğru bir yol haritası mutlaka çizileceği görüşünde. Bu arada, Turktime okurları çok iyi biliyor ki bu kadar soru bizi asla kesmez. Daha fazlası için röportajın birinci bölümüne buyurun.
NOT: Ankaralı olmayan okurlara kısa bir bilgi: ÇİNÇİN: Ankara’nın hem eğitim hem de gelir seviyesi olarak en alt grubu… GOP: Alttaki uç Çinçin ise üstteki ucu GOP olarak düşünebilirsiniz. KIZILAY: Çinçin’den GOP’a giden gelir ve yaşam düzeyi yolunun ortası olarak alın.
TURKTİME: Fox TV, nazar boncuğu, Türk kahvesi, simit gibi Türk motifleriyle imajını anlattığı reklamlarla izleyicinin ‘hayatına, kadın dünyasına, çocuk dünyasına kısaca TV keyfine fox’lanacağı” mesajını vermişti. Peki yayına girdiği günden bu yana Fox TV bunu ne ölçüde gerçekleştirdi?
SEDAT BOZKURT: Türkiye’de izleyici profilini ayırt etme yada bunları parantez içine toplama noktasında temel bir sıkıntı var. Mesela Ankara’yı tanımlarken Ankara’nın gelir dağılımına yada tüketim verilerine göre üç tane ayrı ülke olduğunu söylerler. Ama Çinçin’deki insanlarla GOP’taki insanların müzik tercihlerinde fark yok. İkisi de İbrahim Tatlıses dinliyor. Belki bu yüzden bunların ikisine de birden yayın yapmakta zorluk çekebilirsiniz. Yapacağınız yayında alacağınız reklam, Çinçin’de oturan insana hitap etmeyebilir ama GOP’taki insana hitap ediyordur. O halde ikisine de ayrı yayın yapıp reklam alayım deme şansınız yok. Dolayısıyla Fox, kendi çapında bu işin şampiyonu olacağım demiyor ama küme düşmeyeceğim diyor ve orada da kaldı.
TURKTİME: Fox sıfırdan kurulmadı. Devraldığı belli bir TGRT kitlesi vardı. TRGRT’den Fox’a geçişte meydana gelen yayın politikası değişikliği o kitleyi kaybettirdi mi?
SEDAT BOZKURT: Evet, bu süreçte Çinçin’i kaybetti. Yani o muhafazakar kitleyi kaybetmiş gibi görünüyor. O muhafazakar kitlesini muhafaza ederek, hatta onları da liberalleştirerek izleyici kitlesini çoğaltabilirdi. Ama yapmadı. Muhtemelen bu, temel bir stratejik tercihtir. O anlamda belki stratejik hatalar da yapıldı. Ama bunlar deneme yanılma yöntemi ile bulunur. Sonuçta Fox’un arkasındaki medya kuruluşu dünyanın en büyük medya kuruluşu. Bu işleri bilmediğini hiç kimse söyleyemez.
TURKTİME: Çinçin’i kaybederken GOP’tan kazanabildi mi Fox?
SEDAT BOZKURT: Henüz Kızılay’dalar. Yani henüz ortada. Çünkü kategorize edemiyorsunuz ve böyle olunca reklam veren de ratinglere göre değerlendiriyor. Bazen bakıyoruz AB’de iyiyiz, bazen toplamda. Geçenlerde bizim magazin programımız hem AB’de hem toplamda birinci oldu. Bakıyorsunuz mankenlerin dünyasını anlatan bir program birinci oluyor. Dolayısıyla bunları bilimsel tahlillerle, sosyolojik olarak izleyiciler üzerinde yapılan denek çalışmalarıyla anlamak mümkün değil.
TURKTİME: İzleyici profilinin net olmaması gibi Fox’un yayın politikası da net değil. Hep böyle karışık bir görüntü mü olacak yoksa henüz netleştirilemediği için mi böyle?
SEDAT BOZKURT: Bizim yöneticimiz Amerikalı ve Türkiye’yi çok tanımıyor. 20 kişiyle görüştüyse muhtemelen 20 farklı Türkiye portresi çizmiştir. Hangi birini tercih etsin? O yüzden biraz deneme-yanılma yöntemi ile gidiyoruz.
