TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, üniversitelerde türban serbestisi için yapılan Anayasa değişikliği ve ardından YÖK'teki tartışmalarla gelinen noktada, hükümetin daha önce demokratik ve ekonomik açılımları ile sağladığı güven ortamını zedelediğini söyledi.
Hatay Kadın Girişimciler Derneği'nin (KAGİD) ev sahipliğinde Anadolu'daki iş kadınlarına yönelik olarak Antakya'da düzenlenen '2'nci Anadolu Girişimci İş Kadınları Zirvesi'ne katılan Arzuhan Doğan Yalçındağ, toplantı öncesi gazetecilerin kara harekâtına ilişkin sorularını yanıtladı. Yalçındağ, "Dün, televizyonda sağ salim dönen gençlerimizi izledim. Askerlerimizle çok gururlandım. Güzel bir harekâttı, çok iyi bir harekâttı" diye konuştu.
Arzuhan Doğan Yalçındağ, toplantıdaki konuşmasının ilk bölümünü Türkiye'de kadınların iş yaşamındaki yerine ayırdı, ulusal kadın istihdamı politikasına ihtiyaç bulunduğuna dikkat çekti.
Arzuhan Doğan Yalçındağ konuşmasında türban konusunda açıklamalarda bulundu.
'Türban kamplara ayırdı'
Özünde tamamen kadınları ilgilendiren türban konusunun, ülkeyi kamplara ayırarak, gerginleştirerek, neredeyse bir kriz haline dönüştüğünü anlatan Yalçındağ, sorunu Anayasa'da iki maddeye indirgeyerek çözmeye çalışmanın doğru bir yöntem olmadığına daha önce dikkat çektiklerini belirtti. TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, şöyle konuştu:
Maalesef haklı çıktık
Anayasa değişikliklerinin karşı karşıya kalacağı muhtemel hukuki engellerin de iyi hesap edilmediğine işaret etmiştik. Geldiğimiz nokta, maalesef bu söylediklerimizi haklı çıkardı. Hükümetin, Anayasa Mahkemesi kararını beklemeyi tercih ederek, hukuki çerçeveyi tamamlamaktan vazgeçmiş görünmesi, konuyu YÖK ile Üniversiteler arası Kurul arasında bir çatışma noktasına taşıdı. Dahası YÖK Başkanı aracılığıyla, üniversite rektörlerine yönelik olarak, mevcut hukuki çerçeveyi zorlamaları yolunda tavsiye ve icbar mahiyetindeki telkinlerin gündeme gelmesi gerilimi tırmandırdı. Böylece üniversite öğrencileri arasında gözlenen gerilim, öğretim üyelerine ve en üst yönetime kadar sıçramış oldu. Oysa YÖK'ün, Üniversiteler arası Kurul'u bir ortak olarak değerlendirmesini ve ahenkli bir işbirliğinin şartlarını oluşturmasını beklerdik. Ne yazık ki, geldiğimiz noktada siyasi ortamdaki diyalog ve uzlaşma anlayışından uzaklaşma eğilimi kurumlarımıza da sirayet etmiş bulunuyor.
Yumuşak geçişle halledilebilirdi
Daha önce ifade ettiğimiz gibi, bu sorun zaman içinde yükseköğretim kuralları çerçevesinde, daha soğukkanlı bir şekilde yumuşak bir geçiş ile halledilebilecekken bugün toplumda gerilim nedeni haline geldi. Bu düzenlemenin ortaöğrenim ve kamu kesimine genişlememesi için mevcut hukuki güvencelerin güçlendirilmesi gerektiğini daha önce ifade etmiştik.
'Tek soruna kilitlenildi'
Güven ortamı zedelendi
Bugün içinde bulunulan durum hükümetin önceki dönemde demokratik ve ekonomik açılımları ile sağladığı güven ortamını da zedeledi. Cumhuriyetimizin temel değerlerinden laiklik ilkesinin, zedelenip zedelenmediği tartışma konusu haline geliyor. Siyaset, yargı, eğitim kurumları ve giderek toplum neredeyse tek bir soruna kilitlenmiş duruma getiriliyor.
Ana eksen kalkınma olmalı
Oysa hükümetin, devlet yönetiminin, siyasi partiler arası rekabetin, ana eksenini kalkınma politikaları, uluslararası rekabet gücü, AB süreci, çocuklarımızın geleceği gibi konular oluşturmalı. Siyasi partiler bu konular üzerinden birbirleriyle yarışmalı.
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...