E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Seyhan Korkmaz

ÇOCUKLARDAN KORKMAK MI, YOKSA ONLARI KAYBETMEK Mİ?
20 Nisan 2026 Pazartesi

?Bugün tanık olduğumuz karanlık tablolar, ekranlara düşen suç haberleri ve çocukların başrolünde olduğu o ağır vakalar… Hepimizin zihninde aynı zehirli soruyu filizlendiriyor: 
“Artık çocuklara karşı mesafeli mi olmalıyız?”
?İnanın, bu soruyu sormak, bu tedirginliği hissetmek çok insani. 

İki gün sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm çocuklara armağan ettiği ve dünyada çocuklara bayram hediye etmiş tek millet olarak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. Bir yanda coşku hazırlığı, diğer yanda içimizde büyüyen mesafe hissi… 
Bu çelişkiyle yüzleşmek zorundayız.

Bu yüzden bugün bu satırları çocuklara değil, biz büyüklere—anne babalara, öğretmenlere, idarecilere ve toplumun içindeki her yetişkine—yazıyorum.
?Çünkü son zamanlarda kolektif hafızamıza yeni ve ürkütücü bir duygu ekleniyor: 
Kendi geleceğimizden, yani çocuklarımızdan korkmak.

?Bazı çocukların gözlerindeki öfkeyi, ellerindeki şiddeti gördükçe içimizden o savunma refleksi geçiyor: “Ya ucu bana da dokunursa?” Haklıyız. Ortada halı altına süpürülemeyecek kadar ağır bir gerçek var. Çocukların içine çekildiği o karanlık dehlizler, derin bunalımlar ve çıkışsız yalnızlıklar bizi sadece üzmüyor; artık bizi ürkütüyor. ?Ancak asıl kritik soru: Biz geri çekildikçe…
Biz mesafe koydukça…
Biz içimizden “Artık bunlardan bir şey olmaz” dedikçe… O çocukların içinde zaten büyüyen o boşluk biraz daha genişlemiyor mu?

Bir çocuğun en tehlikeli hali öfkeli olması değildir. Bir çocuğun en tehlikeli hali, kimsenin ona bakmadığını düşündüğü andır. Çünkü insan, görülmediği yerde kaybolur, sevilmediğini hissettiği yerde sertleşir, anlaşılmadığı yerde susmaz… bağırır. Ama biz çoğu zaman o bağırışı sadece “sorunlu davranış” diye adlandırıyoruz. Oysa o sesin arkasında çoğu zaman daha derin bir şey var: 
Yetiştiği iklim.

Evet, eğitimin en çok konuşulmayan ama en etkili parçası: 
Aile.

Bir çocuk okula sadece çantasını getirmez. Evde yaşadıklarını da getirir. Sevilmişse, kendine güven getirir. Sürekli eleştirilmişse, korku getirir. Kıyaslanmışsa, yetersizlik getirir. Fakat biz de şunu unutmamalıyız: Okul, ailenin bıraktığı yerden devam eder. 

Bugün birçok aile çocuğuna şunu soruyor: 
Kaç net yaptın?”
Ama çok azı şunu soruyor: 
“Bugün seni ne üzdü?” 
“Ne hissettin?” 
“Bir şey anlatmak ister misin?”
Çocuk sadece başarıyla ölçüldüğünde, şunu öğrenir: 
“Sevilmek için başarılı olmalıyım.”
Ve bu, hayat boyu taşınan ağır bir yük haline gelir.
Ailelerin sorumluluğu sadece çocuğu okula göndermek değil. Onu anlamak. Çocuğu bir projeye çevirmek değil, bir insan olarak görmek...

Dünya değişiyor, çocuk değişiyor, teknoloji değişiyor, iletişim değişiyor, değerler, bakış açıları, hatta “normal” dediğimiz şey bile nesilden nesile farklılaşıyor, ama biz bazen  aynı kalıpla aynı cümleyi kuruyoruz: “Ben senin yaşındayken…” İşte tam orada kopuyor bağ. Çünkü o çocuk, sen değilsin. Çocuk bize benzemek zorunda değil. Eğitim de çocuğu bir kalıba sokmak değil, onun potansiyelini ortaya çıkarmaktır.
 
Bugün bir ülkenin en hassas noktası neresidir diye sorsanız, çoğu kişi ekonomi der, güvenlik der. Ancak asıl cevap biraz sessizdir: 
Eğitim.
Çünkü eğitim, sonuçların değil, sonuçları doğuran nedenlerin evidir. Yani bir ülke neye dönüşecekse, önce sınıf tahtasında yazılır. O yüzden eğitim; günlük siyasetin, anlık tartışmaların, “bugün ne konuşuluyorsa onun” dışında tutulmalıdır. Çünkü eğitim, günü kurtarmak için değil, geleceği kurmak için vardır. Ve bu yüzden eğitim; Bir yaşama saygı kültürü olarak inşa edilmelidir.