TURKTİME: Düzgün bir Türkiye portresi çizemeyen ve bunun sonunda Çinçin’i kaybedip GOP’u yakalayamayan yöneticilerin başlangıçta bir yol kazası yaptıkları açık. Bu hatayı yapanların Fox'la ilgili orta ve uzun vadede sağlıklı bir yol haritası hazırlayabileceğine inanmak zor değil mi?
SEDAT BOZKURT: Doğru bir yol haritası mutlaka çizilecektir. Fox, milyonlarca dolar yatırdığı bir yerde intihar etmez. Bu yanlış da çok bilinçli bir yanlış değil, muhtemelen hesap kitap hatasıdır. Baktığınızda, TV kanallarının büyük çoğunluğunda bu hatalar var. Bugün başladıkları diziyi üç gün sonra bırakıyorlar. Önemli olan kumanda yerinizin belli olması. İnsanlar ilk ATV’ye, Show’a, KanalD’ye, Star’a bakıyorlar. Ondan sonra diğer kanallara bakıyorlar. Kaldı ki Türkiye’de 20 milyona yakın uydu alıcısı var. Rakibiniz çok, 100’e yakın Türkçe yayın yapan kanalla yarışmak zorundasınız. Onun için o kanalların dışında sizi tercih edecek bir şey ortaya koymanız lazım. Sizi tercih etmesi sadece sizinle sınırlı değil, başka kanallarda da bir şeyler tercih ediyorlar. Böylesi bir rekabet ortamında Fox da kendine ait bir yer bulacak ve zaten onu arıyor.

“SOLCU FALAN AMA İYİ GAZETECİ!”
TURKTİME: Sizin Fox maceranız nasıl başladı? Neden Fox ve Fox için neden siz?
SEDAT BOZKURT: Bu soruyu Amerikalı da sordu… Birlikte çalışma önerisini ilk bana Doğan Şentürk yaptı. Ben de çalışırım dedim. Fox’ta çalışmak isteyen insan sayısı az değildi. Genel müdürle görüştüler, ben de gittim görüştüm. Gerekli mekanizmalarını işlettiler. Murdoch’ın önünde benim İngilizce CV’min olduğunu biliyorum. Önce kendi aralarında değerlendirdiler, sonra Türkiye içinde Ankara’ya temsilci yapacak insanla ilgili “Bu adam Ankara’da neye tekabül eder” diye soruşturdular ve sonuç itibariyle beni tercih ettiler. Amerikalı, gıyabımda şunu demiş; “4-5 kişiyle görüştüm ama bu, solcu falan ama iyi bir gazeteci. Sonuçta buraya habercilik yapmaya geldik. Başka bir yeteneğimiz yok.
TURKTİME: Siz Ankara’da neye tekabül ediyorsunuz?
SEDAT BOZKURT: İyi gazeteci, iyi yönetici, iyi insan olup iyi bir iş sahibi olmaya adayım. Yani bununla da olabiliyor denmesine adayım. Mesleki geçmişim konusunda titizim. Daha önce makamlarla, mevkilerle kendimi test ettim. Meslektaşlarım arasında farklı bir yerim olduğunu da hissediyorum. Bana sürekli hissettiriyorlar. Birlikte çalıştığım insanlar o kurumdan ayrıldıktan sonra bana olan hislerini devam ettiriyorlar. Siyasal çevrelerde en sağdan en sola güvene dayalı bir habercilik ilişkisi olan biriyim.
TURKTİME: Solcu bir gazeteci olarak Ak Parti ile ilişkileriniz nasıl?
SEDAT BOZKURT: Çok iyidir. Mesela Abdullah Gül evime gelirdi. Bu, 1991 yılında başlayan gazeteci-haber kaynağı ilişkisiydi ve daha sonra farklı bir boyuta geçti. Ertuğrul Günay ile ilişkilerim çok iyi ve daha eskidir. Bunları söylerken yandaş gazetecilik yaptığım gibi bir sonuç ortaya çıkmasın. Gazeteciliğin muhalif bir iş olduğunu iyi bilirim, en muhalif gazetenin temsilciğini yaptım. Buna rağmen her kesimle ilişkilerimi sağlam bir şekilde muhafaza ettim.

