Kurulamayan hükümetin gölgesinde geleceği noktasında önemli bir kararın arefesindeyiz. Bu geleceğe ilişkin karar hiç şüphe yok ki hem AB'nin hem de Avrupa'da daha fazla özerklik veya bağımsızlık isteyen bölgelerce (Korsika, Bavyera, İskoçya, Kuzey İtalya, Bask Bölgesi) de takip ediliyor.
Boşanmanın ilk sinyali 7 Kasım günü geldi. Flemenk vekillerin Fransız vekilleri saf dışı bırakarak ve yanlarına Flemenk aşırı sağ partisini alarak (Irkçı partilerle beraber olunmayacağı noktasında Flemenk ve Fransız partilerin arasında bir mutâbakat vardı) parlamentoda Brüksel'in periferisinde yer alan Hal ve Vilvorde bölgelerinin Brüksel'den ayrılmasını içeren bir yasa tasarısını alt komisyonda oyladılar. Tasarı çoğunluğu sağladıkları için geçti. Fransız vekiller katılmayarak tepkilerini göstermeye çalıştırlarsa da pek ciddiye alınmadılar.
Flemenkler, daha fazla özerklik istiyorlar ancak uzun vadede bunun bağımsızlıkla sonuçlanacağını doğrudan söylemeseler de bu havayı estiriyorlar. Her yıl Walon Bölgesine 10 milyar euro veren Flemenk Bölgesi bunun karşılığında daha fazla söz sahibi olması gerektiğinin altını çiziyor. Ya daha fazla özerklik ya da paradan vaz geçin diyorlar. Bu tezlerini de güçlendirmek için Yugoslavya'nın dağılmasını gösteriyorlar. Slovenya'nın da Belgrad'a önemli ekonomik katkıları olduğunu ve daha fazla özerklik verilmeyince bağımsızlığını ilân ettiğini ifâde ediyorlar.
Boşanmanın da bir kaç günde ol(a)mayacağı her kesin malumu. İç-dış borçlar ve tabii Brüksel'in durumu kesinleşmeden boşanma çok zor. Ünlü anayasa hukukçusu François Perrin'e göre "Brüksel, Flemenklerin Kudüs'ü". Brüksel'i kurmayı düşledikleri devletin başkenti olmasını arzuluyorlar vefakat halkın %97'si Fransızca konuşuyor. Bu bölge'nin kendi geleceğini belirleme hakkının olmadığını söyleseler de Brüksel'de yer alan sivil toplum kuruluşları şimdiden organize olmaya başladılar. Bir kısmı Walonya ile birleşmeyi , bir kısmı Brüksel'in doğrudan AB'ye bağlanmasını savunuyor.
Belçika'da yaşananlar AB'nin muhtelif bölgelerinde de yaşanıyor. Bu bölgesel milliyetçiliğin bu şekilde kendini göstermesinin sebeplerinin arasında AB'nin bölgeleri güçlendirme siyasetinin de olduğunu vurgulamak gerekiyor.
Onun içindir ki Belçika sadece kendi kaderini değil aynı zamanda 50. yılı kutlanan AB'nin de geleceğini tayin edecek. Belçika'nın vereceği karar bu çerçevede çok önemli.
Dünyabülteni
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...