Bir çocuk küçük yaşta şunu öğrenmeli:
Karşısındaki de bir canlı. Bir değeri var.
Mesela…
Bir hayvanın kuyruğunu çekmenin “oyun” olmadığını öğrenmeli. Bir arkadaşını dışlamanın sadece bir şaka değil, bir yalnızlık sebebi olduğunu fark etmeli. Sırada önüne geçmenin küçük bir kurnazlık değil, bir hak ihlali olduğunu bilmeli.
Empati, saygı, merhamet…
Bunlar “büyüyünce öğrenilir” konular değil.
Bir çocuk, arkadaşının düştüğünde gülmek yerine el uzatmayı öğrenmezse, büyüdüğünde başkalarının düştüğü bir dünyada sadece izleyen biri olur. Bir çocuk, farklı olanla alay etmeyi normal sanarak büyürse, ileride farklı olana tahammül edemeyen bir yetişkine dönüşür. Bir çocuk, “güçlü olan haklıdır” duygusuyla yetişirse, haklı olanın güçlü olması gerektiğini hiç öğrenemez.
Bunlar küçük davranışlar gibi görünür ama aslında bir toplumun karakteri, tam da bu küçük anlarda yazılır. Çünkü merhamet sonradan yüklenen bir yazılım değildir. Eksik kurulduğunda, hayat boyu hata verir. Ve o hataların bedelini de…
sadece yapan değil, herkes öder.

Biz bazen eğitimi, “sınavdan kaç net çıktı?” seviyesine indirgedik. Oysa asıl soru şu olmalıydı:
“Bu çocuk hayatta nasıl bir insan olacak?” Çünkü yüksek puanlı ama düşük vicdanlı bir nesil yetiştirmenin kimseye faydası yok. Çünkü mesele sadece ne bildiği değil, ne hissettiğidir. Vicdan dediğimiz şey, test kitaplarında öğretilmez; ilişkilerde, ilgide ve görülmekte büyür. Bir çocuk değerli olduğunu hissetmiyorsa, zamanla başkalarının değerini de görmemeye başlar. Yani eksik kalan sadece bilgi değildir, eksik kalan, insanın içindeki o bağdır.

Şimdi dürüst olalım:
Biz çocuklardan mı korkuyoruz, yoksa onların içinde büyüyen yalnızlıktan mı? Çünkü mesele sadece “kötü çocuklar” meselesi değil. Mesele, yalnız bırakılmış çocuklar meselesi. Ve evet, burada iş zorlaşıyor.? Çünkü sevgi bekleyene sevgi vermek kolaydır; ama korktuğun birine şefkat göstermek gerçek bir erdemdir. Tam da bu yüzden bugün o tebessüme, o içten “Nasılsın?” sorusuna, o “Seni görüyorum” bakışına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bunlar küçük detaylar değil; bir çocuğun uçuruma giden yolunu değiştiren manevralardır.

?Eğer biz bugün çocuklardan umudumuzu kesersek, yarın onların da hayattan tutunacak dalı kalmaz. Ve unutmayın; kendinden umudu kesmiş bir nesil, pimi çekilmiş bir bombadan daha tehlikelidir.

?Sevgili büyükler; korkularımızı yok saymayalım ama korkularımızın şefkatimizin önüne geçmesine de izin vermeyelim. Bu çocuklar sadece “birilerinin” çocukları değil; bu çocuklar bizim yarınımız. Ve biz onları kaybedersek, aslında geleceği kaybederiz.Biz eğer bugün çocuklardan umudumuzu kesersek,
Yarın onların da kendilerinden umudu kalmaz. Ve inanın…
Kendinden umudu olmayan bir nesil, en büyük tehlikedir.

LÜTFEN ÇOCUKLARIMIZDAN VAZGEÇMEYELİM!

