İNSAN:
Hazır değilim.
ZAMAN:
Hiç sorun değil.
Ben seni hazır sanıp gelmedim zaten.
İNSAN:
Biraz daha düşünecektim.
ZAMAN:
Düşün.
Ben bu sırada bir çağ kapatıp açıyorum.
İNSAN:
Ama şartlar uygun değil.
ZAMAN:
Ben hiç uygun çalışmadım.
İNSAN:
Plan yaptım.
ZAMAN:
Harika.
Planın var ama sen yoksun.
İNSAN:
Yanlış zamanda doğmuşum.
ZAMAN:
Teselli edeyim mi?
Hepiniz aynı yılda doğmuş gibisiniz,
tesadüf mü?
İNSAN:
Ben aslında potansiyel...
ZAMAN:
Dur.
Potansiyel kelimesini biraz dinlendirelim.
İNSAN:
Korkuyorum.
ZAMAN:
Normal.
Cesur olsaydın zaten bana işim düşmezdi.
İNSAN:
Bir gün yapacağım.
ZAMAN:
“Bir gün” diye bir gün yok.
Onu geçen sene iptal ettim.
İNSAN:
Peki pazartesi?
ZAMAN:
Pazartesi sadece kilo vermek içindi.
İNSAN:
Peki şimdi?
ZAMAN:
Şimdi dedin ya…
İşte onu da biraz önce kaçırdın.
İNSAN:
Yani hâlâ umut var mı?
ZAMAN:
Var tabii.
Ama umut, tek başına bir yere gitmiyor.
İNSAN:
Ben bekleyeyim mi biraz daha?
ZAMAN:
Bekle.
Ben geçiyorum zaten.
İNSAN:
Zaman çok acımasız ya…
ZAMAN (uzaktan):
Yok be.
Sen çok naziksin.
PERDE.