“METEHAN DEMİR’İN AÇIKLAMALARI VE GENELKURMAYIN SERT YALANLAMASI KURGU MUYDU?”
TURKTİME: Ankara’da temsil noktalarında bulunan gazetecilerin her biri belli noktalara yakın. Mesela Metehan Demir asker kanadından iyi haber alıyor, Mustafa Balbay CHP’den vb. Sizin özellikle ağırlıklı olarak tuttuğunuz nabız var mı?
SEDAT BOZKURT: Yok… Bu piyasada bunların hepsi bir şeye tekabül ediyor. Mesela Metehan Demir’in açıklamaları ile ilgili Genelkurmay’dan bir yalanlama geldi. Yalanlama ile de ilgili olarak bir kurgudan söz ediliyor; böyle bir haber gerekiyordu ki Genelkurmay’dan “Siyasetçilerle bizim anlaşmamız söz konusu değil” diye sert bir açıklama gelsin. Yani Her şey kurgu gibi algılanıyor ve bedeli olduğu varsayılıyor. Bu, genellikle gazetedeki temsilciler için geçerli. Televizyondaki temsilciler çok fazla haberle haşır neşir değiller. Askerle ilişkim yok. Ben onlardan bilgi alamam onlar da bana bilgi vermez, dolaylı olarak o bilgilere ulaşırım. Partilerle ilişkilerim var. Bir partinin basına kapalı yapılmış grup toplantınsın perde arkasını gazetecilik yeteneklerimle alırım. Devlet dairesinde alınan bir karara, ulaşmakta zorluk çekmem. Sonuçta bunların altına imza atacak insanlar siyasi kimlikli insanlar, benimle paylaşmasalar bile paylaşacakları insanlar vardır, ben de onlara ulaşırım. Ama şuraya yakındır, buradan iyi bilgi alır gibi özel bir yeteneğim yok.
TURKTİME: Ama Ankara temsilcilerinin yada gazetecilerinin böyle bir angajman içinde olduklarını biliyoruz. Gerek gazetecilerin kendilerine böyle bir misyon yüklemeleri gerekse kendileri dışında böyle bir misyonla anılmaları neden kaynaklanıyor ve bu bir sorun mudur?
SEDAT BOZKURT: Genelde de bu böyledir. Mesela Beyaz Saray’dan en iyi bilgi alan gazeteciler vardır. Başka yerlerde de bu sıfatlarla anılan insanlar vara ama bu tür bilgiye sahip oldukları zaman arkasından bir şey arıyoruz. Çünkü gazetecilik de bilgi alışı ama karşılığında bir şey verişi gibi algılanıyor. Belki çok yalın bir şekilde de bu bilgiler alınıyor olabilir. Bazı makamlara yada köşeye sahipseniz bazı bilgiler size kendiliğinden de gelebilir.
TURKTİME: Askere bu kadar yakın olan ve o dengeleri çok iyi bilen Metehan Demir’in bir gün sonra sert bir şekilde yalanlanacak bir açıklama yapması kafalardaki acaba kurgu mu sorularını haklı olarak artırıyor. Bu teoriye sizin kişisel yorumunuz nedir? Gerçekten de Demir’in de içinde olduğu böyle bir kurgu olduğunu düşünüyor musunuz?
SEDAT BOZKURT: Pek ihtimal vermiyorum. Metehan Demir’in şöyle bir avantajı var; askeri okul kökenli. Dönem arkadaşları şimdi iyi bir yerlerde komutandır. Dolayısıyla oralardan bilgi almakta zorluk çekmez. Bugün (dün) Ertuğrul Özkök bir anlamda Metehan’ın söylediklerini teyit etti. Özkök, Genelkurmay Başkanı ile yaptığı görüşmeden sonraki izlenimlerini anlatıyor, Metehan da sanki Genelkurmay Başkanı ile görüşmüş gibi. Demek ki benzer şeyler dinlemiş Genelkurmay Başkanı’ndan. Şimdi ortada böyle bir tablo var, diğer tarafta yalanlama var, başka bir tarafta bu işin kurgu olabileceğini söyleyen iddialar var. Bunun içinden çıkmak çok kolay değil.

