Kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, 26 Mart 2026 tarihinde yayımladığı "Gelişmekte Olan Piyasalar Ekonomik Görünüm" raporunda Türkiye’ye ilişkin makroekonomik tahminlerini güncelledi.
Kuruluş, küresel enerji krizi ve Ocak ayındaki asgari ücret artışının etkilerini gerekçe göstererek 2026 yılı ortalama enflasyon tahminini %23,4’ten %28,9’a yükseltti. Raporda ayrıca Türk Lirası’ndaki değer kaybının süreceği ve yıl sonu dolar/TL kurunun 48,50 seviyesine ulaşacağı öngörüldü.
ENFLASYONDA "ÜCRET VE ENERJİ" ETKİSİ
S&P Global analistleri, Türkiye’deki enflasyonist baskıların yeniden güçlendiğine dikkat çekti. Revizyonun ardındaki temel etkenler olarak; dünya genelinde tırmanan enerji fiyatları ve yılın ilk ayında gerçekleştirilen ücret artışlarının iç talebe ve maliyetlere olan beklenenden güçlü yansıması gösterildi. Kuruluş, enflasyonun ancak 2027’den itibaren kademeli bir düşüş eğilimine girerek %18,4 seviyelerine gerileyeceğini tahmin ediyor.

DÖVİZ KURU VE FAİZ PATİKASI
Döviz piyasasına yönelik beklentilerini de paylaşan S&P, Türk Lirası üzerindeki baskının önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirtti. 2026 yıl sonu için 48,50 TL olan dolar kuru tahminini; 2027 için 53,00 TL, 2028 için ise 55,00 TL seviyeleri izledi.
Para politikası tarafında ise yüksek enflasyona rağmen Merkez Bankası’nın (TCMB) kademeli faiz indirimlerine devam edeceği öngörüldü. Kurum, politika faizinin 2026 sonunda %32,5 seviyesine, 2028’de ise %12,5’e kadar çekilmesini bekliyor.
BÜYÜME VE İSTİHDAM ÖNGÖRÜLERİ
Yüksek enflasyon ve sıkı para politikası koşullarına rağmen S&P, Türkiye ekonomisinin büyüme konusunda dirençli kalacağını savunuyor. Raporda, 2026 yılı için büyüme tahmini %3,4 olarak belirlenirken; altın fiyatlarındaki artışın hanehalkı serveti üzerindeki olumlu etkisi ve tarım sektöründeki toparlanma bu direncin ana sütunları olarak gösterildi.
İşsizlik oranının ise 2026’da %8,6 seviyesinde gerçekleşeceği ve takip eden yıllarda %8,0 bandına doğru sınırlı bir gerileme kaydedeceği tahmin edildi.
BANKACILIK SEKTÖRÜ VE RİSKLER
Derecelendirme kuruluşu, Türk bankacılık sektörüne ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Faiz indirimlerinin zamanlamasına bağlı olarak bankaların net faiz marjlarında mütevazı bir iyileşme beklense de, yüksek finansman maliyetlerinin varlık kalitesi üzerinde baskı oluşturmaya devam edeceği vurgulandı. Özellikle küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmaların Türkiye’nin dış ticaret dengesi ve enflasyon görünümü üzerindeki en önemli risk faktörü olduğu hatırlatıldı.
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...