Günde kaç gram lif tükettiğinizi biliyor musunuz? Bu sorunun cevabını bilmeyen pek çok kişi, aslında kalp hastalıklarından obeziteye, sindirim sorunlarından kansere kadar birçok sağlık sorununa farkında olmadan zemin hazırlıyor. Oysa elmanın kabuğunda, yulafın içinde, sebze ve meyvelerde saklı olan lifler sadece bağırsaklar için değil, neredeyse tüm vücut için büyük önem taşıyor.
TRT Haber'den Mine Yagıcı Çiftçi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Toplum Beslenmesi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Elvan Yılmaz Akyüz’le sağlıklı beslenme üzerine yaptığı röportajında şunlara dikkat çekti:
"Suda çözünen lifler vücutta sindirildiği ve fermantasyona uğradığı için, bağırsaktaki probiyotik dediğimiz bakterilerin yaşamasına ve çoğalmasına katkı sağlıyor. Mikrobiyotamız, yani bağırsak floramız ne kadar zenginse bizim de sağlığımız o kadar iyi olacaktır. Bunun dışında çözünmeyen lifler ise bağırsak sağlığı açısından, özellikle de kolon kanseri açısından büyük önem taşıyor."

LİF NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Lifli besinleri tüketmenin sağlık üzerindeki etkileri öteden beri bilinen bir gerçek. Nitekim Doç. Dr. Elvan Yılmaz Akyüz de bunu doğrulayarak, “Diyet lifi ya da diğer ismiyle diyet posası besinlerin içerisinde bulunan, özellikle bitkisel kaynaklı besinlerde yer alan, suda çözünen ve çözünmeyen formları olan maddeler. Suda çözünüp çözünmemesi farklı sağlık etkileri yarattığı için sağlık açısından her iki formu da bizim için değerli” diyor.

SUDA ÇÖZÜNEN VE ÇÖZÜNMEYEN LİFLER
Suda çözünen liflerin jel oluşturma etkisi yarattığını söyleyen Doç. Dr. Akyüz, bunun sağlığa katkılarını şöyle anlatıyor:
“Midede tokluk hissini artırmakta, kan şekerini düşürmekte ve kolesterolün vücuttan atılmasına katkı sağlamakta. Suda çözünmeyen lifler ise çözünmediği ve sindirim enzimleri tarafından parçalanmadığı için bağırsak geçişlerini hızlandırıyor ve bağırsakta hacim oluşturuyor. Böylelikle kabızlığı engellemeye yardımcı oluyor.”

Kısacası, liflerin her iki formu da vücuttaki bağışıklık sistemini desteklemeye ve çeşitli hastalıklardan korumaya yardımcı oluyor. Doç. Dr. Akyüz bunu bir örnekle açıklıyor:
“Suda çözünen lifler vücutta sindirildiği ve fermantasyona uğradığı için, bağırsaktaki probiyotik dediğimiz bakterilerin yaşamasına ve çoğalmasına katkı sağlıyor. Mikrobiyotamız, yani bağırsak floramız ne kadar zenginse bizim de sağlığımız o kadar iyi olacaktır. Bunun dışında çözünmeyen lifler ise bağırsak sağlığı açısından, özellikle de kolon kanseri açısından büyük önem taşıyor.”
Suda çözünen ve çözünmeyen lifler, aslında besinlerin içerisinde birlikte bulunuyor. Bu nedenle bir besin için “suda çözünüyor” demek her zaman doğru olmayabiliyor. Doç. Dr. Akyüz, “Mesela elmanın içi suda çözünen lif içerirken kabuğu suda çözünmeyen liftir. Bu sebeple tam bir elma yediğinizde ikisini birlikte almış olursunuz” diyor. Kaynak / TRT Haber
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...