“GENELKURMAY, DEMİR’İN HAKİM EDAYLA KONUŞMASINDAN ÇOK RAHATSIZ…”
TURKTİME: Genelkurmay yalanlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
SEDAT BOZKURT: Sert bir yalanlama. Metehan’ın tavrı şuydu; çok hakim edasıyla bir beyanda bulunuyor. Genelkurmay bundan çok rahatsız oluyor. Genelkurmay, kendi içinden çıkan generallere bile tepki gösteriyor. Dolayısıyla birilerinin kendisi adına bir şeyleri dile getiriyor olmasından çok rahatsızlar. En son Büyükanıt’ın Çankaya’daki konuşmasında ben de yanındaydım. Çok neşeliydi ancak kendisinden önceki ve kendisinden sonra gelecek genelkurmay başkanları ile soru geldiği zaman ciddileşti. Demek ki burada bir hassasiyet var. Kendi adlarına bir şey yapılmasına, hüküm kurulmasına, görüş bildirilmesine ciddi bir şekilde çok rahatsızlar.
TURKTİME: Temsilci olduktan sonra kişisel üretme kayboluyor, kadro öne çıkıyor. Bir yazı adamının Ankara temsilcisi olması biraz sıkıcı değil mi? Temsilcilik, yazar olarak sizi nasıl etkiledi?
SEDAT BOZKURT: Ben yine zaman zaman yazıyorum. Kalemimi iki türlü kullanmayı seviyorum. Birincisi; güncel olaylardan yola çıkarak analitik bakış açımla siyasi tahliller yazıyorum. İkincisi de öykü gibi, biraz daha hayata ilişkin yazmak istiyorum. Öykü işine biraz ara verdim gibi geliyor ama yazmak için de içim kaynıyor. Yazı işi böyle bir şeydir, siz niyet etmeseniz bile irade kendini ortaya koyar ve yazdırır size. Ondan kaçış yok. Televizyon yazan insanı tatmin eden bir aygıt değil.
TURKTİME: Bir yerde yazmak gibi bir durumunuz var mı?
SEDAT BOZKURT: Evet?
TURKTİME: Neresi?
SEDAT BOZKURT: Daha net değil. El sıkıştıktan sonra söylemek doğru olur.

YARIN:
SABAH GAZETECİ KIYIMI YAPARKEN KIYIMA UĞRAYAN GAZETECİLER NEDEN BİRLEŞMEDİ?
MUHARREM SARIKAYA İLE İLGİLİ ŞOK TESPİTLER…
MUHARREM SARIKAYA’NIN ÜZERİNDE TAŞIDIĞI HANGİ YAFTA SARIKAYA’YI YALNIZLAŞTIRDI?
“ERGUN BABAHAN GAZETECİ SIFATINI KULLANACAKSA BİZ BIRAKALIM…”
SABAH’I MADDİ VE MANEVİ BİRÇOK ZARARA UĞRATTIĞI İDDİA EDİLEN BABAHAN VE SARIKAYA NEDEN ÖDÜLLENDİRİLİYOR? İŞTE GAZETECİ-PATRON İLİŞKİSİNİN SINIFSAL ANALİZİ…
SOLCU BİR GAZETECİNİN KÜRESEL SERMAYENİN TELEVİZYONUNDA ÇALIŞMASI NE ANLAMA GELİYOR? NASIL OLUYOR?
PATRONSUZ GAZETE BİRGÜN’ÜN ANKARA TEMSİLCİLİĞİNİ YAPMIŞ OLAN BOZKURT NET KONUŞTU: PATRONSUZ GAZETE OLMAZ!
BİRGÜN GAZETESİ’NİN İLGİNÇ KURULUŞ ÖYKÜSÜ…
ERTUĞRUL GÜNAY’I YAKINDAN TANIYAN BOZKURT AÇIKLIYOR: GÜNAY AK PARTİ’DE MUTLU MU?
BAHÇELİ BOZKURT’UN BİRGÜN’DEKİ HANGİ YAZISINDAN SONRA KENDİSİYLE GÖRÜŞMEK İSTEDİ?
ANKARA’NIN NABZINI EN İYİ TUTAN GAZETECİ KİM?
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...