Hüseyin Kocabıyık'ın köşe yazısı
Bugün size birinden söz edeceğim. Fakat bir şeyin bilinmesini istiyorum: Bu yazıyı yazmak benim için hiç kolay olmadı. Çünkü yazıma konu olan kişi ile hiç de iyi huylu bir muhabbet yok aramızda. Ben bu kişinin mesela benimle ilgili her zaman vehimlerle dolu biri olduğunu biliyorum. Her zaman ve her olayda tarafımdan hakkı ve hukuku savunulmuş bir kişi olduğu halde. Eğer bir eksiklikse şöyle bir eksikliği var; kadirşinas değil ve her zaman bir dönemle ve bazı kişilerle ilgili değerlendirme hataları yapar. Bu nedenle, bu kişiyle bundan sonraki hayatımda da hiç işim olmaz doğrusu.
Buna rağmen ve bundan ayrı olarak, onu yazmak, aynı zamanda Türk siyasetinin ve özellikle merkez sağın uğradığı felaketleri anlamak, DYP ve şimdiki adıyla DP'nin başına gelenleri çözümlemek için zorunludur. Merkez sağ kendisi için gerçekten bir temiz demokratik siyaset sayfası açacaksa bu ismi hatırlaması ve mümkünse bir ibret numunesi olarak ona hakkını en itibarlı biçimde teslim etmesi icap ediyor.
***
Bu yazı aynı zamanda DP Genel Başkanı Süleyman Soylu'ya bir açık öneridir. Yazımda bahse konu olacak kişi Dr. Aytun Çıray'dır ve hikayesi kısaca şudur: DYP'nin ve Tansu Çiller'in bürokratıdır. Sağlık Bakanlığı'nda başarılı bir müsteşarlık dönemi geçirdiği genel bir kabul görür. Müsteşarlığı döneminde kendi şehri İzmir'e hizmette kusur etmediği ise aşikardır. Aytun Çıray hiperaktif bir tiptir. Bu nedenle hekimliğin tekrarcı, sıradan ritmi onu hiçbir zaman tatmin etmemiştir. O, insan gövdesinden daha çok, toplumun gövdesinin, her an şaşırtıcı keşifler yapmamızı sağlayan; yaratıcı teşhis ve tedavilere ihtiyaç gösteren düzeneğine ilgi duymuştur. Keşke iç hastalıkları uzmanı olmak yerine sosyolog olmayı tercih etseydi Aytun Çıray. Bu nedenle bu genç adam her zaman hekimlikten çok siyasete ilgi duydu. Meşrebine uygun olduğu için de DP'yi tercih etti. Sıradan insanlar gibi demokratik süreçlerin içinden geçerek Ankara'ya gitmek istedi. Kontenjan adamı olmadı. Ancak bu çabası Ankara'nın kral ve kraliçeleri tarafından taktir edilmedi ve siyasi yolu "cebren" kesildi. İki önseçimi de kazandığı halde aday yapılmadı. Ondan sonra savruldu durdu Aytun Çıray. Ve onu siyasi infaza tabi tutan anlayışın ne merkez sağa ne de kendisine bir hayrı dokundu. Bu olay benim için merkez sağın zevaline en somut örnek olmuştur her zaman.
***
Bilemeyiz tabi, belki bu kader Dr. Aytun Çıray için doğru bir kader de olabilir. Belki bu vehimli ama vizyon sahibi, çalışkan adamdan müthiş bir İzmir Belediye Başkanı çıkabilir. Hem İzmir hem de merkez sağ seçmen ona hakkını bu yolla teslim edebilir. Merkez sağın dirilişi buradan başlayabilir. Demiyor muyuz her vakit, "diken battığı yerden çıkar" diye. Şimdi DP Genel Başkanı Süleyman Soylu'nun yapacağı bir şey var: Tarihin mahkemesinden bir karar çıkartıp Aytun Çıray'a, tüm İzmir'in önünde, partisinin özür borcunu ödemek; ve ardından da hak ve hukukun zaferi olarak Dr. Aytun Çıray'ı DP'nin İzmir Büyükşehir Adayı ilan etmek. Bir küçük tüyo Soylu'ya benden: Aytun Çıray'la seçimi bile kazanma şansınız var İzmir'de.
Yeni Asır
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
|
|||||
|
|
|||||
|
|
|||||
|
Bunlar da ilginizi çekebilir...