Çünkü bir toplumun gerçek gücü, en karanlık zamanlarda bile çocuklarına sığınabilmesi ve onları o karanlıktan çekip çıkarabilmesidir.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 14998 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
DÜRÜSTLÜK: EN PAHALI ANTRENMAN
4/7/2026
NEDEN Mİ BÖYLE GERGİNİZ?
3/30/2026
HAYATINI YAŞAYAMAYAN İNSANIN SON KALESİ: KAFASI
3/23/2026
NİETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ – 8
3/11/2026
MASALLAR ARDINDAKİ KADINLAR
3/6/2026
DOĞARKEN TOKAT, ÖLÜRKEN FATURA
2/27/2026
NİÇİN KİTAP OKUMALIYIZ?
2/18/2026
KAFKAVARİ BİR AYNADA KENDİMİZE BAKMAK
2/9/2026
İÇİNİZDEKİ BELEDİYE ÇALIŞIYOR MU?
2/3/2026
NİETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ -7
1/26/2026
HULUSİ KENTMEN (AMCA) GELMEYECEK
1/20/2026
ZAMAN – İNSAN
1/12/2026
SEN ASLINDA ÇOK AKILLI BİRİSİN!
1/5/2026
2026! NE OLUR GİRİŞ–ÇIKIŞ DENGEM DÜZGÜN OLSUN
12/26/2025
NİETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ _ 6
12/15/2025
GENÇKEN HEPİMİZ YEŞİLÇAM’DIK
12/10/2025
AYARSIZLIK, YENİ NORMALLİK
12/5/2025
NİETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ– 5
12/1/2025
MELİH CEVDET ANDAY’I DİNLERKEN
11/28/2025
NİETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ — 4
11/18/2025
BİZ HER ŞEYE HAZIRIZ… ŞİMDİ DÜNYA DÜŞÜNSÜN?
11/13/2025
NİETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ__3
11/7/2025
NİETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ _ 2
10/31/2025
CUMHURİYET: HER GÜN YENİDEN DOĞMAK
10/28/2025
KUŞ KOYSUNLAR YOLUNA
10/24/2025
NİETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ
10/20/2025
TEMKİNLİLİK ÇAĞINDA İNSAN KALMAK
10/13/2025
BELEŞ DÜKKÂNIN PEŞİNDE
10/8/2025
VE İNSAN 
10/3/2025
GÖÇMEN KUŞLARIN ARDINDA
9/29/2025
HAYALLER: ATMOSFERİN KAÇAK YOLCULARI
9/23/2025
AZ SONRA TOKAT GELECEKMİŞ GİBİ!
9/17/2025
TELEFONUM YOK, ÇOK ÜZGÜNÜM!
9/12/2025
İYİLİK Mİ, ENAYİLİK Mİ? FİLOZOFLARIN SARSICI CEVABI
9/4/2025
ZAFER, “ZAFER BENİMDİR” DİYEBİLENİNDİR
8/29/2025
ÇAĞLAR DEĞİŞTİ, İNSAN DEĞİŞMEDİ
8/25/2025
KÖPRÜNÜN ALTINDA, DÜNYANIN DIŞINDA
8/19/2025
ANLAŞILMAK İÇİN İLLA ÖLMEK Mİ GEREKİR?
8/13/2025
AFFEDİN ÇOCUKLAR!
8/8/2025
EN ÖNEMLİ ŞEY SAĞLIK AMA...
8/4/2025
BALIĞI BEN TUTTUM, PEKİ KİM YEDİ?
7/29/2025
KARA DEFTER SENDROMU
7/24/2025
KÖR NOKTANIN ANATOMİSİ
7/18/2025
VARLIĞIN ÖTESİNDE BİR AİDİYET
7/14/2025
RUHUNU AL VE UÇ!
7/8/2025
ŞAİRİN DÖNMEYEN DÖNGÜSÜ
7/2/2025
KORKUNUN KALBİNE YOLCULUK
6/26/2025
SADECE karne DEĞİL, BİR ÇOCUK GELDİ EVE
6/20/2025
TAKIM OYUNU: SEZGİ VE STRATEJİ
6/16/2025
BOZUK OTOMATIN ÖNÜNDE BEKLEMEK!
6/13/2025
KELİMELER BİZİ YANILTIYOR
6/9/2025
CESARETİN ÖTEKİ YÜZÜ
6/6/2025
İŞ BAŞA DÜŞERSE KORKMA!
6/2/2025
BU ARALAR ÇOK DÖNÜYOR!
5/30/2025
İNTİKAMIN YAN ETKİSİ
5/26/2025
BU MAHALLENİN DELİSİ ÇOK!
5/23/2025
BİR ADIM, BİR MİLLET: SİLİNMEYEN İZ
5/19/2025
HAYATIN VİRAJLARINDAN SÜKÛNETİN DÜZLÜĞÜNE
5/16/2025
YILAN DA OLSA SARILIN...
5/12/2025
ÖNCE ŞU DAĞINIKLIĞI GİDEREYİM…
5/9/2025
KENDİNİ TAŞIMAK
5/7/2025
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Ahmet Avcı 21 Nisan 2026 Salı 21:33

Durumu ne güzel tesbit etmişsiniz.Önerileriniz de çok haklı ve doğru. Her şeye rağmen çocuklarımızdan ümitliyiz.Onların yanındayız.

Yorumu oyla      1      0  
rayiha_i_kuttab 21 Nisan 2026 Salı 17:36

Malesef çok mühim bir noktaya temas etmişsiniz. Artık birey olarak çoğu zaman bahanelerin ardına sığınır, hakikati dile getirmeye cesaret edemez olduk. Aynı çatı altında yaşayan Aile bireyleri bile kendi köşelerine çekilmiş, birbirine yabancı hâle geldiler. Halbuki evlat yetiştirirken ne kadar hassas ve dikkatli olmamız gerektiğini ancak başkalarının yanında, sanki bir obje gibi dikkat eder olduk. Zamanımızda kediye ve diğer hayvanata evlatlarından daha çok değer veren hassas davranan lakin ciğerparelerini ihmal eden zihniyetler ile dolu. Düzelirmiyiz ! Temennimiz ve duamız o yönde.

Yorumu oyla      1      0  
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Torku Konyaspor
Çankaya Köşkü
burçin terzioğlu
BBP
Çanakkale Savaşı
anap
kpss
siber
bakırköy