|
Talat Atilla 'We Request' ve Hakan Fidan! İktidar, fizik kuralına aykırı gitmesine rağmen muhalefet çöküyor! |
|
Cengiz Altınsoy 'İlahi adalet ve orak' |
|
Adnan Küçük TRUMP’I ESİR ALAN EPSTEİN: BATI’NIN CANAVAR RUHU DEŞİFRE OLDU (2) |
|
Melike Topuk İhtiyaçlar Ayrılır |
|
Zahide Yüzleşme vakti |
|
Tunacan Tuna Avrupa’daki Türk Toplumunda Kültürel Sürekliliğin Taşıyıcıları: Radyolar ve Etkinlikler |
|
Derya Çöl Konforlu Entelektüellik ve Kaybolan Aydınlık |
|
Tuğrul Sarıtaş Ne Yapsak Hakkınızı Ödeyemeyiz |
|
Seyhan Korkmaz NIETZSCHE İLE SABAH DERSLERİ – 9 |
|
Kıvılcım Kalay ŞAKA |
|
Canan Sezgin GÖKYÜZÜNDE BAHAR TEMİZLİĞİ! |
|
Tekin Öget OKUL NEREDE BAŞARISIZ OLUYOR? |
|
Esra Süntar ''YEPYENİ RÜYAM'' |
|
Ersan Yıldız Sedat Peker |
|
Elif Hece Öztürk Sular Yükselirken |
Türkiye’de her hangi bir konuda, ne zaman “Bu kadar da olmaz!”denilse...
O kadardan fazlası oluyor!
Yine öyle oldu!
Daha da ötesi, bir süre önce siyaset ve medya dünyası...
Belki de medya tarihine geçecek kadar ilginç bir serüvene ev sahipliği yaptı...
Tanınmış bir gazeteci, bir medya patronunun yanına giderek "Külliye, Grubun daha fazla büyümesi için gazeteye yüzde 30 ortak olmamı istedi" der...
Medya patronu, bu sürpriz talebe ihtiyatla yaklaşsa da "Bu kadar net bir talep yalan olamaz" diye düşünür ama süreci de zamana yayar...
Vakit uzayınca bu gazeteci, “Yukarıya ne diyeyim?” diyerek, medya patronuna örtülü bir şekilde aba altından sopa gösterir.
Durumun ciddiyetini kavrayan medya patronu, tanışıklığı da olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ulaşmak ister...
Erdoğan’ın vakit darlığı nedeni ile randevu alamayınca, gazetesinin Ankara sorumlusuna Erdoğan’a iletmek üzere bir mektup yazar.
TBMM’de Erdoğan’ın grup konuşmasından sonra patronun temsilcisi, bir yolunu bularak Erdoğan’a mektubu ulaştırır.
Erdoğan, mektubu okur okumaz medya patronunu Küllüye’ye çağırır.
Medya patronuna “Benim asla böyle bir talebim yok. Böyle bir talebim olduğunu söyleyen, ima eden kim varsa benim ismimi kullanıyor, yalan söylüyor. O gazeteciyi tanırım ama böyle bir şey söz konusu değil. “ şeklinde olayı net olarak yalanlar...
Rahatlayan medya patronu, o gazetecinin görevine derhal son verir!
HOŞ GELDİN AHMET CEVAT
Ahmet Cevat’ı sadece Azerbaycan’ın milli marşını yazan özgürlük ve kahramanlık şairi olarak anmak...
Tarihe de... Tarihin sarhoş vicdanına da sığmaz...
Tarih kendinden geçmeseydi...
Yeryüzüne nakış nakış Ahmet Cevat dokuyup...
Karadeniz’in çırpınan dalgalarında...
Ahmet Cevat’ın kulaç izlerini ilmek ilmek kainata tanıtmaz mıydı?
Obezleştikçe küçülen tarihe sığmaması bu yüzden Ahmet Cevat’ın...
Halen “Kim bu Ahmet Cevat?”diyenler varsa...
Onu koynunda saklayan Sovyet zindanlardaki “Susmaram” şiirine...
Stalin’in emriyle 45 yaşında hürriyet isteyen alnına değen kurşunlara sorsunlar...
Bu satırların kalemine değil!
Eski Azeri bakan Nejat Guliyev, tarihin Ahmet Cevat’ın üzerine örttüğü şalı kaldırıyor...
Meleklerden’den sonra insanlar da tanısın diye...
Cevat’ın şiirlerini...
Adeta mitolojik bir duygu ile yeryüzüne yeniden indiriyor...
Hiç gitmediğin kalbimize yeniden hoş geldin Ahmet Cevat...
E-posta
Facebook
Twitter
Yazdır
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
| Bu yazı 36384 defa okunmuştur. |
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
|
|||||
|
|
|||||
|
|
|||||
|

54
49













